Günümüz Alevi Örgütlülüğü
Mehmet Ali DEMİRAleviler son 30 yılda kendi küllerinde yarattıkları direnişçi ruhun önder olduğu örgütlülüğü ne yazık ki yürütemedi. Sivas’ta yakılarak katledilen canlarımızın bedenleri üzerinde horlanan direniş ateşi siyaset, menfaat, koltuk ve çıkar çatışmaları nedeniyle üzeri küllenerek rölansa alındı. Kurumlar arsında bencillik, koltuk ve başkanlık savaşları başladı. Tüm baskı ve katliamlara rağmen kendini yeniden var etmeye çalışan örgütlülüğü, başa gelenler kendi çıkarları ve menfaatleri için kullanmaya başladı. Cem odalarından devasa cemevlerine geçişler yapıldı. Halktan toplanılan lokmalar yetmediği için iktidar sahiplerinin kapısı çalındı, el pençe durularak paralar istendi, Pir'in "benim itlerim bile yemez" dediği sofralardan mal kapma yarışına girildi, halkın haberi olmadan buralarda iktidar sahiplerine tavizler ve sözler verildi. Cemevlerine sırf inancı için gelen Alevi canların haberi olmadan iradeleri bir şekilde siyasi iktidarlara pazarlanmaya başlandı.
Kan, can pahasına var edilen özgür Alevi hareketini mücadeleyle büyütmek yerine, başkanların hükümdarlığı ve özünü paraya devlete pazarlamış kimi dedelerin ve yöneticilerin inisiyatifine bırakıldı.
Bizler çok iyi biliyoruz ki büyük bedeller ödenerek var olan Alevi örgütlülüğü artık birer rant kapısı haleni dönüşmüş, devlete oy, yönetenlere çıkar, mevki kapısı haline gelmiştir.
Ama tarihin ve mücadele pratiğinin bize öğrettiği bu değil tabii.
Biz çok iyi biliriz ki özgürlük için mücadele, bedel ve cesaret gerek, istemek gerek, vermezlerse zorla almak için mücadele etmek gerek.
Hep deriz ya, hak verilmez alınır diye bu sadece bir söylem değil, söylemi eyleme çevirmenin anahtarıdır. İnsan haklarını, özgürlüğü, barışı, demokrasiyi, eşitliği kimse sana bahşetmez. Bu senin hakkın. Kimseden beklemeden sen alacaksın, almak için mücadele edeceksin. Bunun için sokağa çıkarak soluğun kesilinceye kadar bağıracaksın; barış, insan hakları, eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü için... Mücadele verilmeden hak alınmaz. Eğer sen birinin sana özgürlük vermesini bekliyorsan sen o özgürlüğü hak etmiyorsun demektir zaten.
Ama çıkarları uğruna bu mücadeleyi pasivize etmeye çalışanlar tarih boyunca vardı, şimdi de var. Tarih boyunca yaşanan her dönemde farklı düşünceleriyle ön plana çıkan hakikati ve bilimi savunan insanlara yapıldığı gibi, günümüzde de onlara Orta Çağ dönemine damgasını vuran Engizisyon mahkemelerinin yaptıkları yapılmak isteniyor neredeyse.
Sizce 15. yüzyıldan bu yana Alevi-Bektaşi-Kızılbaş inancının yüzyıllar boyu bugünlere kadar taşınmasında en etkin rol oynayan ve En-el Hak yani Hakk insandadır başka yerde aranmamalıdır dediği için derisi yüzülerek katledilen Seyyid Nesimi ile hakikat ve bilimi dile getirdiği için 16. yüzyılda Roma Katolik Kilisesi'nin Engizisyon mahkemesinde yargılanıp sapkın ilan edilen ve Roma'da konuşamaması için yüzüne demir maske geçirilerek diri diri yakılan Giordano Bruno arasında bir fark var mı?
Biz onları saygı ve hürmet ile anıyoruz. Yolumuzun önderleri ışıkları olarak görüyoruz. İnsanlık var oldukça da öyle olacaklar çünkü onlar inançları için bir saniye bile tereddüt etmeden can verdiler.
Günümüz hain döneklerinin bilmedikleri gerçek şu ki; Orta Çağ Engizisyon mahkemelerinde olduğu gibi 21. yüzyıl da bu gerici teslimiyetçi çıkarcı insanları kurtarmaya yetmeyecek, bilim ve hakikat eninde sonunda galip gelecek.
Aşk ile...
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















