DEM Parti'nin Demirtaş Sessizliği
Mehmet Ali DEMİRSon haftalarda Abdullah Öcalan'ın cezaevi durumu ve üzerinde yapılan spekülasyonlar, Türkiye'nin siyasi atmosferinde yeni tartışmaları tetikledi. Özellikle MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, Öcalan'ın “umut hakkı” çerçevesinde yeniden gündeme getirilmesi çağrısı ve bu sürecin AK Parti ile nasıl bir denge arayışına girdiği, tartışmaları yeni bir boyuta taşıdı.
Bahçeli’nin Öcalan konusundaki açıklamaları, bir yandan milliyetçi tabanda tepki toplarken, bir yandan da İktidar-MHP ittifakı içinde çatlaklara işaret etti. Eski AK Parti milletvekili Şamil Tayyar'ın, Bahçeli’nin Çözüm Süreci’ne benzer bir hamleye mi yönelmek istediğini sorgulayan açıklamaları, Öcalan'ın güncel siyasetteki rolünü bir kez daha tartışma konusu yaptı. İktidarın bu konuda stratejik sessizliği ise dikkat çekiyor.
Bu gündem içerisinde dikkat çeken bir diğer mesele, DEM Parti’nin Selahattin Demirtaş'ın adının neredeyse hiç anılmaması. DEM Parti liderlerinin, Öcalan ve genel anlamda HDP tabanıyla ilişkili olan meselelerde söz alırken, Demirtaş'ın adını telaffuz etmekten özenle kaçınmaları, şu anki siyasi strateji mi yoksa Demirtaş’ın hem Öcalan hem de dağ tarafından istenmiyor söylemleri doğru mu sorgulamasına yol açıyor.
Son olarak, kulislere yansıyan bilgiler arasında DEM Parti liderlerinin İmralı ile gerçekleştirdiği görüşme ve bu görüşmenin sonuçları tartışılıyor. İmralı’nın ve Kandil'in, Selahattin Demirtaş’ı bir anlamda gözden çıkardığına dair yorumlar, siyasi denklemi daha da karmaşık hale getiriyor. Bu durum, DEM Parti’nin hem HDP/Yeşil Sol tabanıyla arasındaki duygusal bağları koparma riski taşırken, hem de Demirtaş’ın mücadele mirasının gölgelenmesine neden olabilir.
Demirtaş’ın cezaevi koşulları ve siyasi mücadeledeki yeri, DEM Parti için önemli bir referans noktası olması gerekirken, bu sessizlik, partinin özerklik arayışı veya yeni bir taban stratejisi mi izlediği sorusunu gündeme getiriyor. Ancak bu tutum, özellikle HDP/Yeşil Sol tabanında şüpheyle karşılanıyor.
Siyasette Öcalan merkezli pazarlıkların kamuoyunda yoğun tepki çektiği bir dönemde, DEM Parti'nin bu tutumu, tabanıyla daha da derin bir kopuşa yol açabilir. Özellikle tabandaki Alevi ve sol kesimlerin, Demirtaş'ı sembolik bir figür olarak gördüğü düşünüldüğünde, DEM Parti'nin bu stratejisi desteklerini riske atabilir.
DEM Parti ve HDP arasındaki çizginin giderek belirginleştiği bir dönemde, Abdullah Öcalan'ın siyasi pazarlıklarda merkezde yer alıyor olması, Demirtaş'ın ise sessizlikle karşılanması, Türkiye siyasetinde yeni bir ayrışma hattını işaret ediyor. Bu sessizlik, DEM Parti'nin uzun vadeli stratejik kazançlarına mı hizmet edecek, yoksa Demirtaş'ın mirası üzerinden bir siyasi kayıp mı yaratacak? Bu sorunun yanıtı ilerleyen dönemde netleşecek.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













