Aleviler Üzerindeki Asimilasyon Oyunu Hız Kesmeden Devam Ediyor
Mehmet Ali DEMİRTürkiye’de Alevi toplumunun karşı karşıya kaldığı asimilasyon politikaları, uzun yıllardır süregelen bir sorun olarak varlığını sürdürüyor. Alevilerin yolu, ritüelleri ve kültürel miraslarına yönelik baskılar, toplumu zorla şekillendirme ve kendi kimliğinden uzaklaştırma çabalarının bir parçası olarak değerlendirilebilir. Günümüzde bu asimilasyon oyunları, farklı yöntemlerle ve yeni stratejilerle devam ediyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Faaliyetleri
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Aleviler üzerindeki asimilasyon çabaları, bu politikaların ne denli sistematik bir şekilde yürütüldüğünün en somut örneğidir. Son dönemde, özellikle Alevi yerleşimlerinin bulunduğu bölgelerde, askeri ablukalar altında cami temellerinin atılması, bu politikanın bilinçli bir şekilde yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Bu tür girişimler, Alevi toplumunu kendi inançlarından uzaklaştırmayı ve onları Sünni İslam’a entegre etmeyi amaçlayan bir yaklaşımın parçasıdır.
Hacı Bektaş Veli Dergahında Zikir
Asimilasyon girişimlerinin bir diğer boyutu, kutsal mekanlara yönelik provokatif eylemlerle kendini gösteriyor. Hacı Bektaş Veli Dergahı'nda, kendilerine "zikirciler" olarak adlandıran bir grubun zikir çekmeye çalışması, bu tür provokasyonların örneklerinden biridir. Yaklaşık 20 dakika boyunca Alevilerin türbeyi ziyaret etmelerini engelleyen bu grup, orada bulunan çocukların korkmasına ve Alevi toplumu üzerinde bir baskı ortamı oluşmasına neden olmuştur. Bu tür eylemler, Alevilerin inançlarını özgürce yerine getirmelerinin önünde engeller oluşturuyor.
Devletin Rolü ve İç Asimilasyonda Cemevi Başkanlığı
Alevi Bektaşi kültürünü ve Cemevi Başkanlığı'nın devletle iş birliği içinde yürüttüğü asimilasyon politikaları da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Cemevi Başkanlığı'nın çıkaracağı ansiklopedi, gelecekte Alevi gençlerini zehirleme projesidir; diğer yanda okullarda imamların ders vermesi, Aleviliğin Sünni İslam’a entegre edilme çabalarının bir parçası olarak görülmelidir. Bu iş birliği, Alevilik inancının özünden uzaklaştırılması ve devletin belirlediği çerçevede yeniden şekillendirilmesi sürecini hızlandırmaktadır.
Alevilik: Bilim ve Doğa ile Yoğrulmuş Bir Yoldur
Alevilik, kendine özgü ritüelleri, ibadet biçimleri ve toplumsal değerleri olan, köklü bir kültürel ve inanç sistemidir. Tek tanrılı kitabi dinlerden farklı bir yapı sergileyen Alevilik, doğa ile uyum içinde yaşayan ve bilimi rehber edinen bir inanç anlayışını benimser. Bu nedenle, Aleviliği herhangi bir tek tanrılı dinle özdeşleştirmeye veya o kalıba sokmaya çalışmak, Aleviliğin özüne yapılmış bir saygısızlık ve asimilasyon çabası olarak kabul edilmelidir.
Alevi Kimliğinin Korunması İçin Mücadele
Alevi toplumu, bu asimilasyon politikalarına karşı direnç göstermeye devam etmektedir. Ancak bu mücadele, sadece Alevi toplumunun değil, Türkiye’nin çoğulcu yapısının korunması açısından da hayati öneme sahiptir. Farklı inançların ve kültürlerin barış içinde bir arada yaşaması, ancak bu tür asimilasyon çabalarının son bulmasıyla mümkün olabilir. Alevi kimliğinin korunması, sadece Aleviler için değil, tüm toplum için bir insan hakları ve inanç özgürlüğü meselesidir.
Mehmet Ali Demir
AŞK ile…
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası

















