Alevi mücadelesinde eğitim toplumsal gelişme ve kadro
Mehmet Ali DEMİRAlevilikte özellikle eğitim konusunu mücadelemizin güncel durumu ve ihtiyaçlarıyla birlikte ele alıp incelemeye, bu konuda atılan pratik adımlardan deneylerinden de dersler çıkararak biraz daha derinleştirmemiz gerekiyor. Şimdiye kadar tüm kurumlarımıza baktığımızda görüyoruz ki; biz, Alevi mücadelesinde eğitim çalışmasını genel pedagojik bir sorun biçiminde ele almıyoruz. Ayrıca söz konusu eğitim faaliyeti, yılda bir iki seminer, davet edilen bir iki yazar ve akademisyenle yetinmekteyiz. Peki bu mu eğitim çalışması kadro yetiştirmek için yeterli olabilir mi? Tatbiki hayır.
Alevi mücadelesinde bireysel okumadan tutalım grup eğitimleri, seminerler, Dede Ana eğitimi, Zakir eğitimi ve genel ahlak yani eline, beline, diline, eşine, işine sahip çıkmanın içeriğini bu yolda önderlik yapacak kişilere tamamıyla anlatmak ve kavratmak gerekiyor. Bununla birlik İnsani kâmil olmanın bu yolun en yüksek mertebesi olduğunu sonunun ise Rıza şehri yani yaşamı ve yaşamın içinde paylaşımı öğretmemiz ve öğrenmemiz gerekiyor.
Bizler anlattıklarımızı öğrendiklerimizi Alevi diliyle yaşama geçirmek zorundayız, aksi takdirde yılda iki eğitim çalışmasının bu topluma katacağı hiçbir şey yoktur. Alevilik bir din değildir, bir yoldur bir kültürdür bir yaşam şeklidir, sabah kalkan bir Kızıllaş Alevi yaşamını bu standartlarına göre dizayn etmelidir. O halde eğitim konusuna mücadelemizin bugünkü ihtiyaçları açısından gözden geçirip çalışmaları ve bu çalışmaları yönetecek eğitimcilerin bu donanıma sahip olması gerekiyor. Bugüne kadar sürdürdüğümüz klasik bir anlamda alışıla gelen ve otomatik işleyen eğitim faaliyetlerine son verilmeli veya bu anlattıklarımıza göre reform etmeliyiz.
21. yüzyılda gelişen bilim ve teknik şüphesiz bugün bilgiye ulaşımı çok daha kolaylaştırmıştır. Hatta denebilir ki; bizleri bu bilim çağı her yönüyle bir bakıma yenileşme ve dönüştürmeyi zorunlu kılıyor. Bugüne dün gibi bakanlar gözlerine at gözlüğü takmış cahiller veya başkalarına hizmet eden asimilasyonculardır.
Bugün bu sitemin içine enjekte olanlar, toplum adına bu sistemin içinde kendine rol biçerek Aleviler adına kendilerinde her türlü yetkiyi görenler, özelikle örneklerini son günlerde sık gördüğümüz kişiler “silikliği” ve “çözümsüzlüğü” ezikliği yaşayanlardır. Bunlar köylü kurnazıdır. Gördüğüne şapka çıkarır arkasını döndüğünde küfrederler. Bunlar çevresine topladıkları toplum tarafından tanınmış kişiler ile halka şirin görünüp toplum düşmanlarıyla sağladıkları kirli ilişkiler ile ceplerini doldurma peşinde koşarlar. Tabi bu tür insanlara Alevi demek bile bu yolu kirletmekten başka bir anlama gelmiyor.
İşte Alevi dünyasında birkaç cümleyle özetleyebileceğimiz tablo bu. Peki biz tüm bunlar için ne yapıyoruz? Bir çoğumuz bunlara karsı sesiz kalıyoruz bu da çürümeyi ve gerilemeyi getiriyor.
Bu gidişatta dur demenin tek yollu sağlam ve bu yüzyıla yakışır bir eğitim ve Kızılbaşça bir duruştur, bu kavrarsak büyümeye ve gelişmeye devam ederiz yok yozlaşır ve çürürüz.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















