Fransa’da Faşizmin Ayak Sesleri
Mehmet Ali DEMİRFaşizm tehlikesi artık Avrupa için uzak olan bir tehdit olmaktan çıkarak somut bir tehdit haline gelmiştir.
Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kaldı. Birinci turda ilk sonuçlara göre Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron oyların yüzde 27,6'sını, aşırı sağcı rakibi Marine Le Pen ise yüzde 23,4'ünü aldı.
Oysa Fransız İhtilali, Fransa’da ki mutlak monarşinin yıkılarak yerine Cumhuriyetin kurulması ve Katolik Kilisesinin reforma zorlanmaşıtı.
Sosyal bir akım olarak başlayan Fransız ihtilali, Avrupa ve Batı dünyasında benimsenmiş ve tarihin dönüm noktası olmuştu. Fransız halkı bilinçlenerek Kral’ın emirlerine karşı çıkmış ve yönetimde söz sahibi olmustu.
Ama ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da faşizm yedinden hortlamaya başladı: Faşizm hayaleti. “Bir daha asla!” sloganında ifadesini bulan tarihi tecrübe gereği Avrupa uzun bir dönem bu hayaletin korkusu ile yaşadı ve ona karşı tedbirler geliştirdi. Bugün ise bu hayalet ilk olarak Avusturya’da Şimdi işe Fransa’da ve hemen hemen bütün Avrupa sathında ete kemiğe bürünerek somut bir tehdit haline gelmek üzere.
Avrupa şimdi Fransa’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci turda kimin alacağını şimdiden düşünmeye başladı. Bence Fransa’daki secim sonuçları bütün Avrupa’nın silkelenip kendine gelmesi için bir göstergedir. Gerçi doğru olmasa da hep denir ya "Demokrasinin başkentidir Avrupa". Seçimlerin ikinci turu 23 Nisan’da yapılacak umarın zamandı da halk devrimi yaşamış Fransa’da aşırı sağcı, Le Pen kazanmaz. İkinci Dünya Savaşı’ndan beri birçok Batı Avrupa ülkesinde marjinalleştirilen aşırı sağı merkeze taşımış durumdadır.
Özellikle 11 Eylül’den sonra Avrupa’da Ortadoğu halkları aşırı sağın yeni “ötekisi” olarak eski öteki olan Yahudilerin yerini almış durumdadırlar. Aşırı sağ uzun dönemdir antisemitizm vurgusundan vazgeçerek Müslüman düşmanlığını merkeze alan İslamofobik bir propaganda yürütmektedir. Aşırı sağı durdurmak için strateji geliştirmek şöyle dursun bu rüzgarın gücünün farkına varan bazı merkez partiler aşırı sağ söylemleri benimsemiş durumdadırlar. Buna rağmen Fransa’da örneğinde olduğu gibi korkuları kışkırtma siyasetinde, mülteci ya da İslamiyet düşmanlığında ana akım partilerin aşırı sağ ile yarışması mümkün değildir.
Faşizm tehlikesi artık Avrupa için uzak olan bir tehdit olmaktan çıkarak somut bir tehdit haline gelmiştir. Her ne kadar faşist hareketler yabancı düşmanlığını merkeze alsalar da esasen Avrupa’nın çok kültürlülüğünü hedef almaktadırlar. Tarihin bize öğrettiği bir şey varsa o da aşırı sağ ya da faşist hareketlerin, iktidara geldikten sonra toplumdaki bütün muhalif ve farklı kesimleri hedef tahtasına koyduklarıdır. Bundan dolayı aşırı sağın yükselmesi sadece mülteci sorunu değildir ve AB’nin akıbetinin belirlenmesinde kilit rol oynayacaktır.
Dünya genelinde tanık olduğumuz otoriterleşme eğilimleri çürüyen sistemin, çürüyen burjuva rejimler yarattığının en açık göstergesidir. Dünya ekonomisinin geliştiği emperyalist aşamada, rekabetin keskinleşmesi sonucu ortaya çıkan militarizm hem iç hem de dış siyasette belirleyici oldu.
Sağ popülist hareketlere baktığınızda bunların arasında da derece farkları var. Meselâ, Yunanistan’daki Altın Şafak hareketi bildiğiniz faşist bir hareket, sağ popülist diyemezsiniz. Farkı ne? Bir kere kendilerini öyle . Ülkedeki bütün yabancıların ülkeden atılmasından yanalar. Para-militer güçleri var. Göçmenlere karşı işlenen suç eylemlerine karışıyorlar. Fransa’daki Le Pen, Avusturya’daki FPÖ, Macaristan’daki Orban bunlara baktığınızda biraz daha farklı. Avusturya’dakinin eski Nazi ilişkileri var. Bunlar ırkçılar ama ırkçı ve sağcı söylemi bildiğimiz biyolojik temellerden değil, kültür üzerinden yapıyorlar.
Artık Avrupa demokrasi güçleri ya uynıp bunlara dur diyecek yada bu faşist hareketin Avrupa’nın tamamına yayılmasına göz yumacak ki; bu Avrupa’da olmayan demokrasinin sonu olacak.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















