Demirtaş’ı Anlayabilmek
Mehmet Ali DEMİRKaybedilen seçim sonrası Edirne Cezaevi'nde 6,5 yıldır tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 14 Mayıs seçimlerinin ardından yaptığı özeleştiriyle seçmenlerden özür dileyerek, aktif siyaseti bıraktığını açıkladı.
Peki Demirtaş ne diyordu?
"Kendi adıma, halkımıza layık bir politika ortaya koyamadığımız için içtenlikle özür diliyorum." diyen Demirtaş, kendisine yönelik yapıcı eleştirilerden yararlanmaya çalışacağını söyledi ve şöyle devam etti:
"Mücadeleyi cezaevinden her yoldaşım gibi dirençle sürdürürken, aktif politikayı bu aşamada bırakıyorum."
Demirtaş, röportajında, HDP yönetimine 14 Mayıs seçimlerinde cumhurbaşkanı adaylığı için hazır olduğunu söylediğini ancak bunun parti yönetimi tarafından gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini söyledi.
HDP yönetimine "Seçimi ikinci tura bırakıp o aşamada demokratik hamlelerle daha fazla katkı sunabileceğimizi belirttim." dediğini aktaran Demirtaş, adaylığının partisinin oy oranında da artış yaratabileceğine dair düşüncelerini de paylaştığını sözlerine ekledi.
Siyasi yasağının olmadığını ancak Yüksek Seçim Kurulu'nun kendi adaylığını reddetmesi durumunda daha sonra çıkarılacak adayın parti tabanı tarafından daha kolay sahiplenileceği önerisini sunduğunu belirten Demirtaş şöyle devam etti:
"Fakat bu önerim, herhangi bir gerekçe sunulmadan reddedildi. Gerekçesini halen bilmiyorum. Bu tartışmalar sürerken deprem oldu ve sonrasında aday çıkarmamaya doğru evrildi süreç. Bu karar da Genel Merkez ve ittifak bileşenlerince ortak alındı. Bana da öncesinde bilgi verildi, elbette bu kararın arkasında durduk."
Demirtaş, listelerin oluşturulmasında belli bir yöntem eksikliği olduğu, halkın beklenti ve önerilerinin dikkate alınmadığına yönelik eleştiriler olduğunu dikkat çekti.
Bu eleştirilerin ciddiyetle ele alınması ve parti tabanına gerekli açıklamalarda bulunarak samimi bir özeleştiri verilmesi gerektiğini vurgulayan Demirtaş şöyle devam etti:
"Adaylarımızın ve seçilen arkadaşlarımızın hepsi de çok değerli, kıymetli yoldaşlardır fakat mesele onların kişiliğinden bağımsız bir iç demokrasi meselesidir. Bunca deneyimimize rağmen halen halk demokrasisini ve demokratik toplumu önemsememek teknik bir eksiklikten öte ideolojik sapmadır. Bunun sorumlusu da en başta parti yönetimidir. Seçim dönemi siyasetinin de zaaflarla dolu olduğunu düşündüğümüzde yönetimimiz ne yazık ki ciddi yetmezliklere düşmüştür. Bence tüm bu süreç için halka bir özür, özeleştiri borçları var. Ayrıca ben de kendimi bu sorumluluğun dışında tutmuyorum. Kendimi sorumlulardan biri olarak kabul ediyorum elbette."
Peki Yeşil Sol Demirtaş’ı veya herhangi bir adayı neden 1. turda çıkarmadı? Neden kırk yılın başında bir açıklama yapan dağdaki örgüt yöneticiler hemen hemen her hafta açıklama yaparak Kılıçdaroğlu’nun desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Hepimiz çok iyi biliriz ki, CHP içindeki ulusalcı kanatı çıkardığımız zaman sosyal demokratların CHP içindeki özgül ağırlığı yüzde 17 ve 18 geçmez ve hepimiz çok iyi bilir ki, bu kanat ulus kavramına sıkı sıkıya bağlıdır. Bu kanat ülkede yıllardır süren iç savaş nedeniyle PKK’ye sempatiyle bakmaz, tam aksine terör örgütü olarak görür. Ayrıca CHP seçime içinde çeşitli ideolojilere bağlı altı ayrı partiyle katılıyor ki bunların tabanı da PKK’yı terör örgütü olarak görür. Peki bunu dağdaki yönetim seviyesindeki kadro bilmiyor mu? Elbette bizden daha iyi biliyor, o zaman her hafta yaptıkları açıklamaların millet ittifakına zarar verdiğini bile bile neden sürekli açıklamalarda bulundu? Bu sorunun cevabını verilmesi lazım.
Demirtaş’ın açıklamalarına bir şu pencereden bakalım: Eğer Yeşil Sol ilk turda Demirtaş veya herhangi bir partiliyi aday göstermiş olsa dağdaki kadro Kılıçdaroğlu hakkında bu kadar çok açıklama yapmaz, Erdoğan da bunlardan sahte videolar kurgulayıp kullanmadı, bu beklide Erdoğan’ın seçimi kaybetmesine neden olurdu. Ayrıca Demirtaş’ın adaylığı karşısında YSK alacağı aksi bir tutum daha çok Kürdün sandığa gitmesini sağlar ve Kürt halkının partileri etrafında sıkı kenetlenmesine neden olurdu.
Ayrıca 2015 ve 2018 seçim süreçlerinde Selahattin Demirtaş’ın Türkiye partisi olma kavramı onun tutuklanmasında sonra HDP tarafında rafa kaldırıldı. Hepimiz çok iyi biliriz ki, o süreçte sağ ve ulusalcı kesimden dahi oy almıştı Sayın Demirtaş.
Şimdi herkesin oturup dürüştçe muhasebesini yapma zamanıdır. Koltuklarında oturup hamaset yapma zamanı tarihe karışmıştır. Bu halk artık bunlara taviz vermiyor ya özünüz ve sözünüz bir olur ya da eriye eriye marjinal bir hal alırsınız.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















