Çorum Rıza Şehri Projesi Üzerine
Mehmet Ali DEMİRTürkiye’ye gelişimin üzerinden dört hafta geçti. Bu kısa süre içinde Alevilik inancının geldiği nokta karşısında içim burkuldu, kalbim ağırlaştı. Gördüklerim, duyduklarım, yaşadıklarım bana şunu açıkça söylüyor: Bugün Türkiye’de Alevilik, özüyle bağı koparılmış, kurumlaşma adı altında teslim alınmış, kimliksizleştirilmiş bir hale sürüklenmiş durumda.
Aleviliğin kalbi sayılan cemevleri artık birer “cemaat evi”ne dönüşmüş. Alevilikle ilgisi olmayan devlet kurumlarıyla iç içe geçmiş, hatta doğrudan Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı’ndan yardım ve maddi destek alan kurumlar var. Diğer yandan belediyelerden destek alan, aşure lokması gibi kadim gelenekleri bile cemevi bütçesinden karşılayan yapılar da mevcut.
Benim gitme fırsatı bulduğum, özellikle Erzincan, Dersim ve çevre illerdeki durum düşündürücü. Her biri farklı yapılara yaslanmış, inançtan çok yönetsel ve maddi çıkar önceliği güden kurumlar türemiş. Bu, sadece fiziksel bir değişim değil; özde, ruhta bir kopuştur.
Son günlerde sıkça gündeme gelen Çorum Rıza Şehri Projesi hakkında ise bazı kurum başkanları ve yöneticilerinin yaptığı eleştiriler dikkatimi çekti. Eleştirilerin çoğu, belediyenin yaptığı 2 milyon YTL’lik yardım konusuna odaklanıyor. Şunu her zaman söylerim: Alevi kurumları kendi öz güçleriyle büyümeli. Bu kurumlara ne devlet ne de belediyeler girmeli; talip lokması en doğru olandır. Ancak burada durmak gerekiyor. Eleştiri yapanların kendi kurumları hangi kaynaklardan besleniyor? Kimi zaman Alevilik adına konuşanlar, kendileri de aynı ilişkiler ağının içindeyse, bu durumda samimiyetten söz edebilir miyiz?
Bir halk deyimi vardır: “Benim anam senin anneni bilmem nerede gördüm,” demiş biri. Karşısındaki cevap vermiş: “Benim anam oradaysa, senin annenin ne işi vardı orada?” Tam da böyle bir durumla karşı karşıyayız.
Çorum Rıza Şehri Projesini canıgönülden desteklediğimi ifade etmek isterim. Burada yapılacak olan tek şey, resmi ideolojiden değil; yolun özünden, ferz (farz) alınmalıdır. Dostlar, unutmamak gerekir ki yarın yapılacak bu projelerin devlet tarafından ruhsatlandırılması gerekecektir. Aksi takdirde, biz ne yaşlılarımızı, ne gençlerimizi, ne de çocuklarımızı cemaatlerin ve resmi ideolojinin bu çemberinden kurtarabiliriz.
Bu tür projeler artık bir ihtiyaçtır. Gençlerimiz cemaatlerin yurtlarında, asimilasyonun pençesinde kalmamalı. Yaşlılarımız yoksulluğa, yalnızlığa terk edilmemeli. Ramazan ayında devletin bakım evinde bir ay açlığa mahkûm edilmemelidir. Kreşler, aşevleri gibi sosyal destek merkezleri olmazsa olmazımız olmalıdır. Bu, sadece bir proje değil; Aleviliğin toplumsal dayanışma ruhunu yeniden canlandırma çabasıdır.
Avrupa’daki cemevlerinde de benzer projeler için adım atılmalıdır. Biliyoruz ki Avrupa’daki cemevleri, yaptıkları projelerle devletten büyük yardımlar almaktadır. Bu yardımlar artık bu tür projelere harcanmalı; içi boş, büyük binalardan vazgeçilmelidir.
Görünen o ki, Türkiye’de Aleviliğin tabutuna çivi çakılmış. Ne yazık ki Avrupa da bu konuda pek farklı bir yerde değil. Bu yüzden artık hakikatçi Aleviler, yani pirlerimizin yürüdüğü yolda yürümeli ve yeni bir yapılanmaya gitmelidir.
Açıkça söylemek gerekirse, yeni bir Alevi federasyonu kurulmalıdır. Bu yapı, tüm Alevi kurumlarına açık bir çağrıyla başlamalı; kim hakikat yolunda yürüyor, kim çıkarlar uğruna bu inancı eğip büküyor, bu da ortaya çıkmalıdır.
Böylece gerçek canlar, bu yolun asli değerlerine sahip çıkarak yeniden bir mücadele hattı kurabilir. Alevilik, devletin denetiminde bir yol olamaz. Alevilik, pazarlıkla, arka plan dosyalarıyla değil; hakikatle, dirençle, dayanışmayla yaşar.
Bugün sustuklarımız, yarın inancımızın yok oluşuna neden olabilir. Ama bugün konuşursak, belki de yeniden dirilişin tohumlarını atabiliriz. Rıza Şehri Projesi, bu tohumlardan biri olabilir. Ancak bu toprakta ne yetişeceği, bizim hangi hakikate hizmet ettiğimize bağlıdır.
Aşk ile…
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













