Kemal ATALAR

İslam’ın Özü Biz miyiz?

Kemal ATALAR
  04-03-2025 09:54:00

İslam peygamberi Hz. Muhammed, 570-571 yıllarında dünyaya gelmiş ve 40 yaşına kadar Suudi Arabistan coğrafyasında, ticaret yollarında—özellikle İran, Irak ve Suriye gibi bölgelerde—faaliyet göstermiştir. Daha sonra Hira Dağı eteklerinde inzivaya çekilmiş ve burada kendisine vahiy yoluyla iletilen emirleri almıştır. 40 yaşından itibaren, kendisine gönderilen kutsal kitabın hükümlerini anlatmaya ve yaşatmaya başlamış, bu uğurda savaşlar yapmış, bizzat savaşlara katılmıştır. Kazanılan savaşlar sonucunda, köleler, cariyeler, mal, eşya ve mücevherler paylaşılmış; İslam dini, bu düzenlemeler çerçevesinde belirli kurallar ve kaideler getirerek bir sistem oluşturmuştur.

Hz. Muhammed, İslam’ı tercih edenlerin dünya yaşamlarına dair düzenlemeler yapmış, cennet, cehennem, huriler gibi kavramları açıklamış ve bunlara inanmayı olmazsa olmaz bir kural olarak belirlemiştir.

İslam’ın temel şartlarına bakıldığında—Kur’an’da yazılı olduğu ve milyonlarca Müslümanın uyguladığı şekliyle—beş ana unsur öne çıkmaktadır:

1. Oruç (Savm): Belirli zamanlarda ibadet amacıyla yemek, içmek ve belirli dünyevi zevklerden uzak durmak.

2. Namaz (Salât): Günde beş vakit kıbleye dönerek belirli hareket ve dualarla ibadet etmek.

3. Hac: Belirli şartları sağlayan Müslümanların Mekke’ye giderek Kâbe’yi ziyaret etmeleri.

4. Zekât: Maddi durumu iyi olan Müslümanların mallarının belirli bir kısmını ihtiyaç sahiplerine vermesi.

5. Kelime-i Şehadet: Allah’ın birliğine ve Muhammed’in onun peygamberi olduğuna iman etmek ve bunu kabul edip ikrar etmek.

“İslam’ın Özü Biziz” Diyen Alevi Önderleri Üzerine

Bazı Alevi dedeleri, pirleri, mürşitleri ve yol önderleri “İslam’ın özü biziz” ifadesini kullanmaktadır. Ancak burada bir soru ortaya çıkıyor: İslam’ın temel şartları olan namaz, oruç, hac, zekât gibi ibadetlerin hangileri Alevilik inancında eksiksiz bir şekilde yerine getirilmektedir?

Örneğin, namaz konusu ele alındığında, İslam’da günde beş vakit kılınması gereken namazın Alevilik inancında birebir uygulanmadığı görülmektedir. Aleviler, buna karşılık olarak cem ibadetini öne sürmektedirler. Ancak cem, vakit namazının yerini alan bir ibadet değil, toplumsal birlikteliği pekiştiren bir ritüeldir. Cem, bireysel bir ibadet yerine, toplumsal dayanışma, sorunların çözümü ve lokma paylaşımı gibi unsurları içerir.

Oruç meselesine gelince, İslam’daki Ramazan orucu belirli kurallar çerçevesinde 30 gün boyunca tutulurken, Aleviler Muharrem orucunu ön plana çıkarmaktadır. Ancak Muharrem orucu, klasik bir oruç değil, Yass-ı Matem olarak adlandırılan bir yas sürecidir. Bu yas sürecinde sahur ve iftar gibi uygulamalar yoktur. Muharrem orucu, Şii geleneğinden kaynaklanan bir miras olup, Kerbela vakıasına dayanarak bir yas tutma ritüelidir.

Hac konusuna gelince, Alevilik inancında “Alevinin Kâbe’si insandır” anlayışı hâkimdir. Yani, kutsal bir taş ya da yapı yerine, insanın özü kutsal kabul edilir. Bu sebeple, Aleviler arasında hac ibadeti, klasik anlamda yerine getirilmemektedir. Ancak günümüzde bazı Alevi dedeleri, gri pasaportla hac ziyaretinde bulunarak, menfaatlerini ön planda tutmaktadır.

İslam Hukuku ile Medeni Hukuk Arasındaki Farklar

İslam’ın hukuk sistemi incelendiğinde, Mecelle adı verilen şeriat hukuku geçerlidir. Şeriat hukuku, medeni hukuku dini açıdan kabul etmez. Örneğin:

1. Miras hukuku: İslam hukukunda erkekler kadınlardan daha fazla miras alırken, medeni hukukta eşit miras paylaşımı esastır.

2. Kadın-erkek ilişkileri: İslam hukukunda erkeklerin birden fazla kadınla evlenmesi mümkündür, ancak medeni hukuk bunu yasaklar.

3. Tanıklık meselesi: İslam hukukunda bir kadının tanıklığı, bir erkeğin tanıklığının yarısı kadar kabul edilirken, medeni hukukta kadın ve erkek eşit tanıklık hakkına sahiptir.

Ayrıca, kadın-erkek oturma düzeni, mahremiyet, evlilik şartları gibi konular da İslam hukuku ile medeni hukuk arasında ciddi farklılıklar içermektedir.

 “İslam’ın Özü Biziz” Söylemi Ne Kadar Gerçekçi?

Yukarıda özetlenen bilgiler ışığında, İslam’ın temel ibadetlerini ve hukuki kurallarını yerine getirmeyen bir inanç sisteminin “İslam’ın özü biziz” iddiasında bulunması ne kadar doğrudur? Eğer Alevilik, İslam’dan farklı bir yol izliyorsa, neden bu tür iddialarda bulunulmaktadır?

Aleviliğin kendine özgü bir inanç ve yol anlayışı olduğu açıktır. Ancak, İslam’ın temel kurallarına bağlı kalmayan bir topluluğun “İslam’ın özü biziz” demesi, mantık çerçevesinde tartışmalı bir konudur.

Bu tür meselelerin, akıl ve mantık çerçevesinde ele alınması ve hurafelerden uzak durularak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Aşk ile…

Kemal Atalar – Urfa / Kısas

  Bu yazı 1594 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım