EŞEĞİNİ SAĞLAM KAZIĞA BAĞLA..
Kemal ATALARDerler ya.. ;
Şeyh uçmaz mürit uçurur ' diye.
İşte tamda öyle,
Deprem doğal afettir ve gayet doğal yeraltı gaz sıkışması sonucunda fay hatlarının kırılmasının yan etkisi ile oluşan yer altı katmanlarının hareketlenmesi ve yeraltında meydana gelen hareketlenme ve çöküntülerin yeryüzüne yansıması sonucu oluşan ve Richter ölçekleri ile ölçülebilen sarsıntılardır.
Tamam ama .. ;
Eğitim ve Bilim işte tamda burada devreye giriyor, yeraltı hareketliliği fay hatlarının kırılması ve bunun sebebi (yani Yıkım ve Ölümlere) ile oluşan olumsuz etkenlerde tedbir almak ve bunun içinde doğanın dengesini bozmamak, orman alanlarını yok etmemek, tarım arazilerinde gerek imarlı gerekse imar siz yapılanmaya müsamaha göstermemek bunun içinde tarım arazilerini imara açmamak,
Ayrıca..
Yapılması gereken inşaatlarda müteahhitlik, projelendirme, jeoloji (yer altı dayanıklılığı) ve sonrasında bina için zemin etüdü, ve kat sayısı ile yapı denetimlerin ve rijsaylandirmalarin çok sıkı tedbirler alınarak ve en önemlisini can güvenliği hesaba katılarak yapılmasıdır. Bunun içinde kesinlikle ahbap çavuş ilişkisi veya hatır gönül ilişkisi temelinde izinler verilmemesi şarttır.
Hele hele var olan kaçak yapılara siyasi hesaplar ve ekonomik çıkar hesapları gripte olmaması verilmemesi gereken inşaat ruhsatları, oturum izinleri ve özellikle seçim hesapları nedeni ile sözüm ona İmar affı, imar Barışı isimleri ile algı yaratıp hem para devşirmek hem güzellik yapmak. ( ..!) Gibi halkın olum fermanlarını göz göre göre imzalamak ve bu kararlarında en güvenilmesi gereken ülkenin kalbi olan Meclis den alınan kararlar sayesinde yapılması, yaptırılması işin ne kadar sağlam olduğumuzun başka bir göstergesidir.
Yıllardır deprem bilim adamları, jeoloji mühendislerinin yaptıkları tüm uyarılara rağmen sağır olan vicdanlarını ve dolayısıyla insanlığını satan bir yönetim kadrosunun yapacağı tek dayanak "Topu taca atmaktır" evet topu taca atmak la tüm sorumlulukların kurtulup, kadere bağlamak, taktiri ilahiye olayı geçiştirmek ve sonrasında da insanlara sabır, şükür ve başsağlığı telkininde bulunmak işte devlet yönetiminin absürt yaklaşımı, fakat dönüp geriye baktığımızda işte bu absürt yaklaşımı pohpohlayan milyonlar var ve bu milyonlar, kendi kıçını kurtarma telaşesi ile Azrail’e tokat atan, pişirdiği hiç bitmeyen, kanatlanıp nerede ise Allah ile sohbet eden ve Gelecek tüm doğa olaylarında Allah’ın önce kendisine bilgi verdiğini ve akıl sorduğunu söyleyen, Şeyhler, tarikatlar mezhepler adları kimlikleri ne olursa olsun bu milyonlar sayesinde uçuyorlar...! En ufak bir sarsıntıda da Gavur malı dedikleri en güvenlikli araçlarına binip arkalarına bile bakmadan olay yerinden topuklayarak sıvışıyorlar. (Var mı Maraş depreminde bu malum şahsiyetler yardım ederken, görenler.. Duyanlar...?)
Çok basit ve en kolay yol Kader ve Allah’ın taktiri...!
Yukarıda da anlatıldığı üzere deprem kader değil, doğa olayıdır ve insanlara düşen görev ise bilim ve ilmin emrettiği doğrultuda tedbirler almaktır. O nedenle "Eşeğini sağlam kazığa bağla" denilmiştir. Sağlam binalar, sağlam temeller, dürüst ve bilinçli vicdanlar ile 7.6 değil 9. Şiddetinde (Japonya örnekleri ortada) deprem olsa en az hasar ve en az can kaybı ile atlatılabilir durumda olurduk.
İşi Allaha ve kadere havale ederek bir nevi hırsızlığa sahtekarlığa davetiye çıkartıyor ve bu insanları temize çıkartmış oluyoruz ve diğer bir bakış açısı ile de Yaratıcıyı suçlayarak inanca helal getirmiş oluyoruz...!
Kaldı ki deprem sonrası daha farklı, ülkemizin içinde bulunduğu deprem gerçeği ile her zaman belki de her an yüz yüze olduğumuzu unutmadan, bilim insanlarının tüm uyarılarını dikkate almak zorundayız. Deprem sonrası çalışmalarda önceden gerekli tüm tedbirlerin alınmış olması, anında gerek arama kurtarma gerek ilk yardım gerek güvenlik gerek yardımlaşma ve dayanışma ekipman gibi formalitelerin, valilikler, belediyeler, kurumlar nezdinde hazır kıta olması ve hemen hareke geçirilmesi şart. Ne kadar erken müdahale o kadar can kurtarmak demektir.
Devlet olarak, bir defa kesin bir şekilde "DEPREM ve YARDIM BAKANLIĞI" adı altında geniş bütçeli ve donanımlı ekipmanların hazırda bekletilir durumda olması ve gelen giden tüm yardımların örtülü ödenek misali değil aleni kalem, kalem kuruşuna kadar hesaplanması ve dayanışma da halka güven verilmesi, halkın devletine güvenmesi, devletinde o güveni oluşturur tavır sergilemesi gerekir.
Bu nedenle
Binlerce ölü, o binlerce yaralı ve bir o kadar ve kayıp çocuk aile ve trilyonlarca maddi zarar el birliği gönül birliği ve dayanışma olmadan sarılmaz, bunun içinde hurafelere, kaderciliğe değil ilime ve bilime sarılmak, bilim insanlarının uyarılarına uymak, ruhsatsız yapılara asla izin vermemek, imar affı veya barışı gibi mezarlar yapmamak ve özellikle geniş bütçeli şahsına münhasır Deprem Bakanlığı kurup aktif olarak tutmak şarttır.
Deprem Öldürmez Cehalet öldürür.
Tüm ülkemize, vatandaşlarımıza geçmiş olsun.
Aşk ile...
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Arınma Maskesiyle Korunma: Bu Sahtekarlık Değil mi?
- Asimilasyona Karşi
- Celladina Aşik Olmak ve Biat
- Madem Demokrasi...
- İlk Olmak mı, Gerçekçi Olmak mı?
- Aleviler ve Yas-ı Matem
- Zehirli Okun Hedefi...
- YA OLDUĞUNUZ GİBİ YA DA GÖRÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ OLUN...
- KENDİ GERÇEKLİĞİMİZLE YÜZLEŞMEK...
- Semah Folklor Oyunu Değildir
- SAVAŞ, YAŞAMIN HER ALANINDA...
- HALLAC-I MANSUR'U ANLAMAK...













