Erdoğan sultanlık koltuğunu kaybetmemek için halkın iradesini yok sayıyor
Mehmet Ali DEMİRHalk iradesi bir kez daha kayyumlar aracılığıyla gasp edildi. Yerel seçimlerin üzerinden henüz 4,5 ay geçmişken Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) kazandığı üç büyükşehir belediyesine, 31 Mart yerel seçimlerinden önce yapıldığı gibi yine kayyım atandı. Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanları, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alındı. Diyarbakır’da kararı protesto eden yurttaşlara biber gazı ve TOMA’larla saldırırken, İçişleri Bakanlığı, görevden alma gerekçesini başkanlar hakkındaki soruşturmalara dayandırdı.
Bakanlık, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk ve Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Bedia Özgökçe Ertan halkın iardesi yok sayılarak görevden alındı yerlerine kayyım olarak, Diyarbakır'a Diyarbakır Valisi Güzeloğlu, Mardin'e Mardin Valisi Yaman, Van'a Van Valisi Bilmez atandı.
İçişleri Bakanlığı gerekçe olarak PKK’yla bağlantı ve örgüte yardımı gösterse de seçilmiş belediye başkanlarını görevden alma hamlesi, “Cumhur İttifakı’nın 31 Mart yerel seçim sonuçlarını kabul etmemesi” 31 Martta halkın ortaya koyduğu iradeden rahatsız olduğu ve yine bundan dolayı kayyıma baş vurduğu görülüyor.
Faşizme karşı bedel vermeden, direnmeden faşizmi yıkmak mümkün değildir. AKP dört koldan saldırıyor, o zaman ona karşı direnişin de öyle örgütlemek lazım. Bütün hukuk ve demokrasi mücadelelerinde egemenler kaybetmemek için bütün imkanlarını kullanırlar, şimdi AKP-MHP ve Vatan partisi iktidarı da kaybetmemek için bütün imkanlarını kullanıyor. Onun için bu kadar pervasızca saldırıyor bu onların zor durumda olduğunu gösteriyor. Bu kadar han hamam saray yaratılan saltanat bunları kaybetmek istemiyor, Erdoğan kendisinden sonra bu saltanatın ailesi tarafından nasıl devam edeceği hesabı pesinde. Bunun için bir an önce sonuç almak istiyor sonuç almadığı taktirde kırılmaya uğrayacak, yenilgiye uğrayacak. Bunun sonucu da tabi Türkiye'nin demokratikleşmesinin, Ortadoğu'nun demokratikleşmesinin önü açılacak. Bu temelde Türkiye ve ortadoğu halkının özgürleşmesinin önü açılacak. Ama Türkiye halkları ve emekçiler şunu bilmeli; bu saldırganlık devam edecek, buna karşı halkın demokratik tepkisini koyması lazım sadece Kürtler değil Türkiye’deki diğer halklarında tek kurtuluşu AKP iktidarına karşı ortak mücadeleden geçer. Buna karşı da halkların ortak noktalarda bir araya gelmesi lazım bugün Diyarbakır, Van, Mardin yarın İstanbul, İzmir, Ankara olur.
İçinde bulunduğumuz sürecin sonunda bir yol ayırımı var ya AKP ve Erdoğan saltanatını perçinleyecek yani ülkeyi demir yumrukla yönetecek yada halkların ortak mücadelesi karsısında boyun eğecek ve demokratik bir ülke yaratılacak.
"on yıldan uzun bir süredir Türkiye politikasını yönlendiren, kurnaz ve yenilmez bir sultan görünümündeki Erdoğan, artık güçlü veya zeki görünmüyor.
Tarih yenilmez görünen liderlerin bir gecede nasıl devrildiklerini gösteriyor. Güçlü Osmanlı da sonsuza kadar sürmedi. yeni-Erdoğan’ında da sonsuza kadar sürmemesi içinde ortak mücadele şart, komsusunun evinde yangın çıktığı zaman kapısını kapatıp görmezden gelen herkes bilsin ’ki o yangın büyür senin evini ’de senide bir gün yakar.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası

















