Mehmet Ali DEMİR

Erdoğan Kürtlere Düsmanlıkta Sınır Tanımıyor

Mehmet Ali DEMİR
  11-10-2019 07:01:00

Türk devletinin Kürtlere karşı düşmanlığı yeni değildir. Kürt düşmanlığının tarihi ve ideolojik arka planı olduğunu hatırlamakta fayda vardır. Türk ulus devlet oluşumunda Kürtler eritilememiştir. Özelliklede Lozan sonrası süreçte şekil bulmaya çalışan Türk uluslaşması önünde Kürtler engel görülmüştür. Katliamlarla ve göçertmelerle hal edilen Rumlar, Boşnaklar, Ermeniler bitirilmiş oldu fakat Kürtler direnmeye devam etti. Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan isyanlar kanla bastırıldı. Önderleri darağacına gönderildi. 

 

Toplumun bütün gözeneklerine sızan faşizm, kurumsal kimlik kazandıkça, mevcut kurumlar AKP ile partileşmekte ve faşizme kaymaktadır. Hangi kurumu ele alırsak alalım tek adam buyruğunun geçerli olduğu her alan faşist bir kuruma dönüşmüştür. Yasama, Yürütme ve yargı organları AKP faşizmi tarafından ele geçirilmiştir. TSK, Emniyet teşkilatı diktatörlüğün emrinde, hazine ve maliye denetimlerindedir. Devlet kurumlarının tümü reisin ağzına bakıyor, dudaklarını okuyor.

 

Erdoğan,ise Kürt düşmanlığı konusunda sınır tanımıyor. Erdoğan, Kürtlere karşı siyasi soykırımı gündemine almış ve bütün imkanlarıyla ve var hızıyla yürürlüğe koymuştur. Zembereğinden boşalmış bir şiddet ve baskı mekanizması ile “benden sonrası tufan” diyerek Türkiye’ye ve Türk toplumuna en büyük kötülüğü yapıyot. Krizlerden medet uman erdoğan, “Allah’ın lütfunu” krizlerde görerek, krizlerden beslenme taktikleriyle ayakta kalmaya çalışmaktadır. Her gün yeni saldırı dalgası başlatmaktadır. Kuduza yakalanmış it gibi herkese hırlamaktadır.

 

Toplumun bütün gözeneklerine sızan faşizm, kurumsal kimlik kazandıkça, mevcut kurumlar AKP ile partileşmekte ve faşizme kaymaktadır. Hangi kurumu ele alırsak alalım tek adam buyruğunun geçerli olduğu her alan faşist bir kuruma dönüşmüştür. Yasama, Yürütme ve yargı organları AKP faşizmi tarafından ele geçirilmiştir. TSK, Emniyet teşkilatı diktatörlüğün emrinde, hazine ve maliye denetimlerindedir. Devlet kurumlarının tümü reisin ağzına bakıyor, dudaklarını okuyor.

 

Türkiye, topyekun faşizm kuşatması altındadır. Faşizmin giderek kurumsallaştığı bir ülkede, o ülkenin vatandaşları hala istifini bozmadan sessizliğini koruyorsa o toplum belleğini yitirmiştir. Yaşanan onca krize ve keyfi uygulamaya rağmen AKP faşizmi destek buluyorsa ciddi bir patolojik vaka vardır. Düşüncede kısırlaşmış bir toplum her türlü melanete açık bir toplumdur. AKP’nin yaratmak istediği toplum modelidir. Muhalif seslerin cılız ve örgütsüz durumu da eklenince Erdoğan diktatörlüğünü daha fazla saldırgan hale getirmektedir. Saldırıların odağında da Kürtler vardır.

 

Türk devletinin Kürtlere karşı düşmanlığı yeni değildir. Kürt düşmanlığının tarihi ve ideolojik arka planı olduğunu hatırlamakta fayda vardır. Türk ulus devlet oluşumunda Kürtler eritilememiştir. Özelliklede Lozan sonrası süreçte şekil bulmaya çalışan Türk uluslaşması önünde Kürtler engel görülmüştür. Katliamlarla ve göçertmelerle hal edilen Rumlar, Boşnaklar, Ermeniler bitirilmiş oldu fakat Kürtler direnmeye devam etti. Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan isyanlar kanla bastırıldı. Önderleri darağacına gönderildi. Sistematik bir asimilasyona tabi tutuldu.

 

 

Dincilik ve milliyetçilik ideolojisiyle beyin yıkama işine girişildi. Tam başaracakları döneme gelmişken ortaya PKK çıkıverdi. Tekçi ulus zihniyeti vatan, millet, devlet ve bayrağın tekliği üzerine düşünce üretimi yaptıkça karşısında PKK’yi gördü. Osmanlı enkazı üzerinde inşa edilen Türk ulus yapay devleti; bünyesindeki azınlıkları bitirip kendi ulus künyesine kaydederken, Kürtleri yok edip sindiremedi. Kürt düşmanlığının temelinde bu paranoyak dinci, milliyetçi zihniyet yatmaktadır. Bu düşmanca zihniyetin inkar ve imha siyaseti, asimilasyon dayatmaları başarılı olamamıştır. Direnen Kürt halk gerçekliği; katliamcı, asimilasyon politikalarını boşa çıkarmıştır.

 

Erdoğan diktatörlüğüne karşı duran, halkları faşizme karşı koruyan ve bu konuda ağır bedeller vererek mücadele eden tek örgütlü muhalefet Kürt Özgürlük Hareketidir. Kürtler; hem söylem hem de eylemde faşist, dinci ve milliyetçi iktidara karşı onurlu bir direniş içindedir. Düşüncede erozyon yaşayanları faşizme karşı savunan da Kürtlerdir. Türkiye halklarının Kürt özgürlük hareketinin direniş mücadelesine karşı diyet borçları vardır.

 

Erdoğan’ın despotik uygulamalarına, Türk tipi yerli ve milli yeşil Faşizmine karşı bütün muhalif güçlerin birleşmesi gerekiyor. Faşizme karşı direnişin verildiği her zeminde güç birliğine gidilmesi büyük önem taşımaktadır. Gücünü birleştiremeyen ve bu gücü örgütlü mücadeleye dönüştüremeyen muhalefetin başarma şansı yoktur. İçinden geçilen dönemin ruhu; güç birliğini ve mücadeleyi zorunlu kılmaktadır. Kürt direnişinin olduğu her alanda safları sıklaştırma zamanıdır. Sandıkta sokakta, dağda ovada, silahla kalemle, sözle eylemle kısacası bütün mücadele alanlarında birleşmek kaçınılmaz hale gelmiştir.

 

  Bu yazı 8737 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım