2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı
Mehmet Ali DEMİR
2 Temmuz 1993 Sivas katliamı, bir zincirin en kanlı, en zalim, halkasıdır!
Katliam hazırlığını devlet seyrediyor ve alt yapısını hazırlıyordu!
1 Temmuz’da Sivas’ta Geleneksel Dördüncü Pir Sultan Abdal Şenlikleri başlayacaktı.
1 Temmuz’dan önce gericilerin, özellikle Milli Gençlik Vakfı’nın denetimindeki çeşitli yurtlar, basta Konya ve Kayseri olmak üzere diğer şehirlerden getirilen gericilerle doldurulmuştur.
Senlikler başlamadan iki gün önçe, Madımak oteli yakınlarına belediye tarafından yeni kaldırım yapılacağı bahanesiyle kamyonlarca tas yığılmıştı.
Alevi ve devrimci-demokrat halkın yasadığı mahallelerde baskılar arttırılmıştı. Katliamdan birkaç ay önce, Sivas’ta Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı bir birim oluşturulmuştu.
Şenliğin ilk günü, gericiler, faşistler stantlara saldırdılar, ancak bu saldırılar Senliğe gelen kitle tarafından püskürtüldü.
İkinci gün, “Bizim Sivas” gibi gazeteler, “Müslüman mahallesinde salyangoz satıyorlar” gibi baslıklarla faşist ve gerici çevreleri Aziz Nesin’in konuşmalarına tepki göstermeye çağırdılar. Şehirde “Cihat” çağrıları yapan imzasız veya “Müslümanlar” imzalı kontra bildiriler dağıtıldı.
Merkez pasa Camisindeki Cuma namazından çıkan gerici-yobaz-faşist gruplar Hükümet Konağı önünde toplanıp, senliğin yapılmasına izin veren Vali ve Aziz Nesin aleyhine sloganlar atmaya başlıyor.
Hükümet Konağı önünde toplanan gerici-faşist güruh, Kültür Merkezi’nde toplanan kitleye saldırıyor. Kitle Kültür Merkezinde devrimcilerin önderliğinde barikatlar kurarak saldırıyı püskürtüyor.
Gerici-faşist güruh Kültür Merkezi önünden Valilik önüne gelerek gösterilerini burada sürdürüyor. Atatürk Caddesi’ndeki bir cafe gericiler tarafından taşlanıyor
Hükümet Konağı önünden tekrar Kültür Merkezi’ne yönelen güruh, Kültür Merkezi’ni taslamaya başlıyor. Vali Tugay Komutanı’na başvuruyor.
Polis göstermelik bir müdahaleyle saldırganları copla dağıtma girişiminde bulunuyor. Ama sadece göstermelik.
İyice toparlanan ve sayıları 5 bine ulasan gerici-faşist güruh Madımak Oteli’ni sarıyor ve oteli taslamaya başlıyor.
Polis telsizinden bir anons duyuluyor:
-Tas atıyorlar, saldırıyorlar ne yapalım?
Cevap veriyor amirleri:
-Anlaşıldı, müdahale etmeyin.
“Müdahale etmeyin” emrini veren, Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Öner’dir.
Güruh, önce otelin önündeki araçları sonra oteli ateşe veriyor. İtfaiye bir türlü gelmek bilmiyor... Alevler bir katliama dönüşüyor...
Nihayet gelen itfaiye aracının merdivenleriyle Aziz Nesin ve içeridekilerin bir kısmı dışarı çıkarılıyor.
Otelin önündeki gerici-yobaz-faşist katiller Aziz Nesin aleyhine sloganlar atıyorlar.
İtfaiye görevlileri ve Refah Partili Belediye Meclis üyesi Cafer Er çakmak itfaiye merdiveninden inen Aziz Nesin’e saldırıyorlar.
İtfaiye aracının üzerine çıkan Er çakmak “O adamı kurtarmayın, o öldürülmeye müstahak adamdır” diye bağırıyor. Aziz Nesin başından ve çeşitli yerlerinden yaralanıyor.
33 insan yakılarak katlediliyor... Artık havada yanık et kokusu var... İş işten geçtikten sonra, Madımak ve yürekler yanıp kül olduktan sonra, polis ve asker havaya ateş açıp gerici faşistleri dağıtmaya başlıyor.
Sivas katliamı, daha sonra iddia edildiği gibi, anlık bir tepkinin, gericilerin o an “galeyana” gelmesinin bir sonucu değildir.
Kontrgerilla ve gerici-faşistler tarafından önceden planlanmış, hazırlıkları yapılmış ve gerçekleştirilmişti.
Olaylar sırasında ve sonrasında yaşananlar, hükümetin umarsız tutumunu gözler önüne serdi.
Valilik Refah Partili Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan kitleyi yatıştıracak bir konuşma yapmasını istiyor.
Ancak Temel Karamollaoğlu konuşmasına “Bir defa söyle bir Fatiha okuyalım. Sonra şunların ruhuna el Fatiha diyelim” diye başlıyor. Güruh “Mücahit Temel” sloganları atıyor.
Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel "Halkla (oteli kuşatanları kastediyor) polisi karşı karşıya getirmeyin... Olayda ağır tahrik var. Çatışma yok. Otel yangınında can kaybı var." derken…
Dönemi Başbakanı Tansu Çiller "Çok şükür, otel dışındaki halkımız bu yangından zarar görmemiştir!.. Halktan kimsenin burnu kanamamıştır ve ölenler de çıkan yangından boğularak ölmüşlerdir." Diye biliyor.
Başbakan Erdoğan ise, 13 Mart 2012 yılındaki grup toplantısında çıkışta Sivas katliamı davasının zaman aşımından düşmesiyle ilgili sorularını yanıtlarken ''Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun" dedi. .
2 Temmuz Sivas Katliamını unutmadık!
2 Temmuz 1993 günü 33 canımızı saygıyla anıyoruz.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













