RIZALIK ya da RAZI OLMAK...
Kemal ATALARKelimelerin yazılım şekli farklıda olsa anlam ve içeriği biri birini teyit eder dorumda benzerdir.
Rıza kelimesi Alevi anlayışında ,toplumsal yaşamda bir araya gelebilmenin ve cem evi muhabbet erkanlarının yürütülmesi ve devamı için cem erenlerinin hepsi yani kapı eşiğinde oturanında postta oturan rehber pir Mürşit’inde yek diğerini kabul görmesi ve aralarında herhangi bir dargınlık küskünlük olmaması ve varsa da çözüme kavuşturulması sonucu cem erenlerinin yek vücut halinde yani birimiz hepimiz, hepimiz birimiz şiarının perçinlenmesi sonucu erkan yürütme ve muhabbete başlanması için olmazsa olmaz kuraldır.( tabi bu günümüz şartlarında uygulanıyormuş yada uygulana biliyor mu sorgulanması gereken durumdur. )
Razı olmak ise, yine toplumların birlikte yaşaya bilmeleri ve bu birlikteliğin devamı ve huzurun oluşa bilmesi için, eşit olmasa bile pay edilen her ne ise yada mevcut olan sorunun çözümü noktasında( alacak verecek için genellikle ) toplum önderlerinin ve barış gücü diye nitelendirilen heyetin karşılıklı git gelleri ve konuşmalar ve anlaşmalarda mutabakat yada konsensüs tam olmasa da ,olayın büyümemesi, alacağı için zararın neresinden dönülürse kardır yaklaşımı ile ikna olmuş hal olarak, verileni uygun görüp ( sosyal kültürel ve ekonomik ) hakkına yada uygun görülene uymak kabul edip yazılık gösterip bitirmek anlamını içerir.
Kelimelerin ortak tanımı ve alevi bakış açısı ile diğer inanç ve halkların eğilimi farklılık gösterse de sonuç olarak kabullenme, hoş görme ve mevcut sorunu sonlandırma noktasında uyum sağlama olarak ortak tanım konulabilir.
Ancak..;
Alevilikte Rızalık çok büyük anlam ve sorumluluk içerir. Çünkü, yapılanı verileni onaylamak yeterli değil bunun birde cem erenleri ve halk içindeki devamlılığı ve bir dahaki cem erkanlarında yada toplum içi dayanışmalarda ihtilaf konusu bitmiş ve herkes yek vücut, birbirinden hoşnut ve hak huzurunda hakkı ikrar edebilmek için gönül, beden ve ruh birlikteliği şartı olduğu için ve bu rızalık olayı nedeni ile dargın küskün, alacaklı verecekli vb. tüm ihtilaflar hatta eşler arası aile içi sorun ve problemlerin bile cem erkanlarının yürütülmesi muhabbet ve gönül birliğinin sağlanması için olmazsa olmaz kuralıdır.
Bu durum şeyh Bedrettinlerden, Torlak Kemallerden, Pir Sultanlardan Nesimi, Hallaç ve diğer tüm geçmiş haq ve halk ozanı mücadele insanı herkesin uymak zorunda olduğu rıza kapısının kilidi konumundadır. Şeyh Bedrettin’in de ifadesinde vücut bulan " yârin yanağından gayri her şey ortak tır," yani rızalık ikrarında kaçınma tek mülkiyet veya haksız rekabet, ast üst olmaz . Herkes karınca kararınca bilgisi dahilinde gücü oranında kazanın kulpundan tutar ve o kazana ortak olur, anlayışıdır.
Sürçü lisan etti isem af ola erenler...
Aşk ile..
Kemal Atalar - Urfa/ kısas
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Arınma Maskesiyle Korunma: Bu Sahtekarlık Değil mi?
- Asimilasyona Karşi
- Celladina Aşik Olmak ve Biat
- Madem Demokrasi...
- İlk Olmak mı, Gerçekçi Olmak mı?
- Aleviler ve Yas-ı Matem
- Zehirli Okun Hedefi...
- YA OLDUĞUNUZ GİBİ YA DA GÖRÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ OLUN...
- KENDİ GERÇEKLİĞİMİZLE YÜZLEŞMEK...
- Semah Folklor Oyunu Değildir
- SAVAŞ, YAŞAMIN HER ALANINDA...
- HALLAC-I MANSUR'U ANLAMAK...













