Erdoğan’dan Adalet Beklemek…
Mehmet Ali DEMİRMedeniyetin ilk şartı adalettir diyor Sigmund Freud
Sosyal adalet muhtemelen pek çok kişinin daha az talihli olan kimselere karşı iyi niyetini ifade eden bir kavram olmanın ötesinde bir nitelik kazanmıştır. Sosyal adaletin gerçekte bazı çıkar gruplarının taleplerinden başka bir şey olmadığını ve dürüst olmayan bir kavrama dönüştüğünü belirtmemiz gerekir.
Türkiye’de son günlerde yeniden reform paketini konuşuluyor. Erdoğan ve ahalisi sözüm ona adalet sağlayacak ülkede.
Erdoğan, geçmişte kendisinin bir düşünce suçu mağduru olduğunu söyleyerek iktidar oldu.Kendisinin “mazlum” olduğunu iddia ederek, kendi iktidarında halka ekonomik ve düşünsel özgürlüğü vaat etti.
Bu söylemleri kullanıp iktidar olan Erdoğan, tam 18 yıldır isçiye, köylüye ezilen tüm halk kesimlerine kan kusturuyor! Sadece kan kusturmuyor; sesini çıkarana terörist diyor coplatıyor zindanlarda çürütüyor malına mülküne el koyuyor.
Bir yüzükle geldiği iktidarda, Erdoğan ailesi şimdi milyar dolarlar hükmediyor. 1000 odalı saraylar, hanlar, hamamlar tam bir saltanat sürüyor. Dün işçi için simit cay hesabı yapan Erdoğan, bugün halkı simit ve cayı arar hale getirdi.
Erdoğan iktidarının kurduğu bu sistem, bırakın insan haklarını korumayı, sürekli insan hakları sorunu ürettiği ortada. Düşünce Özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller, Türkiye'nin en önemli insan hakları sorunlarından birini oluşturmaktadır. Çünkü yüzlerce yasa maddesi, insanların düşüncelerini açıklama özgürlüklerini kısıtlamaktadır. Türkiye'de yaşayan insanların, resmi ideoloji çerçevesinde düşünmeleri ve düşüncelerini açıklamaları istenmektedir. Bu çerçeveyle kendini sınırlamayı, insan onuruna ve insan haklarına aykırı bulan aydınlar, bilimadamları, politikacılar ve gazeteciler ise, açıkladıkları düşüncelerinden ötürü yargılanmakta ve cezalandırılmaktadırlar.
AKP- MHP iktidarı hırsızı, tecavüzcüyü, dolandırıcıyı uyuşturucu müptelaları ve mafya babalarını affederken, onlarca gazeteciyi, işimi geri itiyorum diyen KHK’lıyı, STK yöneticisi Osman Kavala'yı, HDP'nin eski eş başkanı Selahattin Demirtaş’ı, Milletvekillerini, onlarca belediye Başkanı'nı, yoksulun hakını savunan Halkın Avukatlarını,iktidarı eleştirmek için twitt atan sıradan vatandaşı esir alıyor, zindanlara tıkıyor teşlim almaya itat etirmeye zorluyor.
AKP- MHP iktidarı biyat etmiyene yaşam hakkı tanımıyor.
İktidarda olmasıyla kendince sahip olduğu gücü ne tür şekilde kullandığı açıkça ortada olan Erdoğan iktidarında, Mahkeme salonlarının duvarlarındaki “Adalet mülkün temelidir” söylemi sadece duvarda asılı kalmıştır.
Bir zülüm düzenine dönüşen bu iktidarda adalet beklemek sadece hayal olsa gerek.
Cözüm ise mücadele etmek halkın iktidarını kurmaktan geçer. Unutmayınki hiç bir baskıcı rejim kalıcı olmamıştır.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası

















