Mehmet Ali DEMİR

Alevilerin Hz. Ali ve Kerbela İle Bir Alakası Var mı?

Mehmet Ali DEMİR
  01-07-2025 19:57:00

Ey Kızılbaş Vicdanınla Bir Hesaplaş...

Eğer gerçekten Kızılbaş vicdanınız varsa, bir de bunu konuşalım.

Yüzyıllardır Alevilerin inancı, tarihsel kökeni ve kültürü farklı pencerelerden anlatıldı. Özellikle de Hz. Ali ve Kerbela eksenli söylemler, Alevilikle iç içe geçirilmek istendi.
Oysa bugün sormamız gereken asıl soru şu:
Alevilerin Hz. Ali ve Kerbela ile gerçekten bir bağı var mı?
Yoksa bu bağ, tarih boyunca Alevileri sisteme yedeklemek için kurulan bir “ideolojik tuzak” mıydı?

Bir Taraf: Koltuk Kavgası,
Bir Taraf: Mazlumların Direnişi

Tarih boyunca bir tarafta iktidarı ele geçirmek isteyenler, yani sarayla tahtın çevresinde dönenler vardı. Kerbela, işte bu hesaplaşmanın kanlı sahnesiydi: Hüseyin ile Yezid arasında bir iktidar, yani koltuk savaşı.

Diğer tarafta ise Kızılbaşlar vardı:
Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Gazi’de, Gezi’de…
Saraydan değil, vicdan da ses verdiler.
Koltuk için değil, yol ve inanç özgürlüğü için öldüler.

Bu iki mücadele ruhunu bir ve aynı görmek, Kızılbaş’a hakarettir.

Kerbela’da Kan Kutsal,
Peki Ya Hayber’de?

Bugün Kerbela, Alevi söyleminde “zulme karşı direniş”in simgesi olarak anılıyor. Hüseyin’in kanı “kutsal” çünkü peygamber torunu.

Peki ya 628’de Hayber’de dökülen kan?
Orada da bir halk vardı. Yahudiler. Kendi topraklarında yaşıyor, kimseye saldırmıyorlardı.

İslam ordusu tarafından kuşatıldılar.
Kaynaklar, en az 93 savaşçının öldürüldüğünü yazıyor.
Ama ya kadınlar, çocuklar, yaşlılar?
Kaç kişi öldürüldü, kaç kişi köle yapıldı, kaçının adı bile anılmadı?

Hayber’de kalanlar ganimet sayıldı. Kadınlar esir alındı.
Yahudi lider Kinane bin Rebi öldürüldü. Eşi Safiyye, daha o gece Hz. Muhammed’le evlendirildi.

Ve bu seferde Ali, Kamus Kalesi’ni düşüren kişi olarak övülüyor.
Bugün Aleviler, Kerbela’da Yezid’i lanetlerken; Hayber’i fetheden Ali’yi kutsuyor.

Bu nasıl bir çelişki?
Bu, Kızılbaş vicdanına sığar mı?

Unutmayalım:
Kızılbaşlık, Hz. Ali’yi değil, halkın direnişini kutsar.
Ne Hz. Muhammed’in devlet kuruculuğunu,
ne Ali’nin savaşlarını,
ne de Hüseyin’in saray çatışmasında taraftır.

Alevilik, peygamber soyunu değil,
Hak’kı, adaleti ve mazlumu esas alır.

Kerbela bir trajedidir elbette.
Ama bir saray içi iktidar mücadelesidir.
Yezid zalimdir evet,
ama Hüseyin mazlum olduğu kadar sarayın bir parçasıdır.

Oysa Kızılbaş mazlumluğu, Kerbela’dan çok daha yakıcıdır:
Dersim’in bombalanan dağlarında,
Maraş’ın yakılan evlerinde,
Çorum’un paramparça bedenlerinde saklıdır.
Gezi’de kafasına gaz fişeği isabet eden Berkin’de,
Gazi Mahallesi’nde sırtından kurşunlanan gencin cesedinde…

Alevilik, Kızılbaşlıktır;
Sarayla Değil, Mazlumla Yan Yana Durur

Hz. Ali’nin kılıcıyla düştü Hayber.
Hz. Muhammed’in fermanıyla bölündü ganimet.
Kerbela’da sarayın iki ucu çarpıştı.
Ama Kızılbaşlar hiçbirinde yoktu.

Onlar dağdaydı, kuytuda, halkın yanındaydı.
Ne iktidarın dini, ne saltanatın soy bağı ilgilendirirdi onları.
Onlar yolu savundu, inancı korudu, canı pahasına özgür yaşamak istedi.

Bugün Kızılbaş’ın yoluna sahip çıkanlar,
Ali’yi değil; Seyit Rıza’yı, Pir Sultan’ı, Nesimi’yi kutsar.

Kızılbaş vicdanınız varsa, bunu da yazın.

Yoksa Kerbela’da ağlayıp, Hayber’i görmezden gelen her söz, bir çifte standardın itirafıdır.

Mehmet Ali Demir

  Bu yazı 5362 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım