Eski Materyalist Yeni İdealist Sahtekârlara
Mehmet Ali DEMİRHer dönemin kendine has zübükleri vardır. Bu kişiler, rüzgarın yönüne göre dümenlerini çevirmekten çekinmeyen, ideolojileri olmayan ve bukalemun misali ortama göre renk değiştiren insanlardır. Geçmişte solcu olmanın prestij kazandırdığı dönemlerde, bu sahtekârlar solculuk maskesi takmışlardı. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra sosyalizm gözden düşerken, Sivas Katliamı sonrası Alevilik görünür hale gelince, bu eski materyalistler aniden renk değiştirerek idealist oldular.
Bu dönekler, diyalektik ve materyalist düşünceyi ne okumuş ne de kavramışlardı. Aniden en keskin İslam Alevileri oldular ve solculuk ceketlerini çıkarıp dedelik postuna oturdular. "Biz Seyyidi Saadet evladı Resulüz" diyerek talibin elini öptürdüler ve nereden ne kazanabiliriz diye düşünmeye başladılar. Bu durum, Kemal Sunal’ın "Zübük" filmindeki karakteri hatırlatır: "Diyor koy koy cebime koy."
Geçmişte devrimci hareketler içinde öğrendikleri birkaç sözü pazarlayarak bulundukları yerlerde dedeler kurumu başkanı oldular. Geçmişleriyle yüzde yüz çeliştiler ve Aleviliği bir araç olarak kullandılar. Bu kendine özgün yolu, felsefeyi ve inancı İslam’ın bir mezhebiymiş gibi gösterdiler. Geçmişte Karl Marx’ı ideolojisini savunanlar, "Din, toplumun afyonudur" sözünü bilirler. Marx’a göre din, ezilenler için bir anestezi, bir tür “ideoloji” olmuştur. Bu söz çabuk unutuldu ve İslam’ı yeryüzüne tebliğ eden Peygamber Muhammed’i, İlk Halife Ali’yi ve çocukları Hasan ve Hüseyin’i, 9 İslam imamını ekleyerek yas tutmaya başladılar.
Hatta biri bizim İmamların hayatını yazarken, "O zaman cami mi vardı, namaz mı vardı?" diyerek cehaletini gösterdi. Cami yerine mescit denmesi, cami ya da mescit olmasının fark etmemesi gibi konuları anlamadılar. Bir başkası, "O zaman namaz yoktu," diyerek ne Peygamber Muhammed'in ne Ali'nin ne de diğer imamların namaz kılmadığını iddia etti. Bu kişiler, namazın İslam ile başlamadığını, cahiliye döneminde ve Yahudilerde de olduğunu bilmelerine rağmen yalan söylemeyi tercih ettiler.
Bir örnek daha vermişler: Ömer Hayyam’dan bir alıntı yaparak sosyal medyada dikkat çekmeye çalıştılar. Ancak kaynak belirtilmemiş ve tamamen uydurma olan bu sözler trajikomiktir:
"Ey Hayyam! Bir gün senin de mezarın kazılacak,
Nekir, Münkir gelip senden hesap soracak...
Onlar iki kişiler, sen ise bir başına,
Ağan Ali, bu işe nasıl razı olacak..?"
Buna kargalar bile güler!
Bir de beyaz Türkçü olan, Türk ırkını üstün gören ve her şeyin Türklerden geldiğini iddia eden birisi var. Her konuda, "Ben kitabımda yazmıştım," diyor ve kendi yazdıkları dışında bir şeyi kabul etmiyor. Geçmişte devrimci mücadele içinde bedel ödemiş ama ideolojiyi kavrayamamış. Bu kişinin farkı, dedelik yapmıyor olması.
Dostlar, Alevi mücadelesi biraz gerilese, bu dönekler gemiyi ilk terk edenler olacaklardır. Bu sahtekârların Aleviliğe zarar vermesi kaçınılmazdır çünkü onların asıl amacı menfaat sağlamak ve kendilerine prestij kazandırmaktır.
Materyalizm, doğrudan fiziksel ve maddi dünyanın önemine vurgu yaparken, idealizm daha soyut ve manevi değerlere odaklanır. Materyalistler, bilimin ve aklın rehberliğinde dünyayı anlama çabasında olan insanlardır. Ancak, ideolojik bir zemin olmadan sadece trend olan düşünce akımlarına yönelenler, ideolojilerinin temelini anlamadan sadece yüzeysel bir benimseme gösterirler.
Bu geçiş, aslında onların ne kadar derinliksiz ve yüzeysel olduklarını gösterir. Materyalistken idealist olabilmek, aslında iki zıt kutup arasında gidip gelmekten başka bir şey değildir. Bu insanlar, diyalektik düşünceyi anlamadan, materyalizmin ne olduğunu kavramadan sadece popüler olanın peşine düşerler.
Alevilik, köklü bir inanç sistemi ve yaşam felsefesidir. Alevilikte, insanın kendini bilmesi, erdemli ve ahlaklı olması, toplumsal adalete inanması ve bu değerleri yaşaması esastır. Ancak bu sahtekârlar, Aleviliği sadece bir araç olarak kullanarak, inanç sistemini kendi çıkarlarına hizmet ettirmekten çekinmezler.
Alevilik gerilediğinde, bu sahtekârlar ilk fırsatta gemiyi terk edeceklerdir. Çünkü onlar için önemli olan sadece kendi çıkarlarıdır. İnançlarını ve ideolojilerini samimi bir şekilde yaşayan gerçek Aleviler ise bu tür sahtekârların gerçek yüzlerini görecek ve onları toplumdan ayıklayacaktır.
Her dönemin sahtekârları ve zübükleri olmuştur ve olacaktır. Önemli olan, bu tür insanların gerçek yüzlerini görebilmek ve onlara prim vermemektir. Gerçek inanç ve ideoloji sahipleri, samimiyetleri ve kararlılıkları ile bu tür sahtekârları ayıklayacak ve topluma gerçek değerleri kazandıracaklardır. Alevilik gibi köklü bir inanç sistemi, bu tür döneklerin oyunlarına karşı her zaman direnç gösterecek ve kendi öz değerlerini koruyacaktır.
Mehmet Ali demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası

















