KENDİNİ ANLAMA (En'el Hak)
Kemal ATALARHer canlı, kendi varlığını üç kademede sorgulayıp bulur: içsel duygular, dış etkenler ve bilimsel oluşumlar.
Bu üç etmenden herhangi birinin yetersizliği veya baskın gelmesi, canlıyı (a)normal bir statüye sürükler ki bu durumda, fiziksel, manevi ya da psikolojik rahatsızlıklar peydahlanır.
Birinci duygu (İçsel):
Kişiler, kendi varlık nedenleri ya da fiziksel oluşumlarının nasıl oluştuğunu bilimsel yolla, belirli bir eğitimden ve çevresel faktörlerin dış anlatımları ile zaman dilimi içinde anlar, idrak eder. Fakat aynı kişi, kendi iç âleminde var olduğunun zihinsel bilincindedir; nasıl olduğu, neden olduğu, kimlerden olduğu gibi. Ancak bu durumu ifade kabiliyetinin yetersizliği nedeniyle beyan edemez ama bunun idrakinde olduğu iç dünyası ile anlar. Zihin ve bellek hafıza oluşumları bu evrede başlar.
İkinci duygu (Fiziksel, Bilimsel):
Kişi veya tüm canlılar, iç duygularının dış evrene yansıtılması, kendisinin fiziksel varlığı sonrasında kat edeceği merhaleler sonucu anlama duygusu, fiziksel etkileşimler, bilinç ve görme, duyma, algılama ile, yani canlı yaşamın gerektiği tüm faktörlerin bütünüyle fiziki varlığının farkına varır. Ve kendisiyle birlikte diğer mevcut aktörlerin de aklın ve zekânın sorgulama ve kavrama yetilerinin aktifleşmesi ile bilinç, yani fiziksel bilinç ön plana çıkar.
Üçüncü duygu (Manevi, Varlık):
Bu durum, diğer iki duygunun elbirliği ile görülmeyen, tutulmayan hiçlikte kalan içsel ve dışsal duyguların bütünlüğü ile varlık nedenlerinin giz âlemi, yani kişinin kendi bilinci dışında kalanları hisleriyle varlığının farkına varması, yani kuvvet bulmasıdır. Bu kuvvet, fiziksel, bilimsel ve içsel tüm verilerin etkileşimi ile hem yokluk (hiçlik âlemini) hem de bedensel âlemi etkileyecek güç olur.
Bu vesileyle Tanrı, Hak, Rab, Allah vb. isimlendirmelerin hiçlik âleminde kişinin kendi özü ile fikri ile bilimi ve duyguları ile yaşamsal âleme yönlendirdiği, eli, kolu, duygusu, sopası, celladı, kini, nefreti, sevgisi, aşkı ve dolaylı olarak tüm öz benliğinin dış varlık olarak kendini bilmesi, görmesi, anlamasıdır.
Yoksa:
Tanrı’nın elinde sopası ya da yüzünde aşkı yoktur; cisimsiz, görülmeyen, duyulmayan, ceza veya fayda vermeyendir. Canlı yaşamda ve varlıklarda nükseden, yer kaplayan, duygu, düşünce, davranış olarak sabitleşen duygu (Spinoza’nın anlatımındaki yeri) olarak yer alandır.
Kemal Atalar
Kısas / Şanlıurfa
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Arınma Maskesiyle Korunma: Bu Sahtekarlık Değil mi?
- Asimilasyona Karşi
- Celladina Aşik Olmak ve Biat
- Madem Demokrasi...
- İlk Olmak mı, Gerçekçi Olmak mı?
- Aleviler ve Yas-ı Matem
- Zehirli Okun Hedefi...
- YA OLDUĞUNUZ GİBİ YA DA GÖRÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ OLUN...
- KENDİ GERÇEKLİĞİMİZLE YÜZLEŞMEK...
- Semah Folklor Oyunu Değildir
- SAVAŞ, YAŞAMIN HER ALANINDA...
- HALLAC-I MANSUR'U ANLAMAK...













