Kemal ATALAR

LEŞLERİN OLDUĞU YERDE NE DİN NE DE DEVLET OLMAZ...

Kemal ATALAR
  21-12-2024 11:40:00

Bir halk, bir din, bir devlet kendi insanına, kendi inanırına ve kendi vatandaşına karşı neden kendini çelik zırhlı duvarlar ve mitolojiler arkasına gizlemek zorunda kalır?
Ya halkına, inanırına, vatandaşına doğruları ve gerçekleri söylemiyor ya da kendisi sahtekar ve vitrinlere oynuyordur.

Aksi takdirde:
Dinlerin görevi, insanların barış, huzur ve manevi gelecekleri ile ilgili akıl ve mantığın kabul edeceği, istisnasız herkesin aynı kurallara bağlı olarak el ele birlikte olmalarını telkin etmektir.

Devletlerin görevi, baskın güç olmak veya diktatörlük yapmak değil, sınırları içinde yaşayan vatandaşlık bağıyla bağlı olan ya da olmayan (turist, göçmen vb.) her canlının can, mal ve yaşam güvenliğini sağlamak; ayrıca iş, çalışma, geçim, sağlık ve eğitim sorunlarını sınıf, dil, ırk, cinsiyet ve inanç ayrımı yapmaksızın çözmektir.

Halk ise, gerek devletin gerekse dinlerin sağlayacağı bu eşit ortamlar içinde canla başla, sadakat ve güven duygusuyla el ele yaşayacak ve yaşatacaktır.

Fakat:
Bir tarafta dinler, uygulamada kutsallarının yazılı kanunlarına aykırı davranır; hiyerarşik ast-üst ilişkileri ve ekonomik uçurumlar yaratır, ardından buradaki yaşamı cehenneme çevirerek "olduğu malum olmayan ölüm sonrası cennet" vaadiyle sahte gülücükler dağıtıp sömürü yaparsa, hangi inanır size ve dinlerinize nasıl, niye ve neden güvensin?
Bu durumda inanırların değil, sizin sahtekarlığınız, düzenbazlığınız ve tüccarlığınız sayesinde, insanlar ancak Cübbeli Züppeli gibi yarı tanrı figürlerinin arkasına gayrimeşru şekilde sığınarak cepheleşirler.

Devlet ise:
Temel ve ilk görevi halk olmalı iken, bunun yerine kendi resmi binalarınıza çelik zırhlı duvarlar ya da beton bloklu korumalar yaparak vatandaş ile devlet arasına zırh örerseniz, zaten tepeden halka güvensiz olduğunuzu gösterirsiniz. Başka bir deyişle, halktan korunma güdüsüyle çekinceler yaşadığınızı itiraf etmiş olursunuz. Bu nedenle kapalı kapılar ardındaki işler ile ekran önündeki işlerin taban tabana zıt olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırsınız.
Bu durumda sorun devlettedir. Çünkü halkına güvenmeyen ya da halkın dışında zırhlar içinde korunma ihtiyacı taşıyan bir devlet, halkın "Benim devletim benden neyi, neden saklıyor ya da korunma ihtiyacı duyuyor?" sorusuna cevap vermek zorunda kalır. Ancak bunun cevabı yoktur.

Bu bağlamda:
Halk, vatandaş ve inanırları arasında güven tesisi oluşturmayan ne devlet, ne dinler ne de vatandaşlar birbirine sadakatli olabilir. Hiçbir dönemde ve sonunda bu iş bu şekilde yürümez, yürütülemez.

"Ya devlet başa ya kuzgun leşe" dönemi; krallık, diktatörlük ve hırsızlık dönemleri biteli yüzlerce yıl oldu.
Devir, teknoloji, bilim ve ilerleme devridir. Bu doğrultuda yürüyebilmenin şartı, gerçekçi, özgüvenli, ayrımsız, eşitlikçi ve aykırılıkları kabul ederek yaşanabilir zeminler yaratmaktır.
Aksi takdirde, leşlerin olduğu yerde ne devlet başa gelir ne de dinler sahtekarlıktan ve tüccarlıktan öte bir işe yarar.

Aşk ile...

 

  Bu yazı 1264 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım