Kemal ATALAR

KENDİ GERÇEKLİĞİMİZLE YÜZLEŞMEK...

Kemal ATALAR
  14-05-2025 08:06:00

Bizlerin dilimize pelesenk ettiğimiz bir söylem var: "Asimilasyonlara hayır."
Evet, asimilasyonlara yani kendi özünü değiştirip (ya isteyerek ya da zorla) başkası olmak, yani suni olmak, yani asıl olmamak, olamamak; kendi gerçekliğimizi unutmak, dolayısıyla başkası olmak, başkası gibi yaşamak, inanmak.

Evet, asimilasyonlar doğal yaşamın her alanında var ve sistemli, planlı uygulanıyor; uygulanacaktır da. Bu duruma engel olmamız mümkün mü..? İstersek neden olmasın. Peki nasıl..?
İşte tüm mesele bu soruya verilecek cevapta yatıyor.
Nasıl mı..?
Öncelikle bizler, yani kendimiz, bu asimilasyonlara engel olmayı istiyor muyuz, istemiyor muyuz?
Ya da istiyorsak ne derece istiyoruz ve bunun için kendimizden başlayarak neler yapıyoruz?
Hangi “yıkılmaz” dediğimiz duvarları yıkma çabasındayız?
Hangi “değişmez, değiştirilemez” dediğimiz yanlış olan doğruları dilimizde terennüm ediyor ve bunu eyleme döküyoruz, dökebiliyoruz...!

İlk başta bir şeyin değişmesini istiyor muyuz, istemiyor muyuz?
Veya aslımız (özümüzü) biliyor muyuz?
Yoksa başkalarının bin yıllardır anlattığı, dayattığı yanlış olan doğruları kendi doğrumuz olarak kabul edip içselleştirdiğimiz, kanıksadığımız ve kanımıza canımıza işlettiğimiz bu yanlışları kendimizden ne kadar dışlayabiliyoruz?
Ne kadar kendi yanlışımızı, eksikliğimizi ve öz olmadığımızı kabul ediyor ve edebiliyoruz?

İşte aynamıza baktığımızda, aynadaki kişi ile biz aynı mıyız?
Anlayışımız, fiziğimiz, düşünce yapımız ve uygulamalarımız ile bizlere absorbe edilen (işte sen busun) kişilik, anlayış, yaşam, inanç, kültür bizlere ne kadar uyuyor ve bizleri –yani özümüzü– yansıtıyor?

Bizler kendi özümüze ne kadar yabancı olmuşuz, ne kadar öz benliğimizi tanıyoruz, soruyor, araştırıyor, sorguluyor ve karşı duruş tavrı sergiliyoruz?

"Hakiki kişiliğim budur, hakiki anlayışım, kimliğim, inancım, yolum budur" diye biliyor ve dediğimiz bu hakiki kimliğimizin doğruluğunu nasıl, hangi kaynaklarla ve kime göre teyit ediyor veya ettiriyoruz?

Misal, X kimliğindenim ve inancım da A olsun diyelim. İşte o zaman "ben buyum" dediğimizde, gerçekliğimiz ne derece onların yaşam kuralları, aile, evlilik, özgür irade, inanç ve felsefi yönleriyle örtüşüyor, ya da örtüşüyor mu?

Madem ben “öz” olacak isem, olmam istenilen erkân veya felsefe ile bağdaşıklığım ne kadar?
Hangi noktalarda ve kaynaklarda örtüşüyoruz, ya da ayrılıyoruz?

Öz olduğum söylenen, lanse edilen “onlar” gibi ibadet, anlayış, evlilik, yaşamsal özgürlüklerimiz, miras hukukumuz, aile hukukumuz birbiriyle ne kadar benziyor?
Aradan geçen binlerce yıla ve yaşanmışlıklara rağmen benim (bizim) dışımızda hiç kimselerin –asimile etmek isteyenler de dahil– bizi, beni “öz onlar” olarak kabul ediyor mu?

Açık bir örnekleme yapalım, daha net ve anlaşılır olsun:
1990’lı yıllardan itibaren Alevi yolu için bir sivil STK kurumsallaşma furyası aldı başını gidiyor. Tamam, güzel.
Peki; hangi Alevi STK’sının yekdiğer Alevi STK’sından farklı olarak Aleviliği tariflendirdiği, tarif ettiği –ve hatta bu değişik alternatif tarifler doğrultusunda– cemevlerinde Ali ve On İki İmam fotoğrafları olmayan bir STK ya da cemevi var mı?
Bana göre maalesef yok.

Öyle ise, asimilasyon ve hakikat kelamları başkalarının dayatması değil, bizzat bizlerin kendi benliğimizi, aslımızı sorgulamadan, doğru-yanlışları görmeden, aynaya bakmadan başkalarına suizanda bulunmaktan başka hiçbir irade beyanımız yoktur.
Bu nedenle suçu başka yerlerde değil, kendimizde, özümüzde aramalı; kendi gerçekliğimizin farkına varmalı; ne olduğumuzu ya da olmadığımızı enine boyuna, kaynakları, delilleri, belgeleri ve binlerce yıllık tarihsel konumları, yaşanmışlıkları da birlikte değerlendirmeli ve kararımızı vermeliyiz.

Yoksa, asimilasyonculuğu kelime baskınlığı ile birbirimize karşı kullanıp, içimizdeki çürümüşlüğü görmezden gelerek suç veya suçluyu başka yerlerde arama zahmetine girmemeliyiz.

Hakikat nedir, öz kimdir, neden, niye, nasıl, niçin gibi soruları iyi irdelemeli, çözmeli ve kendi gerçekliğimizle aynı düzlemde buluşmalıyız ki; sonradan bizleri asimile etmeye yeltenen dışımızdaki odaklarla mücadele birliği içinde olalım.

Sözün özü:
Asimilasyoncu bizleriz, asimile olan da bizleriz, kendimizi tanımak istemeyen de bizleriz, kendi gerçekliğimizden korkan, kaçan da bizleriz.
Madem davamız “öz” olmak ise özümüzü; davamız “hakikat” olmak ise hakikatlerimizi birleştirelim, eksik, yanlış ve çürümüşleri ayıklayıp temizleyelim ki, kendimiz olalım...

Ezcümle:
Sen kendini bilmez isen, seni kendilerine benzetmek isteyenler yığınla sana cemevi yapmaya, semah kursları vermeye, Hakk’a yürüyenlerin namazlarını kıldırmaya, tesettüre sokmaya hazır; gırla gülücükler ve Yezid lokmaları ile beklemektedirler...

Aşk ile, kendi hakikatinden korkmayanlara, saklamayanlara ve dimdik duranlara...

Kemal Atalar – Urfa / Kısas

  Bu yazı 2550 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım