Kemal ATALAR

Arınma Maskesiyle Korunma: Bu Sahtekarlık Değil mi?

Kemal ATALAR
  14-01-2026 15:30:00

Son haftalarda, özellikle TBMM içinde, ismi önemli olmayan bir vekilin Alevilere karşı içinde beslediği kini dışa vururcasına kullandığı sözler kamuoyuna yansıdı. “Suriye’de Müslümanlar katledilirken sessiz kalanlar, Aleviler öldürülünce fırtına kopartıyorlar” minvalindeki bu cümle, doğrudan ayrıştırıcı, kimlik hedefleyen ve nefret söylemi üreten bir yaklaşımdır. Üstelik bu kişi; tarafsızlık, demokrasi ve Cumhuriyet ilkelerine sadakat üzerine yemin etmiş olmasına rağmen bilinçaltında taşıdığı duyguları en çıplak haliyle dışa vurmuş, toplumsal barışı zedeleyen bir dili tercih etmiştir. Bu başlı başına bir sorundur.

Ancak mesele bununla sınırlı kalmamıştır. Aynı şahıs, Alevi canların ve Alevi kurumlarının gerek bireysel sosyal medya hesaplarından gerekse kurumsal açıklamalarla gösterdiği tepkiler sonrasında özür dilemek yerine, kendine uygun bir “sığınak” bulmaya yönelmiştir. Arınacak, aklanacak bir liman aramış; ardından da tarihsel mitoloji alanına sığınarak Alevilerin aklıyla oynamayı marifet sayan bir tiyatroyu sahneye koymuştur. “Ali’yi sevmek Alevilik ise ben de Ali’yi seviyorum” der gibi, toplumun genetiğiyle; her tavır, söylem ve hatta eylemiyle oynayabilen bir aktörlük sergilemiştir.

Oysa Ali’yi sevmenin, zaten Müslüman olanlar açısından bir zorunluluk olduğu açıktır. Ali’ye ve ailesine yapılan katliamlar, haksızlıklar, entrikalar; İslam toplumunun kendi tarihsel ve içsel sorunudur. Ali ve ehlibeyt Alevi değil; İslam’ın ilk inanırlarıdır, ilk militanlarıdır, ilk fedaileridir. Bunları bu kişi de, onu alkışlayanlar da hepimizden çok daha iyi bilmektedir. Buna rağmen tarihsel karanlığı, zulmü ve katliamları “din adına yapılınca” savunma eğilimi göstererek insanlıklarını unutmakta, sorunun kaynağını kendilerinde değil Alevilerde arayan bir saptırma dili kurmaktadırlar. Böylece hem tarihsel hakikati tersyüz etmekte hem de duygusal zekâ oyunlarıyla topluma bir kandırmaca sunmaktadırlar.

Daha vahimi şudur: Bu tür bir sahneyi kuran aktör kadar, ona çanak tutanların aymazlığı da ağır bir sorundur. Asıl mesele, o zatın ne dediği kadar; tarih boyunca fetvalarla, emirlerle, kin saikiyle komşusunu katleden zihniyetin bugün de sürüyor oluşunu görmezden gelen, hatta bununla fotoğraf vererek meşrulaştıran STK ve cemevi yöneticilerinin içinde bulunduğu ruh halidir. Bu yöneticilerin bir kısmı, yol ve felsefe uğruna değil; çıkar odaklı, ben merkezli bir konum için hareket etmektedir. Aleviliğin yol süreginde temel olan Dar-ı Mansur’u, ikrarı, rızalığı ve yol hakikatini birkaç satırla boşa düşürmekte; daha da kötüsü bu tür tezgâhlara çanak çömlek olmaktadırlar.

Sormak gerekir: Bu grup, Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da katledilenleri biliyor mu? Pir Sultanları, Hallac-ı Mansurları, Nesimileri tanıyor mu? Hatta yakın tarihte Suruç’ta, Roboski’de yaşananları; Suriye’de, Afrin’de, Gazze’de süren zulüm ve katliamları gerçekten görüyor mu? Bu zulümlere karşı nasıl bir tavır ortaya koyuyor? Sadece göstermelik açıklamalarla mı geçiştiriyor, yoksa yolun gereğini yerine getirecek bir duruş sergiliyor mu?

Pir Sultan’ın Hınzır Paşa’ya söylediği şu söz, bugün de yolun pusulasıdır: “Benim köpeklerimin yemediği lokmaları ben nasıl yerim?” Ya da “Senin lokmalarını o kapıdaki itlerim bile yemiyor, yemezler.” Bu öğretinin asıl anlamı, bir lokmanın helalliği kadar, o lokmanın arkasındaki zihniyeti de sorgulamaktır. Zira lokma, yalnızca ekmek değildir; bir duruştur, bir ikrardır, bir vicdan terazisidir.

Bu yazı kimseyi kırmak, incitmek, küçümsemek için değil; yalnızca yolun olmazsa olmazlarını yeniden hatırlatmak içindir. Özür dilemekten imtina eden, kibirle konuşan ve Alevi toplumunu aşağılayan bir zihniyete çanak tutmanın; aslında duygusal bir aşağılanmayı kabullenmek anlamına geldiğini hatırlatmak istedim. Böyle bir durumda “arınma” diye sunulan şey gerçekten arınma mıdır, yoksa korunma kılıfıyla yürütülen sahtekârlık mıdır? Soruyu buraya koymak zorundayız. Çünkü Aleviliğin özü, adaletin ve hakikatin yanında durmaktır; herkesin gözüne baka baka kandırılmaya rıza göstermek değil.

Sürçü lisan ettiysem affola…

Kemal Atalar

  Bu yazı 1041 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım