AKP Döneminde Demokrasiden Otokrasiye: Türkiye’nin Geriye Gidişi
Mehmet Ali DEMİRTürkiye’nin son yıllarda yaşadığı siyasi, ekonomik ve toplumsal gelişmeler, demokrasinin erozyona uğradığı bir tabloyu gözler önüne seriyor. AKP’nin 2002 yılında iktidara gelmesiyle başlayan süreçte, ülkenin demokratik değerlerine ve hukukun üstünlüğüne yönelik sayısız saldırı gerçekleşti. Bu dönem boyunca uygulanan baskılar, getirilen yasaklar, inşa edilen yeni cezaevleri ve Diyanet ile tarikatlar aracılığıyla itaatkâr bir toplum yaratma çabaları, Türkiye’yi özgürlüklerden uzak, otoriter bir rejime sürükledi.
Baskı ve Yasaklarla Susturulan Bir Toplum
AKP iktidarı boyunca, sesini çıkaran, hakkını arayan ve fikirlerini özgürce dile getiren vatandaşlar “terörist” yaftasıyla karşı karşıya kaldı. Gazeteciler, yazarlar, akademisyenler ve muhalif politikacılar tutuklanarak cezaevlerine gönderildi. Eleştiriyi sindiremeyen hükümet, yerel yönetimlere kayyum atayarak halkın iradesine doğrudan müdahale etti. Yargı bağımsızlığı büyük ölçüde zedelendi; savcı ve hâkim kadroları AKP’ye sadık isimlerle dolduruldu. Devletin valisi ve kaymakamı, AKP’nin birer memuru haline geldi. Bu durum, adaletin değil, iktidarın çıkarlarının önceliklendirildiği bir yargı sisteminin oluşmasına neden oldu. Kişiye özel mahkemeler kurularak, davaların seyrini değiştirecek savcı ve hâkimler atandı. Bu sayede hükümetin istediği kararların alınması sağlandı ve toplumun adalete olan inancı ciddi şekilde sarsıldı.
Eğitimde Gericileşme ve Toplumsal Dönüşüm
AKP hükümeti, eğitim sistemini de kendi ideolojik hedeflerine uygun hale getirmek için yoğun çaba sarf etti. Bilimsel eğitimden uzaklaştırılan okullar, dinci ve kindar bir gençlik yetiştirme amacı güden politikalarla dönüştürüldü. Binlerce öğretmen atama beklerken, okullara CEDES adı altında imamlar atandı. Bu uygulamalar, laik eğitimin temel taşlarını yerinden oynatarak, yeni nesillerin eleştirel düşünceden uzak, itaatkâr bireyler olarak yetişmesine zemin hazırladı.
Ekonomik Kriz ve Toplumsal Çöküş
AKP döneminde, Türkiye’de ekonomik dengesizlikler ve gelir dağılımı adaletsizliği had safhaya ulaştı. Orta direk olarak adlandırılan geniş kitleler, ekonomik zorluklar altında ezildi; çiftçiler artan maliyetler nedeniyle üretim yapamaz hale geldi. Fakirleşen halk, temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geldi ve pazarlar kapanırken çöpten yiyecek toplayan insanların sayısı hızla arttı. Bu esnada, AKP’ye yakın çevreler hızla zenginleşti; ülke, uyuşturucu çetelerinin ve kara para aklayan organizasyonların cirit attığı bir mekâna dönüştü.
Yeni Anayasa Tartışmaları: Otoriter Rejimi Pekiştirme Girişimi
Son olarak, AKP hükümeti, 12 Eylül faşist anayasasına uymadığını iddia ettiği mevcut anayasa yerine, kendine uygun yeni bir anayasa hazırlama peşine düştü. Ancak bu girişimin ardında yatan asıl amaç, Erdoğan’ın iktidarını daha da güçlendirmek ve hükümetin ömrünü uzatmak olarak değerlendiriliyor. Ülkede artan baskı ve yasaklar, demokratik kurumların işlevsiz hale getirilmesi, yeni anayasa girişimleriyle birlikte Türkiye’yi daha da otoriter bir rejime sürüklemekte.
Türkiye’nin Geleceği Sizin Ellerinizde
Sevgili vatandaşlar, Türkiye’nin demokrasi yolunda geri adımlar attığı bu süreçte, ülkenin geleceği sizlerin ellerinde. Bu düzene dur demek, özgürlüğü ve adaleti yeniden tesis etmek için tek yol, halkın iradesi ve kararlılığıdır. Türkiye’nin aydınlık geleceği için demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, her birimizin sorumluluğudur.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası

















