Din mi, Bilim mi?
Mehmet Ali DEMİRİnsanlık tarihi boyunca, varoluşsal soruların cevaplarını aramak, evrenin sırlarını çözmek ve yaşamın anlamını keşfetmek için birçok yol denenmiştir. Bu yollardan en önemlileri arasında din ve bilim gelir. Din, insanların varoluşsal sorularını cevaplamak ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak için geleneksel olarak başvurdukları bir kaynaktır. Ancak dinde mutlak teslimiyet ve itaat vardır, insan iradesinin bir anlamı yoktur; insan sadece kuldur ve onu yaratan onun için her şeyi yazmıştır, o sadece itaat ederek gelecek yaşamda ödül almak için çaba gösterir.
Diğer yandan, bilim, insanı evrenin merkezine alır ve insan iradesinin önemli olduğunu vurgular. Bilim, gözlem, deney ve mantık yoluyla evrenin işleyişini anlamaya ve açıklamaya çalışır.
Din, insanlığın erken dönemlerinden itibaren varoluşsal soruları cevaplama ihtiyacından doğmuştur. İnsanlar, doğanın gizemleri karşısında çaresiz kaldıklarında, doğaüstü bir varlığın varlığına inanarak bu sorulara yanıt aramıştır. Dinler, evrenin ve insanın yaratılışını, yaşamın amacını, ölüm sonrası hayatı ve ahlaki değerleri açıklamak için mitler, kutsal metinler ve ritüeller aracılığıyla insanları şartlandırmıştır. Ancak, dinin doğduğu ortamlarda bilimsel yöntemler ve bilgi eksikliği vardır. Bu dönemlerde, doğa olaylarına dini açıklamalar getirilir ve dini otoritelerin sözleri, mutlak gerçekler olarak kabul edilirdi. Bu, bilimsel düşüncenin gelişmesini ve sorgulanmasına engeldi.
Bilim ise, doğa olaylarını gözlemleyerek, deneyler yaparak ve mantık yoluyla anlamaya çalışır. Bilim, insanlığın bilgi birikimini artırmak ve evreni daha iyi anlamak için sistemli bir yöntem sunar. Bilimsel yöntem, hipotezlerin kurulması, deneylerin yapılması, verilerin toplanması ve analiz edilmesi, sonuçların çıkarılması ve bu sonuçların tekrarlanabilir olması gibi adımları içerir. Bilim, doğanın yasalarını anlamak için gözlemlere ve kanıtlara dayanır ve sürekli olarak yenilenen ve gelişen bir yapıya sahiptir.
Ancak tarih boyunca, din ve bilim arasında çatışmalar yaşanmıştır. Özellikle Ortaçağ'da, bilimsel keşifler ve dini inançlar arasında gerilimler yaşanmıştır. Galileo'nun Dünya'nın güneş etrafında dönmesini savunması ve Darwin'in evrim teorisinin ortaya atılması gibi olaylar, dini otoritelerin bilimsel ilerlemeye karşı direndiği ve çeşitli engeller çıkardığı bir dönemi temsil eder.
"Doğma olan din mi, bilim mi?" sorusu, insanlık tarihinde uzun süredir tartışılan bir konudur. Her ikisi de insanların varoluşsal sorularını cevaplamak ve anlam aramak için farklı yollar sunar. Din, geleneksel yolu seçerken bilim ise doğal dünyayı anlamak ve teknolojik gelişmeler sağlamak için insanlara rehberlik etmektedir.
Peki sizce, "Doğma olan din mi, bilim mi?"
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















