Kemal ATALAR

DEDEM BABAM YALAN MI SÖYLEDİ?

Kemal ATALAR
  18-05-2024 00:00:00

Hayır, asla dedemiz ve babamız yalan söylemedi. Fakat, yanlış öğrendikleri yani kendi zamanlarında kendilerine anlatılanı bizlere anlattılar. Gayemiz, amacımız kimselere galebe çalmak veya atalarımızı suçlamak ya da yargılamak değil. Çünkü;

Onların yaşadıkları dönem, ortalama biz (Z kuşağı) gençler 20’li yaşlardaysak, demek ki baba ya da dedelerimiz ile aramızda ortalama 50-60 yıl zaman dilimi fark var. Bu gün itibarı ile 2024'ten geriye gidince, 1980 ve daha öncelerine tekabül ediyor, belki de daha eski...

Bu bağlamda ele aldığımızda, gerek içinde bulunduğumuz konjonktür gerekse bilim ve aydınlanma dönem ve ortamları ve kuşaklar arası yaşanmış olan ve ülkenin genel bağlamında otokratik, cunta yönetimler ve darbeler nedeniyle gerek eğitim, gerekse erişkin (öğreten-öğrenen) olanların hem ekonomik hem de siyasal baskı ve çalkantılar nedeniyle karşılaştıkları zorunlu göç ve kendi yaşam alanlarını terk etme zorunluluğu nedeniyle yaşanılan kopukluk ve günümüz teknolojisi ile ülkenin bölgesel (genellikle Alevi kitlesi) yaşam alanlarının içinde bulunduğu iletişim, kitap, elektrik ve araştırma kaynaklarının yetersizliği hatta yokluğu ve bu bağlamda kültürümüzün dilden dile yazılı olmayan sözlü ve fakat bölgeden bölgeye, şehirden şehire farklılıklarının olduğu gerçeğini dikkate aldığımızda, birbirinden uzak yerleşkelerde insanların toplandıkları köy odaları ya da Cemevleri tabir edilen yerlerde tek düze, masalsı şiir ve Ali, Şah İsmail ya da ispatı mümkün dinsel kahramanlık hikayeleri, mitolojideki efsane kişilerin kahramanlıkları, asıp kesmeleri niteliğinde olan ve hiçbir kaynağa dayanmayan tamamen Şia kökenli ya da devletin resmi iznine uygun yazılan mitolojik aynı kitaplardan aktarılan bilgiler olması, onları suçlamak, hatta tenzih ederek "yalan mı söylediler" sorgulamasını yapmak, onlara yani atalarımıza saygısızlık olur.

Fakat, kendi aynamıza bakıp, aradan geçen 60-70 yıllık zaman dilimi, teknoloji, kaynak, yazılı ve çeşitli kaynaklar hatta resmi devletin izni olmasa bile çeviriler yolu ile Fars, İngiliz, Arap, Kürt yazar çizerlerinin tarafsızlık ve aykırı düşüncelerinde içinde olmak kaydı ile geçmiş ile kıyas yapıldığında ya da yaptığımızda, bizler halen geçmişin karanlık dehlizlerinden kurtulamıyor veya kurtulmayı istemiyor isek suçlu kim..?

Herkes ve özellikle genç ve ley ley lom jenerasyon kendi aynasına baktığında eksikliğin, yanlışın, cehaletin ya da çok bilmişliğin kendimizde olduğunu rahatlıkla anlarız. Düşünün bugünkü teknoloji ve her an yenilenebilir bilgi, donanım, değişim, dönüşüm hızını. Bir de halen mitolojiler arkasına saklanıp "Dedem babam yalan mı söyledi" absürt anlayışının arkasına saklanıp allem-i cihan olmaya ve ataları kendimize kalkan yaparak, hayata, yaşama ve bilime, bilimsel gerçekliğe at gözlüğü takıp yola revan olup, hiç yanlış mı doğru mu sorgulaması, araştırması yapmadan yanlış doğrulara at başı rahvan hızla gitmek, ne derece kendi gerçekliğimize uygun, ne derece eğitim ve bilime uygun, ne derece akla ve mantığa uygun? Tüm bu değerlendirmeler bütünlüğünde atalarımızı suçlamak ya da onların kalkanının arkasına saklanıp at gözlüğünden kurtulmak yerine aptal gibi sığır sürüsü gibi kendimizi mitolojik kahraman yaratan çobanlara teslim etmek niye..?

İşte tüm sorun bu: kolaycılık, tembellik, ezbercilik ve sürü olmak... Nasıl bir tezatla karşı karşıya olduğumuzu rahatlıkla anlamış olmamız gerekir. Çünkü;

En yakın tarih ile 1500 yıllık hikayelere sığınmak mı yoksa aynı konu üzerinde yüzlerce değişik anlayışta yorum ve bilgilerin (bununla beraber saçmalayanların da) olduğu bilgi devi Hz. Google'ı, ..! İşte bizlere düşen öğretilerin özü gerçeği yaşamımızla örtüşen ve akıl-vicdan dengesinde kabul görür olanı almak olmalıdır. Bugün hangi felsefenin, hangi ideolojinin veya hangi inancın mümini olursak olalım, cemevlerinde, kiliselerde, camilerde, Kur'an kurslarında, tekke ve zaviyelerde hatta günümüz mekteplerinde (bilimsel temelli sorgulama, fikri tartışma var) hikaye ve mitolojik hikaye ve bu hikayelerinin olup olmadığı muamma kahramanları dışında bir sohbet babında kabul görürlük var...!

Maalesef hiçbir yerde, kurumda, ibadethane veya alanda bunlara yer verilmediği, hatta konuşulamadığı gibi bu tür sorgulama ve akıl yürütmenin bile suçlu kabul edildiği, etimolojik bir yaklaşım olmadığı gibi teoloji ile bunların hayalden öteye gidemediği bilgisini sunmanın reddedildiği ve beraberinde horlandığı, dışlandığı, inançsal bağlamda "Dinden imandan çıkmış" yaftasını vurmak sureti ile kolaycılık yolunu seçerek bedava ekmek, bedava yaşam sürmenin önündeki en büyük engel olan ilim ve bilgiyi, belgesiz, kayıtsız şartsız yok saymak ve hemen "Dedem babam" savunmasının arkasına saklanarak kendi geçmişlerine leke sürme kolaycılığı ile biat kültürünü diri tutma yarışına devam etmek gibi kendi suçumuzu görmezden gelme basiretsizliği ile başka zaman ve mekanlardakilere atf-ı cürümde bulunmak...

Siz-biz kuşaklar, ne zaman bu biat ve at gözlüğünü terk eder ve atalarımızın kalkanı ile yanlış doğruları savunmak yerine sorgulamaya başlarsak, işte o zaman gerçek biz oluruz. Atalarımız, yol önderlerimiz boşuna dememişler "İLİMLE GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR." Ne mutlu ilimle yolunu aydınlatanlara, gerçeğini bulanlara...

İlimle kalın, aşk ile kalın...

Kemal Atalar Şanlıurfa/Kısas

 

  Bu yazı 2456 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım