Alevi öğretisinin temeli hümanizm, yani insan sevgisidir
Mehmet Ali DEMİRYaşamak ve yaşatmak direnmekle olanaklıdır; baskılara karsı hak bildiğin yoldan boynunda zalimin kılıcıda olsa ayrılmamaktır, Aleviler ne zaman tahkiye yapmışsa orada hakikatinden yoldan uzaklaşma başlamıştır.
Alevilikte eri erden ayırmak yoktur
72 millete aynı nazarla bakmayan bizden değildir. Bunu derken, dünya halklarının kardeşliğini savunan, din, dil, renk ayırımı yapmayan yaşam hakkına saygı duyan bir öğretinin mensubu Aleviler, dağa taşa, kurda, kuşa, havaya, suya ve ağaca yasamı var eden her şeye saygı duyar ve kutsar.
Alevilikte insan, kadınıyla ve erkeğiyle birdir. İnsanın nezdinde ise tüm cümle âlem ve kâinat değerlidir. Alevilik insanı merkeze alan bir inançtır. İnsana yaklaşmak da “hakka” yaklaşmaktır. İnsanın merkezde olduğu Alevilik kadın-erkek ayrımını baştan reddeder…
Alevi öğretisi kadına meta gözüyle bakmaz, insan gözüyle bakar. Bu nedenle örneğin Alevi kadını için “namus ve ırzını korumanın yolu” kapanmaktan değil, edep ve erkândan geçer. Kadın erkeğin cinsel objesi ve metası olarak görülmediğinden onu örtülerin altına saklamanın da Alevi öğretisinde yeri yoktur. Alevilik, erkek kendi iradesine, nefsine sahip olamıyor diye kadını kapatmak anlayışını reddeder
“Kırklar Cemi”ne katılan 40 kişinin 17’si kadındır! Aleviler bunun “Biz üç bacıydık / Kırklar meydanında / Süpürgeciydik” diye cemlerde süpürgecinin okuduğu Gülbank’ta da taşımışlardır.
“Eşikte oturan da bir, döşekte oturan da bir” diyen Alevi öğretisinde ibadet için kapıdan girdikten sonra kadın, erkek, çocuk, büyük, küçük ortadan kalkar. Örneğin, cemlerde kadınlar ocağın solunda toplu olarak bir köşeye otururlar. Bazı yerlerde ise dedenin sol tarafında rehber, erenler ile zakirler, sağ tarafında da taçlı bacı ve sıra ile kadınlar oturur. Bazı yerlerde ise bir kadın bir erkek olarak otururlar, birlikte semah dönerler. Çünkü Alevi ibadetinde temel yaklaşım “Niyazlaşma Nefs değil Hak İşidir” üzerinden kurgulanır, nefsin ve kıskançlık duygularının köreltilmesi düşünülür. Cemlerde “kadın erkek yoktur” can vardır, insan vardır!
Aleviliğin eşitlikçi yapısından dolayı, Anaların dua vermeleri, Gülbank okumaları olağandır. Geçmişte bazı yerlerde kadınların halife olarak tekkeleri yönettikleri de bilinmektedir. Bunun en önemli örneği de Hacı Bektaş Veli’nin ölümünden sonra onun postuna oturan Kadıncık Anadır.
Alevilik bir rızalık inancıdır. Ceme katılanlardan rızalık alınmadan cem başlamaz. Alevi inancının amacı insanı yüceltmek, kölelik ve kulluk anlayışından kurtararak doğada ve evrende ona en yüce değeri vermektir.
Cem’deki canların hepsi birbirine eşit ve yol bacısı/kardeşidir. Cem’de ana-baba, karı-koca, bacı-kardeş ayrıcalığı yoktur. Kardeş kardeşin, oğul babanın ve baba oğulun, kadın kocasının ya da koca karısının yanlışlarını kusur ve kabahatlarını Ceme katılanlar huzurunda dile getirebilir. Kendisine yapılan bir haksızlığın bedelini isteyebilir. Cemi yürüten Pir böyle bir durumda, tanıklarıyla birlikte onları da dar’a çekerek dinler, yüzleştirir. Pir yargıç örneği sorgulama yaparken, Cem’de bulunan tüm canlar, erler ve bacılar eşit oy sahibi bir çeşit adalet heyeti/jüri durumundadır ve son yargıyı bu Cem erenleri verir.
Alevi yasarken kendine bir kardeş bulup musahip tutar, yol’a talip olup ikrar verdimi bu ikrardan asla vaz geçmez, öl ikrar verme öl ikrarından döne denir, “Gelme gelme, dönme dönme!
Gelenin malı, dönenin canı,
Öl ama ikrar verme,
Öl ikrarından dönme.
Bu yol kıldan ince, kılıçtan keskindir.
Bu yol demirden leblebi, ateşten gömlektir.
Ancak teslimi rızalık ile bunlar yerine gelir,
Yerine getirebileceksen gel.”
Alevilik’te hayatını yol-edep-erkâna bağlayan bir kişi, işlediği suçtan dolayı cezalandırılırsa düşkün ilan edilir. Bu karar ‘Görgü Cem’inde alınır ve yargılamaya Pir, Mürşit ve Rehber üçlüsü ile diğer talipler katılır. Bir kişi düşkünse çevresi tarafından vicdani hapse makum edilir.
Alevilikte Pir postuna oturmak halkın rızalığına bağlıdır. O zaman o postta oturanlar da halkın rızalığını alarak tutum belirlemek zorundadır. Onları o posta oturtan halk onları görevden almasını da bilmelidir. Pirlik, yöneticilik Alevilikte hiç kimseye ayrıcalık hakkı vermez. Alevilikte her makam halka ve Hakka hizmet için vardır. Halkına hizmet etmekte tereddüt edenlerin aramızda yeri olamaz.
Alevi öğretisini temeli hümanizm, yani insan sevgisidir. Bu öğretiye göre, yaratan ve yaratılmış birdir. Yaratan yaratılmışın bütünü, yaratılmışta yaratanın ayrılmaz bir parçasıdır. Yani tanrı ve insan birbirinin ayrılmaz birer parçalarıdır.
Bu nedenle Alevi öğretisinde Tanrı anlayışı varlığın birliğine dayanır. Bu bağlamda insan Tanrı’nın yeryüzündeki tecellisidir. İnsan sevgisi Tanrı sevgisi gibidir. İnsan Tanrı’dandır ve Tanrı insanda tecelli etmektedir.
Alevilikte: “Hakk ile bir olmak”, “Hakk ile Hakk olmak” ve “Hakk’tan geldik, Hakk’a gidiyoruz” gibi deyimler vardır. O nedenle, Alevili geleneğinde bir kimse ölmez; o kişi için “öldü” denmez, “Hakk’a yürüdü”, “Don değiştirdi” gibi deyimler kullanılır.
Cennet ve cehennem gibi kavramlar bulunmamaktadır. Bu felsefe ”cennet de cehennem de bu dünyadadır” diyerek, kutsiyet atfetmiş olduğu evrene ve doğaya bir önem vermektedir
Alevi felsefesi sevap gibi bir kavramı; yapılan iyiliğin, sevap almak için yapılmasını, yani cennete gidebilmek için yapılmasını öğütlediğinden, içtenlikle yapılmamış bir eylem olduğunu belirtir. İyiliği ve yardımı bile ihtiyacı olan için değil de, uygulayanın kendi çıkarları için yapılan bir eylem derekesine indirdiğini düşündüğü bu kavramı reddeder.
Ayrıca, “yol bir sürek bin birdir” gibi Aleviliğin varoluş kuramını, en öz ve en dolaysız biçimde anlatan felsefe; ölen her canlının bu dünyada tekrardan farklı donlar/canlar biçiminde varlığını devam ettireceğini belirtmektedir. Cenneti ve cehennemi bu dünya içerisindeki döngüler olarak tanımlayan bu anlayış; “cenneti de cehennemi de başka cihanda arama” gibi bir argüman ileri sürmektedir.
”Kıldan köprü yaratmışsın, gelsin kullar geçsün deyü
Hele şöyle bir duralım, yiğit isen geç a tanrı”
(Kaygusuz Abdal)
Mehmet Ali Demir.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













