AKP ve Demokrasi
Mehmet Ali DEMİRAskeri ve sivil diktatörlüğün olduğu ülkelerde yönetenler sürekli demokrasiden söz edip kendilerinin ülkeye demokrasiyi getirdiklerini söyler. Aynı diktatörler, ülkedeki muhalifleri baskı altına alıp onları ülke düşmanı, kendilerini de vatansever olarak lanse etmeyi de ihmal etmezler.
Biz bu diktatörleri özellikle 18.yüzyıldan sonra Ortadoğu’da çokça görmeye başladık. 19 yıllık iktidarında AK Parti hükümetinin uyguladığı benzer politikalarla ülkede az da olsa kalmış demokrasi kırıntılarını da ortadan kaldırdı. Tam olarak sivil bir diktatörlük yarattı. Amaç, etrafına topladığı küçük azınlıkla ülkenin milli gelirini, yer altı, yer üstü zenginliklerini hortumlamak ve o mutlu azınlıkla iktidarını sürdürmektir.
AKP, bunun için önce askeri devre dışı bırakıp etkisiz hale getirdi. Sonra basını bir havuzda toplayıp tek sese çevirdi. Devletin TRT’si dahil tüm basını seçimlerde kendi propagandasını ve iktidarın borazanlığını yapar hale getirdiler. Son olarak da yargıya ayar vererek, kendi kadrolarını yerleştirdi. Bu üç önemli alanda yaptıkları düzenlemeler ile halkı, muhalifleri baskı altında tutmak ve iktidarlarının ömrünü uzatmayı hedefliyorlar.
Özelikle son süreçte, AKP ve küçük ortağı MHP iktidarının milliyetçiliği kışkırtmak, iktidarı baskı, zor ve yargı yoluyla sürdürmek için HDP ve tüm demokrasi güçlerini hedefe koydu. Böylece hem korku salmayı, hem de önümüzdeki seçimlerde iktidarda kalmayı planlıyor, istiyor.
Demokrasi, Anayasa ve kanunlara hatta uluslararası anlaşmalara karşı bir uygulama olduğunda ve/ya hükümet bu konuda uyarıldığında, küçük ortağının da desteğiyle çoğunluğu sağlayıp gerekli yeni kanun ve yönetmelikleri çıkarıyor. Bu hukuk dışı uygulamaları da sözde demokrasi olarak anlatıyorlar.
Gerek Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi, gerekse HDP’yi kapatma pratiği, AKP’nin "sivil anayasa", "reform" ve "insan hakları eylem planı" derken neyi kastettiğini de açık bir biçimde göstermiştir. Bütün bu vaatlerin içi kof olduğu bir kez daha görülmüştür. Amaç HDP’yi hedefe koyarken, esas olarak ülkedeki tüm emek ve demokrasi güçlerine gözdağı vermek, kısmi demokratik kazanımları ve siyasal özgürlükleri “tek parti tek adam yönetimi” uğruna ortadan kaldırmaktır. Bu hamlenin, iktidar blokunu sağlama alacak anti demokratik bir seçim sistemi ile taçlandırılmak istendiği de ortadadır.
19 yıllık iktidarında 200 bin işçinin grevini yasaklayan AKP iktidarı, HDP’yi kapatma ve Kürtlere demokratik siyaset kanallarını kapatma girişimi ile hem emekçilere hem de demokrasi güçlerine bakışını ortaya koymaktadır. Yaklaşık 4,5 milyon insanın oyuyla seçilen HDP’li belediyeleri yok sayan iktidar, aynı anlayışı Boğaziçi Üniversitesine rektör atanması sürecinde de göstermiştir. Dolayısıyla gasp edilen şey bir bütün olarak halk iradesidir. Bütün bu süreç boyunca halkın yaşadığı işsizlik ve yoksulluk derinleşmekte, işçi ve emekçiler, “Koronadan ölmek ile açlıktan ölmek” arasında bir tercihe zorlanmaktadır.
Diktatörlüğe gelince… Eğer siyaset ve ülkeye hizmet için kurulmuş bir partinin lideri zamanla partinin her şeyi, uygulayıcısı sahibi ve karar verici tek adamı olarak yer alıyor, partiyi ve ülkeyi yönetiyorsa buna diktatörlük dersiniz.
Sözde demokrasiyle seçilen parti liderinin zamanla tüm devlet kurumlarının başkanı olup haklının hukuku yerine, güçlünün hukukunu uygulamasına diktatörlük derseniz şu anda Türkiye Cumhuriyeti’ndeki durum böyledir.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası

















