Alevilik nedir?
Mehmet Ali DEMİR.jpg)
“Alevilik bir din veya sadece bir inanç değildir… Yaşamın tüm katmanlarını içinde barındıran bilimi kendine rehber eylemiş akıl ve vicdanın öncülüğünde bir yaşam felsefesidir… Yani kulla kul olmayı tapınmayı ret eden… Kendini bilimin ışığında sürekli yeniliyen… Kalıplaşmış doğmalara inanmayan… Kimseyi kutsamayan… Birini diğerinden daha ulu yüce görmeyen… Eşiktekine, beşiktekine, Pir postunda oturanı döşektekini can olarak eşitleyen birleyen… Her sözünü ve adımını Rızalık düzleminden gerçekleştiren… Musahiplik ile kardeşlik hukukunu yaratmış… Mitolojisinde bile Cemine peygamber donunda gelini kapıdan çeviren… Yani doğma dinleri kitapları ret eden… Hakk’ı insanda gören… En-El – Hakk – diyen… Dünyanda yaşamım sürmesi için gerekli olan her zerrenin Hakk’ın bir parçası olarak gören ve değer veren bir yaşam felsefesidir… Dostlar sadece Cemevlerine gidip Cem olan… Bizlere ait olmayan sembol ve resimlere kutsiyet atfeden… Bilimsel konuların ele alınması gereken cemlerde ağlayıp sızlayıp hurafe ve Mitolojik anlatımlar ile insanları kandırmak, avutmak, korkutmak dar kalıpların arasına sıkıştırmak ihanet ve asimilasyondur… Aleviler tarih boyunca dinlerin ve hükümdarların emirleri altına girmediği için katledilmişlerdir… Günümüzde Cemevlerinde yapılanlar sadece bir gösteriş ve avutmadır… Alevilik bağımsızdır… Yani içinde şu an bir ülke yönetiminin içinde olması gereken katmanları barındırır… Onun için yıllarca dışa bağımlı olmadan özgürce yaşamaya çalışmıştır… Dönün geriye bir bakın Kadı’nın karşısına çıkmayı ret eden… Tüm sorunlarını insani kâmiller ile çözen… Türküsü, hikayesi, masalı, oyunları, şairi, ozanı, Piri, Mürşidi, Rarberi ve talibiyle günümüzde baktığımızda kültürü, sanatı, felsefesi, kanunları, yargısı olan temel desturu ise Rıza şehri olan bir yoldur.
Peki, biz günümüzde ne yapıyoruz?
Cemi ağlama duvarına çevirip birileri için ağlayıp dövüyoruz…
Hiç bizden olmayan birileri için 12 gün boyunca yaş tutuyoruz…
Pazar kahvaltıları yapıyoruz…
Kurban Bayramı denilen kurbanın can almanın bayramı olmaz deyip kurban kesiyoruz…
Ulu güce can ve kan adayıp bunun bayramını yapıyoruz…
Hızır orucu tutuyoruz…
21. Yüzyılda MİT’leri yani hikayeleri gençlerimize anlatarak onları kandırdığımızı sanıyoruz…
Bu kendi kendimizi bitirmekten başka bir şey değil… Söylem ve eylemlerimiz bir biriyle çelişiyor… Bir düşmana gerek yok biz bize düşman olmuşuz zaten… Hiç bir şey yapmadan çok şey yaptığımızı sanarak yok oluyoruz…
Okuyup araştırmak yerine duyduklarımız kulaktan doğma sözler ile hem kendimize hem halkımıza ihanet içindeyiz…
Lütfen artık uyanalım…
Aşk ile…”
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası


















