Her Nerede Yaşıyor Ve Yaşatılıyorsak...
Kemal ATALARDünyanın herhangi bir coğrafyasında, hangi ırktan, inançtan ya da dilden olursak olalım, yok sayılmaya, katledilmeye ve asimilasyona maruz kalıyorsak ve Aleviler olarak buna karşı sessiz kalarak "Bana dokunmayan yılan" anlayışıyla saklanıyor, gizleniyor, korunuyor ve suskunlaşıyorsak, en baştan Aleviliği tanımıyor ve bilmiyoruz demektir.
"72 millete aynı nazarla bakmak" düsturunu içselleştiremeyen bir Alevilik, gerçek Alevilik değildir.
Alevi olup, binlerce yıldır her coğrafyada zulüm, yakılma, yıkılma ve yok edilme deneyimini yaşamışken, hâlâ "Evet, hak ediyorlar" deme lüksüne sahip olmak, kabul edilemez bir yozlaşma ve kimliksizliktir. Bu anlayış, kendine yabancılaşmış bir devşirme zihniyetini temsil eder.
Bu tür kişiler zaten düşkündür. Aleviliği yalnızca semah dönmekten, bağlama çalmaktan ve yüksek perdeden deyişler söylemekten ibaret sananlar, başka inanç ve felsefelerin aracı olmaktan öteye geçemeyen bukalemunlardır.
Bugün Suriye’de HTŞ, DAİŞ, El Kaide gibi terör örgütleri, siyasal din anlayışıyla hareket ederek, inançlarının kendilerine emrettiğini iddia ederek Kürt, Türk, Arap, Yahudi, Ermeni ve özellikle Alevilere karşı kin ve nefretlerini kusmaktadırlar. Bu terör grupları katliam yaparken, dünyanın diğer bölgelerinde - Afganistan, Gürcistan, Karabağ, Amerika, Afrika ya da herhangi bir yerde - yaşanan zulümlere sessiz kalmamız kabul edilemez.
Biz Aleviler, Esed’i Alevi olarak görmedik ve görmüyoruz. Eli kanlı bir diktatör Alevi olamaz. Çünkü Alevilikte kutsal olan, secde edilen Kâbe, canlıdır. Canı (zorunlu beslenme dışında) öldürmek, eziyet etmek ve katletmek Alevilikte asla kabul edilemez.
Bu bağlamda, Alevilik kendine özgü bir yaşam ve inanç yoludur. Hiçbir dinin gölgesi, maşası, sağı, solu, önü, arkası ya da bahçesi değildir. Kimse Aleviliği "siyasal Alevilik" gibi absürt ve ne olduğu belirsiz bir kimliğe dönüştürmeye cüret etmemelidir. Buna kimsenin hakkı ya da yetkisi yoktur.
Alevilik, sade ve kendine özgü bir akıl, kamil bir hakikat yolu ve yalnızca insan olabilme erdemidir.
Suriye’den Türkiye’ye, İran’dan Irak’a, Rusya’dan Amerika’ya, Almanya’ya ve dünyanın her coğrafyasında, dili, dini, rengi ne olursa olsun, tüm insanların yaşam hakkı vardır. Hiç kimse, başkasının kaderine, yaşamına, inancına ya da felsefesine müdahale etme hakkına sahip değildir.
Her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsak, hangi dili konuşuyorsak, hangi inanca sahip olursak olalım; özgür, bağımsız ve insanca yaşamak bizim idealimiz olmalıdır.
Kemal Atalar
Aşk ile...
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Arınma Maskesiyle Korunma: Bu Sahtekarlık Değil mi?
- Asimilasyona Karşi
- Celladina Aşik Olmak ve Biat
- Madem Demokrasi...
- İlk Olmak mı, Gerçekçi Olmak mı?
- Aleviler ve Yas-ı Matem
- Zehirli Okun Hedefi...
- YA OLDUĞUNUZ GİBİ YA DA GÖRÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ OLUN...
- KENDİ GERÇEKLİĞİMİZLE YÜZLEŞMEK...
- Semah Folklor Oyunu Değildir
- SAVAŞ, YAŞAMIN HER ALANINDA...
- HALLAC-I MANSUR'U ANLAMAK...













