Mehmet Ali DEMİR

ALEVİLERİ ZEHİRLEYEN VE ASİMİLE EDEN DEDE, HÜSEYİN VE TORUN İZZETTİN DOĞAN

Mehmet Ali DEMİR
  06-01-2024 13:09:00

Yakın zamanda gazetelerde haber olan Cem Vakfı'nın Genel Başkanı İzzettin Doğan, demans hastalığı iddialarıyla ilgili oğlu Sedat Doğan'a suçlamalarda bulunarak doktorlar ve mahkeme hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Peki bizim genelde Osmanlıda gördüğümüz bu taht kavgasının nedeni neydi? Devlete Alevileri pazarlayarak elde edilen mallar vakıf malları ve kurulan saltanatı size anlatacağım ama önce olayın genel bir analizini yapalım.

KİMLERDİR BU DOĞAN AİLESİ VE ALEVİLER İÇİNDEKİ YENİ NEDİR?

İddia odur ki; Dedesi Hüseyin Doğan, Dedenin Devletin kendisine sunduğu maddiyete karşın, Seyid Rıza’ya karşı mahkemede yalancı şahitlik yapmış, yaşının küçültülüp idam edilmesine sebep olmuştur. Bununla birlikte Dersim katliamı sürecinde Hüseyin Doğan’ın görevlendirdiği kişilerin devletle is birliği yaparak askere öncülük etmiştir.

İZZETİN DOĞAN, KİMDİR?

İzzettin Doğan 1940 yılında Malatya’nın Kırlangıç köyünde doğdu. İlkokulu burada okudu. Orta ve lise öğrenimini de Galatasaray Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Bir Alevi dedesi, Cem Vakfı Başkanı ve Alevi Vakıflar Federasyonu Onursal Başkanı İzzettin Doğan aynı zamanda uluslararası hukuk profesörü bir akademisyendir. Ne ilginçtir ki Doğan’ın yayınlanmış bir eseri dahi yok.

CEM VAKFININ KURULUŞ HİKAYESİ

Dedesinin devlet ile olan iş birliği iddialarından sora şimdi İzzetin doğanın devletle olan ilişkilerine bir göz atalım. Eski cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel, 2 Temmuz 1993 katliamından sonra İzzettin Doğan’a Alevilerin devletin güdümünden ayrılmaması için toparlama görevi bir zat kendisi açıklıyor. Daha Sonra Recep Tayyip Erdoğan’da Doğanı iama ederek Mlatyada

2 Temmuz 1993 Madımak katliamından sonra yükselen Alevi muhalefetinin Kürtlerle buluşmaması için İzzettin Doğan’a görev verildiği ve bu amaçla Cem Vakfının kurdurulduğunu söyledi.

Bu sözleri Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in o dönemdeki Hacıbektaş Belediye Başkanı Mustafa Özcivan’a anlattı.
Hacıbektaş Belediye Başkanı Mustafa Özcivan törenlere davet etmek için ziyareti esnasında Süleyman Demirel’le yaptığı uzun bir sohbet içerisinde bu ilginç durumu dinledi. Daha sonra bu sohbeti detaylıca olarak Sürek dergisinde yayınladı.

Kimine göre pragmatik bir fırsatçı, ancak uzun yıllardan beri Alevi topluluğunu kapalı kapılar ardında sistemin içine çekmeye çalışan bir işbirlikçi. Mustafa Özcivan’ın sözleri bu açıdan önemli. Ve üstelik Doğan ailesinin Demirel ile geçmişi 1960’lı yıllara kadar uzanır.

Doğan ailesinin ileri gelenleri kendilerini Hz Ali soyundan geldiğini iddia ederler. Malatya ve çevresinde cem törenleri düzenleyerek Alevi toplumunda sosyal statü elde etmeleriyle sivrilirler.

Ailenin en önemli kişiliği İzzettin Doğan’ın babası Hüseyin Doğandır. 1950’de CHP’den milletvekili seçilerek Alevi kesimin tanıdığı isim haline gelir. Daha sonra CHP’den ayrılarak Demokrat Partiye geçer. Bu durum Alevi toplumunda hoş karşılanmaz, sert eleştirilere muhatap kalır. Bu eleştiriler feodal Alevi toplumunda etkin olan sosyal dedelik statüsüyle savuşturmayı başarır.

DEMİREL İLE İLİŞKİLERİN GEÇMİŞİ

1960 yılından sonra Demirel’in Adalet Partisine girerek birkaç dönem milletvekilliği yapar. Oğlu Doğan Doğan’ı da (İzzettin Doğan’ın abisi) Adalet Partisi Malatya il başkanı olur.

Milletvekilliği döneminde adından tek bahsettirdiği olay Alevi Birlik Partisi’nden 8 milletvekilini kopararak Adalet Partisi’ne transfer etmesidir. Bu sırada oğlu İzzettin Doğan İsviçre’de mastırını yaparak aralarında Galatasaray üniversitesinin de olduğu okullarda hukuk hocası olarak dersler vermeye başlar.

Daha sonra Hüseyin Doğan geçirdiği bir kalp krizi sonucunda yerini oğlu İzzettin Doğan’a bırakarak vefat eder.

Bu dönem Alevi topluluğu sosyo ekonomik ve iktisadi sebeplerden dolayı şehirlere akın ettiği dönemdir ve ülkede gelişen politik olaylardan dolayı askeri cuntaya doğru adım adım yaklaşılmaktadır.

GENERAL SUNALP’IN YAKIN DOSTU

12 Eylül askeri darbesiyle Alevi, Kürt binlerce ilerici demokrat yurtsever işkence tezgahlarından geçirilir. Sokaklarda yargısız infazlar ve sivil faşist saldırılardan dolayı onlarca yurtseverin katledildiği karanlık günlerdir. Rejim için tehlike çanlarının çaldığı bu günlerde Alevi toplumun radikal sol ve yurtsever hareketi yoğun olarak desteklemesi sonucunda cuntacı generaller Milliyetçi Demokrat Partisine (MDP) kurarlar. Alevi halkın devrimci dinamizmi tasfiye edilmek için partinin kurucularında Alevilere de yer verilir. Bu kurucu ve yöneticiler içinde dikkat çeken bir isim vardır. İzzettin Doğan…

Onu bu kadar etkin hale getiren sosyal etken babasının sisteme yaptığı hizmetler ve devlete Alevi burjuvazisinin sisteme nasıl çekileceği ve yoksul Alevilerin devrimci dinamizminin nasıl kırılıp tasfiye edileceğiyle ilgili verdiği seminerlerdir. Ve cunta tarafından verilen Alevi topluluğun temsilciliğini kabul eder. Ancak iki tarafta bu sefer yanılmıştır. Generaller toplumda istedikleri çıkışı yakalayamazlar. Bu ve sosyo psikolojik etkenlerden dolayı İzzettin Doğan’la, general Turgut Sunalp’ın yolları ayrılır.

İZZETTİN DOĞAN TASFİYE HAREKETİ

İzzettin Doğan’ın devletle karanlık ilişkileri zamanla deşifre olması sonucunda Alevi kurum ve kuruluşları Cem Vakfı dışında kurumlar oluşturup taleplerini yüksek sesle dile getirmeye başlayınca İzzettin Doğan faktörü yineden ortaya sürülür. Bu haklı taleplerin pasifsize edilmesi için Doğan sürekli Alevi kurumlarını polemik içine çekerek bir tasfiye hareketi başlatır. Alevi örgütleri ‘Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın’ diyerek radikal çıkışlar yaparken, İzzetin Doğan ‘Diyanette bizlerde temsil edilelim’ diyerek farkını ortaya koymuştur. Alevi örgütleri zorunlu din dersleri kaldırılmasını gündeme getirirken, İzzettin Doğan ‘Alevilik ders olarak okutulsun’ der. Alevi örgütleri ‘devlet inançlar için para harcamasın’ derken, Doğan Alevilere bütçeden pay ayrılmasını öne sürer.

 Alevi örgütleri ‘Alevilik sistem tarafından tanınsın, Cemevleri yasal statüye kavuşsun’ derken Doğan sessizce dinler. Doğan, çatışmalarda yaşamını yitiren yurtsever Alevi devrimcilerin cenazelerin Cemevleri’nden kaldırılmasına şiddetle karşı çıkar. 2 temmuz Madımak Oteli önündeki anmalar karşı çıkar kimseyi göndermez. Olay gündeme geldiğinde sürekli Pir Sultan Derneği ve Aziz Nesini suçlar ama önceki yıl ki törenlere katılır. Ve Madımak Oteli müze olsun der.

İZZETTİN DOĞAN VE SOL PARTİ ÇALIŞMALARI

 İzzettin Doğan portesini canlı ve dinamik tutan etken siyasi ve bürokrasinin ona verdiği destek ve imtiyazdır. İzzettin Doğan’ın dışında da Alevi kurumların siyasi bürokrasiyi etkilemeye yönelik çalışmalar yapmasından en çok rahatsız olacak insan kuskusuz ki İzzettin Doğan’dır. Fakat etkisini Alevi toplumda gün geçtikçe yitirmesi ve misyonun deşifre olmasından dolayı her sistemin sınırsız destek verdiği figürler de zamanla yok olmaya muhtaçtır. Ve anılırken Alevilere verdiklerinden çok bu topluluktan neler götürdükleri gündeme gelirler. Bir toplumun asimilasyonu için ahlak kurallarını dahi ayaklar altına almaktan çekinmeyen İzzettin Doğan artık çöküş ve tasfiye sürecine girmiştir.

VE BABA OĞUL ML TAHT KAVGASI

Cem Vakfı'nın Genel Başkanı İzzettin Doğan, demans hastalığı iddialarıyla ilgili oğlu Sedat Doğan'a suçlamalarda bulunarak doktorlar ve mahkeme hakkında suç duyurusunda bulundu.

Doğan'ın avukatı Cengiz Sönmez, müvekkilinin servetinin ele geçirilmeye çalışıldığını belirtti. Ancak mal varlığıyla ilgili net bir bilgi paylaşılmamakla birlikte, 2013'te Doğan'ın TOKİ'ye sattığı arsa karşılığında 196 daire ve 5 milyon lira aldığı belirtilmektedir.

İzzettin Doğan, hasta olduğu gerekçesiyle vasi atanması talebiyle rapor düzenlenmesinin ardından İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Hastanesi'nde yapılan incelemenin raporunun sahte olduğunu iddia etti. Avukat Sönmez, müvekkilinin hastaneye gitmediğini ve raporun hastaneye gitmeden hazırlandığını iddia etti.

Bu süreçte, İzzettin Doğan'ın oğlu Sedat Doğan ise Cem Vakfı'nda görevli Hasan Sezgin ve eşi Şenay Sezgin hakkında suç duyurusunda bulundu. Oğul Doğan, bu kişilerin babasını izinsiz dışarı çıkararak kişisel menfaatleri için vekaletname düzenlendiğini öne sürdü.

İzzettin Doğan'ın mal varlığı hakkında net bir bilgi paylaşılmazken, Sedat Doğan'ın vasi tayin edilmesi sonrasında 17 ayrı icra takibiyle karşı karşıya olduğu iddia edildi.

Mehmet Ali Demir

Not. Kaynakca: Fuat Doğansoy

  Bu yazı 10547 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım