ÇAR ANASIR BABINDAN VAR OLDUK
Mehmet Ali DEMİR
Dört kitapta yoktur bu ilim inan
İlm-i Devriyedir bu bir sırrı kan
Bulup bir mürşid-i kamil ü irfan
Okuyup bu dersi âyâna geldim
Hüsnî (16.yy)
Sabah gün doğmadan önce uyanır Dersimli doğan güneşe bakarak ya Mehemed önce kurda kuşa sonra dağa taşa kapıya komşuya yanında da bana ve çocuklarıma sağlıklı ve bereketli yaşam ver diye yakarır. Çünkü Dersimli bilir ki güneş olmasa yaşam olmaz güneş onun için kutsaldır dünyamızı aydınlatmak için yasamın sürmesi için milyarlarca yıldır yanarak semaha durur güneş bunun için ona minnettardır Dersimli.
Henüz yer gök yaşam canlı yokken, peygamberler tek tanrılı dinler yokken milyarlarca yıl öncesinden bir ışık yanıp semah döndü evrende sonra Hepimizin hikâyesi 13.8 milyar yıl önce çok ufacık bir noktada başladı. Bu başlangıçtan itibaren milyarlarca yıldır durmadan genişleyen, genişledikçe yıldızların ve yıldızların içerisinde yaşamamızı mümkün kılan elementlerin oluştuğu, muazzam süreçlerin gerçekleştiğine inanır Dersimli. Bilir ki o gün bu gündür yanarak yaşamımızın devamını sürdürmemiz için yakar bedenini varlığın birliği için güneş.
Dersimli suyunu kutsar bilir ki su olmasa yaşam olmaz yaşamın kanıdır su onsuz hiçbir canlı olmaz, yaşamdaki ilk canlıya ana olmuş yaratmış doğurmuş. Su her canlı yaşam vermiş onsuz bir yaşam olmaz bilir, can veren sudur, temizleyen paklayan sudur lokmasını yapan canlar alıp suyun başında pay eder birkaç parçasında suyun kenarına kurda kuşa bırakır.
Ağacı kutsar Dersimli ulu, ulu ağaçları onlar karaciğeridir dünyanın onlarsızda yaşam olmaz. O ağaçlar ki sevgiliye yazılan mektubun kâğıdı olur, kışın yüreğimizi ısıtan yakacak, yemeğini yaptığımız ocağın odunu olur. Meyvesini yer, gölgesinde dinlenir, sonra son yolculuğunu da onunla yapar insan oğlu.
Dağları kutsar Dersimli orada yaşanmış mitolojik hikayelere sıkı, sıkı sarılır. Yad eder çerağını uyandırır medet der, o dağlar ki koynunu açmış saklamıştır zalimin zulmünden ulaşamdığı ulu dağın karşısına (nisange) onu gören temsilini yapar taşları üst üste yığarak çerağ uyandırır çıralık ve lokma bırakır oraya orada geçen bir canın belki ihtiyacı vardır diye.
Sevgi’nin inancıyız, Alevilik; her şeyi hakkın bir parçası olarak gören bir anlayıştır. Tüm varlığı bir olarak görür. Vahdeti Mevcut deriz. İnsanların eşitliğini isteyen, doğayı ve evreni korumaya yönelik davranışları bu inançtan kaynaklanmaktadır. Hızır’da kavurga olmuş, kavut olmuş, diş çıkarana hedik olmuştur, ziyarette teberik, bazen iki akarsuyun müsahip olup birleştiği yer gola çetu(hızır gölü) (Munzur ve Pülümür çaylarının birleştiği yerdedir.)bazen bir ulu çınar olmuş ziyaret, bazen bir çerağ olmuş, nur ola sır ola demişler, rüzgarı bile ‘’haydar haydar’’ diye çağırmış, toprağa bedeni verirken sır demiş, bazen dört anasır’da (ateş ,hava, su, toprak) bulmuş rengini . Hak sevgisi, insanları ve diğer varlıkları sevmeyi gerektirir. Hak sevgisine ulaşmak, kin ve kibirden arınmakla mümkündür. Benliğe lanet demiş atalarımız. Bu arınmaya ‘’ölmeden önce ölmek’’denir. Bu nedenle insanlara ve tabiata yapılan haksızlık, yalan, dolan, fesat, kin, nefret, iftira gibi kötülüklerle mücadele etmek, Alevilerin yaşamdaki amaçları olmalıdır.
Katre idim Ummanlara karıştım
Kaç bulandım kaç duruldum kimbilir
Devre edip alemleri dolaştım
Bir sanata kaç sarıldım kimbilir
Bulut olup ağdığımı bilirim
Boran ile yağdığımı bilirim
Alt anadan doğduğumu bilirim
Kaç ebeden kaç soruldum kimbilir.
Kaç kez gani oldum kaç kere fakir
Kaç kez altın oldum kaç kere bakir
Bilmem ki kaç katip ismimi okur
Kaç defterde kaç dürüldüm kimbilir
Bazı nebat oldum toprakta sürdüm
Bilmem kaç atanın sulbünde durdum
Kaç defa cenneti alaya girdim
Cehenneme kaç sürüldüm kimbilir
Kaç kez alet oldum elde bakıldım
Semadan kaç kere indim çekildim
Balcık olup kerpiç kerpiç döküldüm
Kaç bozuldum kaç kuruldum kimbilir
Dünyayı dolaştım hep kara batak
Görmedim bir karar bilmedim durak
Üstümü kaç örtü bu kara toprak
Kaç serildim kaç dirildim kimbilir
Gufrani’yim tarikatım boş değil
İyi bil ki kara bağrım taş değil
Felek ile hiç hatırım hoş değil
Kaç barıştım kaç darıldım kimbilir
Gûfranî
Aşk ile.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası

















