Alevi Yolu Hakikat Manifestosu
Mehmet Ali DEMİRAlevi Olduğum İçin Hiç Bu Kadar Utanmamıştım
Biz, Aleviliği bir kimlik kartı değil; bir hakikat yolu olarak görenleriz.
Bizim için Alevilik; paylaşmaktır, eşitliktir, adalettir.
Bizim için Alevilik; haramla kirlenmeyen lokma, iktidarla mesafesini koruyan pir duruşudur.
Alevilik, hiçbir zaman koltuk değildir.
Alevilik, hiçbir zaman rant değildir.
Alevilik, hiçbir zaman “benim adamım” anlayışı olmamıştır.
Bugün bu yolun içine sokulan her türlü yolsuzluğu, arsızlığı, koltuk sevdasını reddediyoruz.
Otuz, otuz beş yıl aynı koltukta oturup hala “yol”dan söz edenleri reddediyoruz.
Hakkında yolsuzluk kararları varken yeniden ve yeniden seçilenleri reddediyoruz.
Ve onları yeniden seçenleri, seçilmesine sessiz kalanları da reddediyoruz.
Çünkü susmak, tarafsızlık değildir.
Susmak, çürümeye ortak olmaktır.
“Çalıyor ama çalışıyor” mantığını Aleviliğin içine sokan zihniyeti reddediyoruz.
Bu zihniyet Alevi değildir.
Bu zihniyet Hızır Paşa zihniyetidir.
Avrupa fonları üzerinden dönen kirli ilişkileri reddediyoruz.
Deprem yardımları üzerinden yapılan her türlü suistimali reddediyoruz.
Naylon faturaları, kapalı kapılar ardında dönen usulsüzlükleri reddediyoruz.
Ve bunları görmeyen, görmemeyi tercih eden Alevi medyasını uyarıyoruz:
Hakikati gizlemek yolu korumaz.
Suskunluk, Aleviliği korumaz.
Suskunluk, çürümeyi büyütür.
Biz biliyoruz:
Yol, hakikatten kaçanı affetmez.
Tarih, susanları değil; konuşanları yazar.
Ve bu suskunluğun ortakları, tarihe kara harflerle geçecektir.
Bugün “Ben Aleviyim” demekten utanç duymamızın sebebi inancımız değil;
İnancımız adına yapılan ihanetlerdir.
Biz, gerçekleri yazanların dışlandığını görüyoruz.
Biz, hakikat söyleyenlerin ötekileştirildiğini biliyoruz.
Ve bu dışlanmayı onur sayıyoruz.
Çünkü hakikat, çoğu zaman kalabalıkların değil;
Bedel ödeyenlerin omzunda taşınır.
Biz Kızılbaş gibi bakıyoruz.
Biz Kızılbaş gibi yazıyoruz.
Biz Kızılbaş gibi direniyoruz.
O sofraya bakıyoruz ve şunu söylüyoruz:
Orada yenen her lokmada, çocuğuna kuru ekmek koyan ananın gözyaşı vardır.
Orada, çöpten yiyecek toplayan canların utancı vardır.
Orada, sessizce canına kıyan babaların çaresizliği vardır.
Halkın alın teriyle kurulan o sofrayı kirletenleri affetmiyoruz.
Vicdanı yetmeyenler yemeye devam edebilir.
Biz yemiyoruz.
Biz pir gibi o safraya oturmuyoruz.
Halkın emeğiyle kurulan sofraya, bizim itlerimiz bile yanaşmaz.
Gerekirse bedel öderiz.
Gerekirse yalnız kalırız.
Gerekirse boynumuza yağlı ilmek asılır.
Ama hakikatten vazgeçmeyiz.
Çünkü bu yol;
Susarak yükselenlerin değil,
Direnerek yürüyenlerin yoludur.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













