Devrimci Değerler Bizim Değerlerimizdir
Mehmet Ali DEMİRDersim, tarihi boyunca birçok katliam ve asimilasyon politikası ile karşı karşıya kalmış, buna rağmen kimlik ve inançlarını korumayı başarmıştır. Dersim halkı için inançsal ve kimliksel değerler, yaşamın merkezinde yer alır.
Tarih boyunca direnmeyi başaramayıp teslim olanlar ve direniş ruhunu yitirenler, direnmeye devam edenlere karşı sonsuz bir nefret duymuşlardır. Bu nefretin doğallığı, kendi teslimiyetlerini anlamlı kılmanın ve mazur göstermenin tek psikolojik aracının, direnenleri ve direnişi küçümsemek ve aşağılamak olmasından kaynaklanır.
Sevgili Okurlarım Mahir Çayan, Türkiye devrimci hareketinin en önemli önderlerinden biridir. Onun Mustafa Kemal ve Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ile ilgili sözleri, Cumhuriyet'in kuruluş süreciyle ilgilidir. Ancak, Mahir Çayan’ın sadece bu sözlerini alıp, sanki Mahir Çayan Dersim Katliamı'nı görmezden gelmiş ve tüm tezlerini bu şekilde göstermiş gibi davranmak ya bilgisizlik ya da kasıtlı bir çarpıtmadır. Dersimliler için Mustafa Kemal ve Kemalizm, 1938 Dersim Katliamı'nın ve sonrasında uygulanan asimilasyon politikalarının birinci sorumlusudur. Bu gerçeği değiştirmez.
Deniz Gezmiş, Türk solunun efsanevi isimlerinden biridir. Onun ve arkadaşlarının savunduğu "tam bağımsız Türkiye" söylemi, bugün bizlerin de savunduğu bir idealdir. Tabi tam bağımsız Türkiye söyleminden kimlerin ne anlam çıkardığımda çok önemlidir. Deniz Gezmiş’in mücadele ruhu, direnişin ve devrimci değerlerin sembolüdür. Bu değerlere sahip çıkmak, Dersim’in kimliğini ve direniş ruhunu yaşatmak anlamına gelir.
Dersimliler için devrimci değerler, sadece ideolojik bir duruş değil, aynı zamanda kimliklerini ve inançlarını koruma mücadelesidir. Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya ve Mazlum Doğan gibi liderler, farklı tarihsel ve toplumsal bağlamlarda değerlendirilmelidir. Dersimlilerin, kendi tarihi travmaları ve kimlikleriyle barışık bir şekilde bu liderlerin tezlerini ele alması gerekmektedir.
Sürecin objektif ve subjektif şartlarına göre söylenen sözler her zaman mutlak doğrular olarak kabul edilmemeli, eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirilmeli ve yerel kültürel değerlerle uyumlu hale getirilmelidir. Dersimliler, kendi tarihsel deneyimlerinden yola çıkarak, devrimci hareketlerin liderlerine yönelik eleştirilerini ve övgülerini dengeli bir şekilde ifade edebilir. Bu şekilde, hem kendi kimliklerini koruyabilir hem de devrimci ideallerin evrensel değerlerine katkıda bulunabilirler. Kimse kutsal değil. Araştırma söylem ve anlamları ele alırken, sürecin genel yapısını mutlak göz önünde bulundurmak önemlidir.
Kimseyi putlaştırmadan, saygı çerçevesi içinde, onların düşüncelerinden dersler çıkararak, günümüz şartlarına uyarlayarak mücadeleyi bir adım öne taşımak zorundayız
Şimdilik, bu konuda sadece bu makaleyle noktalama istiyorum. Gelişmelere göre asıl yazmak istediklerimi ifade edeceğim.
Mehmet Ali Demir.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası

















