Mahmut KANBER

Cezasızlık: Hukuk Krizi, Rejim Sorunu ve Demokratik Yüzleşme

Mahmut KANBER
  25-07-2026 12:18:00

AYM’nin Madımak Kararından Alevi Hafızasına ve Demokratik Devletin İnşasına

Mahmut Kanber
Siyaset Bilimci – Araştırmacı – Yazar

Anayasa Mahkemesinin Sivas Madımak Katliamı’na ilişkin bireysel başvuruyu on iki yıl sonra karara bağlayarak yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine hükmetmesi, önemli bir hukuki gelişmedir. Kararın oy birliğiyle alınması, katliam sonrasında yürütülen yargısal sürecin etkili olmadığına ilişkin otuz üç yıllık itirazı hukuken görünür hale getirmiştir. Ancak bu karar, yalnızca bir hukuk dosyasının nasıl sonuçlandığı üzerinden değil; devletin yurttaşını koruma sorumluluğu, cezasızlığın kurumsallaşması, Alevi toplumunun devlete duyduğu güven ve Türkiye’nin demokratikleşme sorunu üzerinden değerlendirilmelidir.

Gerekçeli karar henüz yayımlanmadığı için Anayasa Mahkemesinin zamanaşımı, kurumsal sorumluluk ve ihlalin giderilmesi konularında nasıl bir hukuki çerçeve oluşturduğu bilinmemektedir. Bu nedenle karar ne küçümsenmeli ne de nihai adalet olarak sunulmalıdır. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğinin kabul edilmesi önemli bir kazanımdır; manevi tazminat ise faillerin, organizatörlerin ve sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin bütün yönleriyle açığa çıkarılmasının yerine geçemez.

Madımak’ta yaşananlar, saldırıya fiilen katılan kişilerin bireysel suçlarının toplamı değildir. İnsanlar inançsal kimlikleri, düşünceleri, kültürel aidiyetleri ve savundukları aydınlık gelecek nedeniyle hedef alınmış; saatler süren bir kuşatma sonunda yakılarak katledilmiştir. Bu niteliğiyle Madımak, yalnızca cana yönelik bir saldırı değil; düşünce özgürlüğüne, inanç özgürlüğüne, kamusal çoğulculuğa ve birlikte yaşama iradesine yönelmiş örgütlü bir toplumsal şiddettir.

Sorumluluk da yalnızca oteli ateşe verenlerle sınırlandırılamaz. Kalabalığı harekete geçirenlerin, saldırıyı planlayanların, şiddeti teşvik edenlerin, kitleyi yönlendirenlerin, görevlerini yerine getirmeyerek yaşananlara göz yumanların ve sonrasında faillerin adaletten kaçmasına yardımcı olanların ortaya çıkarılması gerekir. Devletin yükümlülüğü suç işlendikten sonra birkaç kişiyi yargılamaktan ibaret değildir. Devlet; öngörülebilir tehlikeyi değerlendirmek, yurttaşını korumak, saldırıyı önlemek, olay sırasında etkili müdahalede bulunmak ve sonrasında bütün sorumluları bağımsız bir yargı önüne çıkarmakla yükümlüdür.

Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi meseleyi bireysel suç alanının ötesine taşımaktadır. İnsan yaşamına kimliği ve düşüncesi nedeniyle son verilmesi, demokratik topluma ve insanlığa yönelmiş ağır bir suçtur. Sorumluların Türkiye’de veya başka ülkelerde bulunması, devletin soruşturma ve yargılama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Firari sanıkların yerleri belirlenmeli; iade mekanizmaları, uluslararası adli iş birliği ve insan hakları kurumları harekete geçirilerek yargı önüne çıkarılmaları sağlanmalıdır.

Cezasızlık yalnızca bir failin ceza almaması değildir. Suçun önlenmemesi, etkili müdahalenin yapılmaması, delillerin toplanmaması, örgütsel bağlantıların araştırılmaması, firari sanıkların yakalanmaması, dosyaların zamanaşımına bırakılması ve kurumsal sorumluluğun görünmez hale getirilmesi aynı düzenin parçalarıdır. Bu yönüyle cezasızlık, tek tek yargı kararlarında ortaya çıkan teknik bir eksiklikten çok daha geniş bir hukuki, siyasal ve kurumsal sorundur.

Cezasızlık; yargının etkisizliği ve hukukun eşit uygulanmamasıyla görünür hale gelen, aynı zamanda devletin yurttaşları arasında oluşturduğu koruma ve aidiyet hiyerarşisini açığa çıkaran hukuki, siyasal ve toplumsal bir rejim sorunudur. Hukuk krizini rejim sorunundan, rejim sorununu da devletin yurttaşıyla kurduğu ilişkiden bağımsız değerlendirmek mümkün değildir.

Cezasızlık kültürü faile yalnızca geçmişte işlediği suçtan kurtulma imkanı sağlamaz; geleceğe yönelik tehlikeli bir mesaj da üretir. Belirli kimliklere, inançlara ve düşüncelere yönelen şiddetin sonuçsuz kalabileceği algısını güçlendirir. Kamu görevlilerinde sorumluluktan kaçınma, toplumda suskunluk, hedef alınan kesimlerde ise korunmadıkları duygusu yaratır. Böylece hukukun üstünlüğünü aşındırır ve demokratik kültürü içeriden zayıflatır.

Asıl siyasal soru da burada ortaya çıkmaktadır.

Devlet hangi yurttaşını korumaya değer görmekte, hangi yurttaşın yaşam hakkı ihlal edildiğinde bütün kurumsal kapasitesini harekete geçirmektedir?

Kamu gücünün koruma ve adalet üretme kapasitesi herkese eşit uygulanmıyorsa ortada yalnızca yargısal bir aksaklık değil, yurttaşlar arasında kurulmuş bir koruma ve aidiyet hiyerarşisi bulunmaktadır.

Bu hiyerarşinin sosyolojik sonuçları mahkeme salonlarının çok ötesine uzanır. Devlet tarafından yeterince korunmadığını düşünen toplum kesimlerinde yurttaşlık aidiyeti zayıflar, kamu kurumlarına güven sarsılır ve eşit yurttaşlık düşüncesi anlam kaybeder. Kimliği gizleme, kamusal alandan geri çekilme, düşüncesini açıklamaktan kaçınma ve siyasal kurumlara mesafeli durma davranışları gelişir. Hukuki cezasızlık toplumsal dışlanmaya, toplumsal dışlanma da demokratik katılımın zayıflamasına yol açar.

Bu etkiler katliama doğrudan tanıklık eden kuşakla sınırlı değildir. Travma, güvensizlik ve adaletsizlik duygusu aileler, kurumlar ve toplumsal hafıza aracılığıyla sonraki kuşaklara aktarılır. Katliamdan yıllar sonra doğan Alevi gençlerin Madımak’ı kendi yaşamlarının ve kimliklerinin parçası olarak hissetmeleri, kuşaklar arası hafızanın sonucudur. Hakikat ortaya çıkarılmadığı ve sorumlular hesap vermediği sürece toplumsal yas tamamlanmaz; geçmişteki şiddet bugünün güvensizliği olarak yaşamaya devam eder.

Madımak bu hafızanın tek örneği değildir. Maraş, Malatya, Çorum ve Alevilerin hedef alındığı diğer olaylar, farklı dönemlerde ve farklı siyasal koşullarda gerçekleşmiştir. Bu tarihsel olayları birbirinin aynısı saymak doğru olmaz. Ancak hepsinde görülen ortak görüntü; Alevilerin fiziksel güvenliğinin ve kamusal varlığının tehdit edilmesi, koruma mekanizmalarının yetersiz kalması, olayların bütün bağlantılarıyla aydınlatılamaması ve cezasızlığın toplumsal hafızada kalıcılaşmasıdır.

Alevilerin tarihsel yerleşim alanlarında Cumhuriyet öncesinde ve sonrasında yaşanan katliamlar, zorunlu göçler, inanç mekanlarına yönelik müdahaleler, kimliğin görünmezleştirilmesi ve asimilasyon süreçleri de bu hafızanın parçalarıdır. Farklı dönemlerin siyasal koşulları birbirine karıştırılmadan, Alevilerin fiziki varlığını ve kültürel sürekliliğini hedef alan uygulamalar bilimsel, hukuki ve siyasal araştırmalarla ortaya konulmalıdır. Bu geçmiş yalnızca anma günlerinde hatırlanan bir acılar toplamı olarak bırakılamaz. Tarihsel hafıza, gelecekteki ihlalleri önleyecek demokratik bilinç ve siyasal kapasiteye dönüştürülmelidir.

Bu sorumluluk Türkiye’deki Alevi kurumları kadar Alevi diasporasına da düşmektedir. Avrupa’da ve dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Aleviler, Türkiye’deki cezasızlık süreçlerini uzaktan izleyen topluluklar olarak kalmamalıdır. Firari faillerin başka ülkelerde özgürce yaşamalarını, hukuk dosyalarının gündemden düşmesini veya siyasal ilişkiler nedeniyle etkisizleşmesini seyretmek, örgütlü Alevi toplumunun tarihsel sorumluluğuyla bağdaşmaz.

Alevi diasporası bulunduğu ülkelerin mahkemeleri, parlamentoları, insan hakları kurumları, akademik çevreleri ve demokratik kamuoyu nezdinde sürekli bir hukuki ve siyasal mücadele yürütmelidir. Firari sanıkların izlenmesi, iade süreçlerinin takip edilmesi, mağdur ailelerine hukuk desteği sağlanması, uluslararası raporların hazırlanması ve cezasızlık dosyalarının canlı tutulması için kalıcı bir adalet ağı oluşturulmalıdır. Anayasa Mahkemesinin uzun süre karar vermemesi üzerine başlatılan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreci de bu ulusötesi mücadelenin hukuki zeminlerinden biri olarak değerlendirilmelidir.

Madımak Katliamı’nın belirli bir inançsal ve düşünsel topluluğu hedef alan örgütlü niteliği dikkate alınarak insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmesi ve zamanaşımına tabi tutulmaması talebi ulusal ve uluslararası hukuk alanlarında savunulmalıdır. Bu, verilmiş bir uluslararası yargı kararının varlığına dayanan kesin bir niteleme olarak değil; etkili soruşturma, yargılama ve adalet talebinin hukuki tezi olarak ileri sürülmelidir.

Alevi örgütlenmesinin temel sorumluluğu yalnızca geçmişte yaşanan katliamları anmak değildir. Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın her Alevi canın temel hak ve özgürlükleri söz konusu olduğunda yanında olduğunu göstermek, örgütlü dayanışmanın temel ölçüsü olmalıdır. Bir Alevinin kimliği, inancı veya düşüncesi nedeniyle ayrımcılığa uğraması, herhangi bir ülkedeki Alevi kurumunun dışında kalan yerel bir sorun olarak görülemez.

Bu anlayış, Alevi örgütlerini yalnızca ihlallerden sonra tepki gösteren yapılardan çıkararak önleyici bir demokratik güce dönüştürmelidir. Ayrımcılığı izleyen, riskleri önceden belirleyen, hukuki yardım sağlayan, ihlalleri belgeleyen ve ulusal ya da uluslararası kurumları harekete geçiren kalıcı bir örgütlenmeye ihtiyaç vardır. Alevilerin tarihsel yerleşim alanlarında ortaya çıkabilecek şiddet, baskı, zorunlu göç ve asimilasyon süreçleri karşısında seyirci kalmayan bir kurumsal irade oluşturulmalıdır.

Ancak Alevi siyasal özneleşmesi yalnızca kendi toplumunu koruyan savunmacı bir çizgiye sıkıştırılamaz. Alevi öğretisinin rızalık, eşitlik, ortak akıl, insan onuru ve birlikte yaşam değerleri, devletin ve toplumun demokratik dönüşümüne yönelik kurucu bir siyasal öneriye dönüşmelidir. Aleviler demokratik mücadelelerin yalnızca destekleyici unsuru değil; kendi tarihsel birikimi, sözü ve örgütlü iradesiyle demokratik dönüşümün kurucu öznelerinden biri olmalıdır.

Türkiye’nin temel sorunlarından biri, devletin uzun yıllar tek kimlik, tek inanç, tek kültür ve tek egemenlik anlayışı üzerinden tanımlanmasıdır. Tekçi devlet düşüncesi, farklılıkları eşit yurttaşlığın doğal bileşenleri olarak değil, yönetilmesi veya sınırlandırılması gereken unsurlar olarak görmektedir. Çoğunluğun kimliğinin devletin resmi kimliğine dönüştürülmesi, hukukun ve kamu kurumlarının bütün yurttaşlara eşit mesafede durmasını engellemektedir.

Devletin demokratik dönüşümü, toplumun devletten uzaklaşmasıyla değil; bütün yurttaşların devleti ortak siyasal ve hukuki yapıları olarak sahiplenmesi ve demokratik denetime açmasıyla gerçekleşebilir. Buradaki sahiplenme, mevcut devlet anlayışını koşulsuz biçimde kabul etmek değildir. Devletin herhangi bir iktidarın, inancın veya kimliğin mülkü olmadığını; eşit yurttaşların ortak kurumu olduğunu savunmaktır.

Alevi örgütlenmesi devleti yalnızca karşısında duran bir güç olarak görmemeli; kamu gücünün bütün yurttaşlara ait olduğunu savunan demokratik bir yaklaşım geliştirmelidir. Bu yaklaşım devletin tekçi ve çoğunlukçu egemenlik anlayışından çıkarılarak hukukun üstünlüğüne, laikliğe, eşit yurttaşlığa, katılımcılığa ve çoğulculuğa dayalı bir yapıya dönüştürülmesini hedeflemelidir. Alevi kurumları bu demokratik dönüşümü, kendi siyasal iradelerini koruyarak bütün demokrasi yanlısı toplumsal kesimlerle birlikte gerçekleştirmelidir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti de Madımak’ta yurttaşlarını koruyamaması, katliamı önleyememesi ve sonrasındaki yargısal sürecin etkili biçimde yürütülememesi nedeniyle yaşamını kaybedenlerin ailelerinden ve Alevi toplumundan resmi olarak özür dilemelidir. Ancak bu özür birkaç cümlelik sembolik bir açıklamaya indirgenemez. Hakikatin tanınması, arşivlerin açılması, kurumsal sorumluluğun kabul edilmesi, faillerin ve organizatörlerin nerede bulunurlarsa bulunsunlar yargılanması, kamu görevlilerinin rolünün araştırılması ve benzer suçların tekrarını önleyecek güvencelerin oluşturulmasıyla tamamlanmalıdır.

Madımak Oteli’nin gerçek bir utanç ve yüzleşme müzesine dönüştürülmesi de bu sürecin ayrılmaz parçasıdır. Hafıza mekanları yalnızca geçmişin acılarını sergilemez; toplumun karanlık dönemleriyle yüzleşmesini, gelecek kuşakların hakikati öğrenmesini ve benzer suçların tekrarına karşı demokratik bilinç geliştirmesini sağlar.

Anayasa Mahkemesinin kararı bu açıdan bir bitiş değil, yeni bir mücadele aşamasıdır. Kararın hukuki değeri korunmalı; ancak ortaya çıkardığı imkan, manevi tazminat tartışmasına sıkıştırılmamalıdır. Madımak’tan Maraş’a, Malatya’dan Çorum’a uzanan tarihsel hafıza; her Alevi canın hakkını koruyan örgütlü bir iradeye, cezasızlığın karşısında duran ulusötesi bir dayanışmaya ve devleti tekçi egemenlik anlayışından katılımcı çoğulcu demokrasiye taşıyacak ortak bir siyasal mücadeleye dönüştürülmelidir.

Gerçek adalet; yalnızca ihlal kararının verilmesiyle değil, hakikatin ortaya çıkarılması, sorumluların hesap vermesi, devletin Alevi toplumuyla yüzleşmesi ve hiçbir yurttaşın kimliği, inancı, düşüncesi veya yaşam biçimi nedeniyle korunma hakkından mahrum bırakılmadığı demokratik bir düzenin kurulmasıyla mümkün olacaktır.

 

  Bu yazı 403 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray134245--547
    2Fenerbahçe2342111--240
    3Trabzonspor334209--522
    4Beşiktaş434179--819
    5Başakşehir534169--923
    6Göztepe6341413--710
    7Samsunspor7341312--91
    8Rizespor8341011--13-6
    9Konyaspor9341010--14-7
    10Kocaelispor1034910--15-12
    11Alanyaspor1134716--110
    12Gaziantep FK1234910--15-15
    13Kasımpaşa1334811--15-16
    14Gençlerbirliği S.K.143497--18-11
    15Eyüpspor153489--17-15
    16Antalyaspor163488--18-22
    17Kayserispor1734612--16-35
    18Fatih Karagümrük183486--20-23
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    15 Mayıs, CumaRizespor2-2Beşiktaş
    16 Mayıs, CumartesiFatih Karagümrük2-1Alanyaspor
    16 Mayıs, CumartesiGaziantep FK1-2Başakşehir
    16 Mayıs, CumartesiSamsunspor3-0Göztepe
    17 Mayıs, PazarKayserispor2-1Konyaspor
    17 Mayıs, PazarFenerbahçe3-3Eyüpspor
    17 Mayıs, PazarTrabzonspor0-3Gençlerbirliği S.K.
    17 Mayıs, PazarKasımpaşa1-0Galatasaray
    17 Mayıs, PazarAntalyaspor1-0Kocaelispor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Erzurumspor FK1382312--355
    2Amed2382111--639
    3Esenler Erokspor3382111--646
    4Çorum FK438218--924
    5Bodrum FK5381810--1032
    6Pendikspor6381615--725
    7Keçiörengücü7381612--1030
    8Bandırmaspor8381612--1013
    9Manisa F.K.938167--151
    10Sivasspor10381411--134
    11İstanbulspor11381313--122
    12Sarıyer1238157--160
    13Iğdır FK13381311--14-2
    14Vanspor FK14381310--155
    15Boluspor1538146--184
    16Ümraniyespor1638137--18-4
    17Serik Spor1738116--21-31
    18Sakaryaspor1838810--20-27
    19Hatayspor193828--28-69
    20Adana Demirspor203813--34-147
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    1 Mayıs, CumaHatayspor3-1Vanspor FK
    1 Mayıs, CumaBoluspor3-1Serik Spor
    1 Mayıs, Cumaİstanbulspor8-1Adana Demirspor
    1 Mayıs, CumaManisa F.K.5-0Sakaryaspor
    2 Mayıs, CumartesiÜmraniyespor1-4Keçiörengücü
    2 Mayıs, CumartesiBodrum FK0-1Sarıyer
    2 Mayıs, CumartesiBandırmaspor1-0Sivasspor
    2 Mayıs, CumartesiÇorum FK1-1Erzurumspor FK
    2 Mayıs, CumartesiEsenler Erokspor1-1Pendikspor
    2 Mayıs, CumartesiIğdır FK3-3Amed
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Batman Petrolspor136258--353
    2Muğlaspor236219--632
    3Elazığspor336216--945
    4Adana 01 FK4361910--720
    5Şanlıurfaspor536198--920
    6Ankaragücü636189--911
    7İnegölspor7361612--823
    8İskenderunspor836168--126
    9Beyoğlu Yeni Çarşı9361315--810
    10Ankaraspor10361313--1010
    1124 Erzincanspor1136156--156
    12Kastamonuspor1236119--16-12
    13Karacabey Belediyespor1336118--17-9
    14Altınordu1436811--17-26
    15Erbaaspor1536107--19-21
    16Beykoz Anadolu163686--22-29
    17Kepezspor173658--23-45
    18Karaman FK183649--23-56
    19Bucaspor 1928193648--24-38
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    24 Nisan, CumaKaracabey Belediyespor0-1Bucaspor 1928
    25 Nisan, CumartesiBatman Petrolspor6-0Kepezspor
    25 Nisan, CumartesiAnkaragücü4-1İskenderunspor
    25 Nisan, CumartesiAltınordu2-2İnegölspor
    24 ErzincansporKastamonuspor0-3Muğlaspor
    24 ErzincansporŞanlıurfaspor2-1Ankaraspor
    24 ErzincansporKaraman FK3-2Beykoz Anadolu
    24 ErzincansporBeyoğlu Yeni Çarşı3-1Erbaaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Sebat Gençlikspor130207--333
    2Yeni Orduspor230184--838
    3Yozgat Bld Bozokspor330176--731
    4Karadeniz Ereğli BSK430169--515
    5Fatsa Belediyespor530154--118
    6Zonguldak Kömürspor630137--1018
    7Pazarspor7301110--9-2
    8Karabük İdman Yurdu830125--13-15
    9Düzcespor930117--12-6
    10Tokat Bld Plevnespor1030106--14-7
    11Orduspor 1967113097--14-16
    12Amasyaspor 1968123096--15-12
    13Artvin Hopaspor133095--16-12
    141926 Bulancak143085--17-30
    15Çayelispor153059--16-21
    16Giresunspor163049--17-22
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    18 Nisan, CumartesiGiresunspor0-1Karabük İdman Yurdu
    18 Nisan, CumartesiArtvin Hopaspor7-31926 Bulancak
    18 Nisan, CumartesiFatsa Belediyespor5-1Çayelispor
    18 Nisan, CumartesiPazarspor1-0Amasyaspor 1968
    18 Nisan, CumartesiYeni Orduspor3-4Zonguldak Kömürspor
    18 Nisan, CumartesiKaradeniz Ereğli BSK5-3Orduspor 1967
    18 Nisan, CumartesiTokat Bld Plevnespor2-0Düzcespor
    18 Nisan, CumartesiSebat Gençlikspor2-3Yozgat Bld Bozokspor
    Son güncelleme: 26.07.2026 21:00:17