Hesap Sormak Suç Değil, Kamusal Sorumluluktur
Mehmet Ali DEMİRDeprem Bağışları, Şeffaflık ve Suskunluk Arasındaki Çelişki
Toplumsal felaketler, yalnızca doğanın değil, kurumların ve yöneticilerin de sınandığı anlardır. Deprem gibi büyük bir yıkımın ardından halkın vicdanıyla ve dayanışma duygusuyla yaptığı bağışlar, sıradan bir mali işlem değil; doğrudan emanet niteliği taşır. Bu nedenle depremzedeler için toplanan her kuruşun nasıl, nerede ve kimler aracılığıyla kullanıldığının açıklanması bir tercih değil, zorunluluktur.
Bugün kamuoyunda tartışılan mesele tam da budur.
Ortaya atılan iddialar, herhangi bir söylenti ya da dış kaynaklı karalama kampanyası değildir. Söz konusu iddialar, Almanya AABF bünyesinde daha önce görev yapmış Denetleme Kurulu üyeleri tarafından dile getirilmektedir. Yani bu sorular, yapıyı tanımayanlar tarafından değil; tam tersine, yıllarca bu kurumun mali ve idari işleyişini denetleme sorumluluğu üstlenmiş kişiler tarafından sorulmaktadır.
Denetleme Kurulu’nun kamuoyuna yansıyan beyanlarında altı çizilen temel nokta nettir:
Belgeler eksiktir.
Harcamalara dair yeterli ve tutarlı evrak sunulmamıştır.
Bu tespitler karşısında yapılması gereken tek şey vardır: Kamuoyunu ikna edecek belgeleri açıklamak.
Ne var ki, bu haklı beklentiye verilen yanıt şeffaflık olmamıştır. Aksine, hesap soranlara yönelik kullanılan dil, tartışmayı bambaşka bir noktaya taşımıştır. Belgelerle konuşmak yerine, eleştiri getirenlerin Hitler’in Propaganda Bakanı Goebbels’e benzetilmesi, meselenin özünden bilinçli bir kaçış olarak değerlendirilmiştir.
Bu benzetme son derece sorunludur. Çünkü Goebbels, yalanı sistematik bir devlet politikası haline getirmiş bir propaganda figürüdür. Oysa bugün sorulan soru son derece basittir:
Bu soruyu sormak propaganda değildir. Bu, bağış yapan halkın en doğal hakkıdır.
Deprem Bağışları Emanettir
Burada unutulmaması gereken temel gerçek şudur: Toplanan paralar, herhangi bir kurumsal bütçe kalemi değildir. O paralar, enkaz altında kalan insanların yarasına merhem olması için halk tarafından verilmiştir. Dolayısıyla bu paraların her kuruşu için, bağışı yapan topluma karşı hesap verme yükümlülüğü vardır.
Bu yükümlülük, sadece bugünkü yönetimi değil, geçmişte ve bugün bu sürecin içinde yer almış herkesi kapsar. Özellikle de, geçmiş Denetleme Kurulu’nun “eksik belge” uyarısı yaptığı bir tabloda, suskunluk ya da suçlayıcı söylemler, kuşkuları daha da derinleştirmektedir.
Kurumların meşruiyeti, eleştiriden kaçmalarıyla değil; eleştiriye açık olmalarıyla güçlenir. Belgelerin açıklanmadığı, soruların yanıtlanmadığı, hesap soranların ise itibarsızlaştırıldığı bir ortamda güven duygusu zedelenir.
Bugün gelinen noktada toplumun beklentisi son derece açıktır:
Deprem bağışlarına ilişkin tüm gelir-gider kalemleri, faturalar, transferler ve dağıtım süreçleri eksiksiz biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Bu yapılmadığı sürece, kullanılan her sert benzetme ve her suçlayıcı dil, soruları bastırmak yerine daha da büyütecektir.
Hesap sormak bir tehdit değildir. Hesap vermek de bir zayıflık göstergesi değildir. Aksine, hesap verebilen kurumlar güçlenir; kaçanlar ise inandırıcılığını yitirir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey polemik değil; belgedir.
İtham değil; şeffaflıktır.
Suskunluk değil; açıklamadır.
Çünkü kaybolan yalnızca paralar değil; toplumun güvenidir.
Ve güven, bir kez zedelendiğinde, hiçbir propaganda diliyle yeniden inşa edilemez.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













