Fırtınadan Önceki Sessizlik: Orta Doğu’da Yeni Bir Çatışmanın Ayak Sesleri
Mehmet Ali DEMİROrta Doğu’da son dönemde yaşanan gelişmeler, bölgede yeni bir krizin kapıda olduğunu işaret ediyor. Rusya'nın Kursk bölgesine yönelik saldırılara karşı sessizliği ve İsrail'in, Hamas lideri İsmail Haniye'yi İran'da suikastle hedef alması, bölgedeki gerilimi artıran unsurlar arasında yer alıyor. Bu olaylar, özellikle İran’ın vereceği tepkiyle birlikte, bölgedeki mevcut gerilimi hızla geniş çaplı bir çatışmaya dönüştürebilir. Ayrıca İsrail'in Gazze'ye yönelik gerçekleştirdiği son katliam, Lübnan ve Yemen'deki çatışmalar ve gerilimlerle birleştiğinde, Orta Doğu'da potansiyel bir savaş senaryosunu daha da olası kılıyor. Bu gelişmeler, küresel güçlerin Orta Doğu’daki karmaşık stratejilerinin bir yansıması olarak görülebilir.
Rusya’nın Tutumu: Sessizlik mi, Strateji mi?
Rusya’nın, Ukrayna’nın Kursk bölgesine yönelik saldırılarına karşı sessiz kalması ya da yeterli yanıt verememesi, birçok soru işaretini beraberinde getiriyor. Çatışmalar Rus topraklarına doğru ilerlerken, Putin’in Azerbaycan ve Çeçenistan’a gerçekleştirdiği ziyaretler, bu sessizliğin ardında daha derin stratejik hesapların olabileceğini düşündürüyor. Acaba Putin, savaşın yayılmasına yönelik bir strateji mi izliyor yoksa perde arkasında henüz kamuoyuna yansımamış bazı anlaşmalar mı söz konusu? Bu sorular, mevcut durumun karmaşıklığını artırıyor.
İsrail’in Bölgedeki Saldırgan Politikaları
İsrail'in Gazze'ye yönelik son saldırıları, özellikle sivil kayıpların yüksek olması nedeniyle uluslararası toplumda büyük tepki topladı. Bu saldırılar, İsrail’in bölgede giderek artan askeri baskısını ve Filistin topraklarındaki yerleşim politikasını daha da sertleştirdiğini gösteriyor. Gazze’deki katliam, İsrail ile Filistin arasındaki mevcut çatışmayı daha da derinleştirirken, Lübnan’daki Hizbullah ve Yemen’deki Husi hareketi gibi bölgesel aktörlerle olan gerilimler de İsrail'in güvenlik kaygılarını artırıyor. Lübnan sınırındaki çatışmalar, İsrail ve Hizbullah arasında büyük bir savaşı tetikleme potansiyeli taşırken, Yemen’deki Husi hareketinin İsrail karşıtı söylemleri ve saldırı tehditleri, bölgedeki tansiyonu daha da yükseltiyor.
İran’ın Misilleme Olasılığı
İsrail’in, Hamas lideri İsmail Haniye'yi İran topraklarında bir suikastle öldürmesi, bölgede büyük bir gerilimi tetikleyebilir. İran’ın bu saldırıya vereceği tepki, sadece İsrail ile sınırlı kalmayabilir; bu, tüm Orta Doğu’da geniş çaplı bir çatışmaya yol açabilir. Bölgedeki ittifaklar bu gelişmelerle yeniden şekillenebilir ve küresel güçler arasında yeni dengeler ortaya çıkabilir. İran'ın olası misillemesi, enerji piyasalarından küresel ekonomik dengelere kadar birçok alanda ciddi sonuçlar doğurabilir. Ayrıca, İran’ın Lübnan ve Yemen’deki müttefikleri aracılığıyla İsrail’e karşı gerçekleştireceği hamleler, çatışmanın kapsamını daha da genişletebilir.
Küresel Güçlerin Orta Doğu’daki Hesapları
Büyük güçlerin Körfez’e savaş gemileri yığması, bölgedeki durumun ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne seriyor. Bu durum, satrançta büyük bir hamle yapmadan önceki sessizliğe benzetilebilir. Emperyal güçler, bölgedeki çıkarlarını koruma adına her türlü riski göze alabilir. Bu bağlamda, bölgedeki insani değerler, doğa ve genel olarak insanlık ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalabilir. Eski sosyalist ülkeler ve müttefikleri ise bu güç dengelerinde denge unsuru olmaya çalışıyor. Bu iki blok arasındaki rekabet, Orta Doğu'yu ve dünya siyasetini derinden etkileyebilir. İsrail’in bölgedeki agresif politikaları, ABD ve Batılı müttefikleri ile olan stratejik işbirliğini güçlendirmesine yol açarken, İran, Rusya ve Çin gibi güçler ise İsrail karşıtı cepheyi destekleyerek dengeleri yeniden şekillendirmeye çalışıyor.
Dünya Kaosun Eşiğinde
Sonbahar yaklaşırken Orta Doğu’da ve dünya siyasetinde büyük bir gerilim potansiyeli var. Eğer bu gelişmeler kontrol altına alınamazsa, insanlık tarihi için çok zorlu ve karanlık bir döneme girilebilir. Orta Doğu'da patlak verecek bir çatışma, sadece bölgeyi değil, tüm dünyayı etkileyen bir krize dönüşebilir. Bu nedenle, uluslararası toplumun bu sessizlik dönemini dikkatle izleyip, olası krizleri önlemek için etkili adımlar atması hayati önem taşıyor. Lübnan, Yemen ve Gazze’deki mevcut çatışmaların bir araya gelmesi, bölgesel bir savaşın kıvılcımını çakabilir ve bu durum, uluslararası müdahaleyi kaçınılmaz hale getirebilir.
Mehmet Ai Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası

















