Kemal ATALAR

İlk Olmak mı, Gerçekçi Olmak mı?

Kemal ATALAR
  13-06-2025 10:20:00

İlk insan Âdem Ata'nın varoluşu, Tevrat’ın Tekvin bölümünde ve Yahudi bilginlerinin tarihlendirmelerine göre M.Ö. 3971 olarak verilir. Yunanlı din bilginlerine göre ise farklı bir hesaplamayla M.Ö. 5490 yılları civarında ilk insanın varlığı kabul edilmektedir.

Bu konularda gerek İslam, gerekse Hristiyanlık, Zerdüştlük gibi diğer inançlar tarih belirtmekten kaçınmakla beraber, Âdem ile Havva’nın ilk insanlar olduğu noktasında hemfikirdirler.

Biz bu tarihlerin ortaya çıkmasında muhtemel hesaplama hatalarını da dikkate alarak, bu varoluş sürecini azami 7-8 bin yıl öncesine götürelim.

Yani bu hesaba göre M.Ö. 8000 yıllarında, inançlara göre ilk insan var edilmişse; evrenin yaşı ve geçirdiği evreler, Neolitik çağ, Bakır-Tunç-Taş vb. çağlardan öncesinde bilimsel olarak tanımlanan (Erectus, Neandertal, Sapiens, Homo Sapiens vb.) canlı yaşamındaki varlıklar insan değil miydi?

İnsan değilselerdi, neydiler?
İnsan iseler, bilimsel verilere göre evrenin yaşı ortalama 7,5 - 8 milyar yıldır. Bu zaman diliminin "Big Bang Teorisi"ne göre, insansı canlıların yaşama başlaması en erken 3 milyon yıl öncesine; ardından evrenin geçirdiği buzul çağları ve uzun süreli dönüşüm süreçlerine uzanır. Nihayet toplu yaşamın, son buzul çağın yaşandığı Antarktika coğrafyasında yaklaşık 300.000 yıl öncesine, Afrika, Orta Doğu ve Anadolu’da ise en son 50.000 yıl öncesine kadar uzandığı bilinmektedir.

İklim koşullarının günümüz insanı için yaşanabilir hale gelmesi ise yaklaşık 25.000 yıl öncesine tekabül eder.
Avcı-toplayıcı yaşamın, yani diğer bir deyişle köy ve kent yaşamının ilk örnekleri, Göbeklitepe örneğinde olduğu gibi (ki bu tarih her an değişebilir) yaklaşık 12.000 yıllık bir geçmişe sahiptir.

Bu tarih M.Ö. 10.000 - 11.000’lere uzanır. Eğer bu tarihlerde insansı yaşam varsa, o hâlde Âdem’in “ilk insan” olarak varoluşu imgesi, bu zamanla nasıl örtüşür?
Bu süreçte yaşanmış insansı canlılık yok muydu?

Varsa, bunlar insansı değil miydi?
İnsansı iseler, Âdem-Havva miti bir mitoloji olmuyor mu?

Dolayısıyla, yaşam süreci içerisinde gelinen noktanın temel tasarım ilkesi bilim ve ilim olması gerekirken, yalnızca dinsel öğelere dayalı bir anlayış neden hâlâ dayatılmakta direniyor?
Neden kendini güncellemeye yanaşmıyor? Çekincesi ya da korkusu nedir?

İnanç, bireyleri ve toplumları bir arada tutabilir. Ancak bunu, "sadece benim istediğim ritüelde olsun" baskısıyla yapmaya çalışmak, ilahi varlığın saygınlığına zarar vermez mi?

Bilim, akıl ve sorgulama ile ispat yükümlülüğünü öne sürüp belgeli, delilli, kaynaklı ve elle tutulur sabit dayanaklar sunar.
İnançlar ise, yalnızca benimle aynı fikirde olmayı dayatır. Bu ise ilahi varlığın serbestisiyle akıl yürütme alanını kapatarak, sadece korku, biat ve sonuçta "ödüllendirilme" algısına indirgenmiş bir anlayışı yansıtır.

Âdem-Havva mı, yoksa daha öncesi mi?
Bu mitin, bunca bilgi, belge ve bilimsel veriye rağmen güncellenmesi gerekmez mi?
Bunun önündeki engel nedir, neden güncellenmiyor?

İşte tüm bu veriler ışığında, kadim bir yaşam felsefesi olan Aleviliği dinler mitolojisi eksenine çekmeye çalışanlara sormak gerekir:

Tüm dinler Aleviliğin neresinde duruyor?
Ya da tersinden bakarsak:
Hakikatçi Alevilik, dinlerin hangi mitolojisiyle örüntülü?
(Şii - Şia hikâyelerini, siyasal dayatmaları geçiniz.)

Kemal Atalar
Urfa / Kısas

Kaynak:
Neandertallerden Neoliberal Yaşama: Dünya Tarihi
Yazar: Neil Faulkner

Çeviri: Tuncel Öncel

  Bu yazı 2536 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım