İkrar İçin Direnenler – Koltuk İçin Eğilenler
Mehmet Ali DEMİRBir toplumun aynası, zor günlerde verdiği sınavdır.
İktidar, makam ve para; insanın içindeki gerçeği de ortaya çıkarır, karanlığı da. Bugün Avrupa Alevi örgütlülüğünde gördüğümüz tablo yalnızca bir seçim meselesi değildir; yolun vicdanıyla yüzleşme anıdır.
Hakkında ağır yolsuzluk iddiaları bulunan bir kişinin yeniden konfederasyon başkanlığına aday olması, seçilmesi ve insanların bununla gururla poz vermesi… Bu manzara Alevi ikrarıyla yan yana durabilir mi?
Alevilik sadece bir kimlik değil, bir ahlak sözleşmesidir.
“Eline, beline, diline sahip ol” diyen bir yolun mensupları, eline bulaşan şaibeyi görmezden gelerek nasıl huzura durabilir? Kul hakkını her şeyden ağır sayan bir yol, hakkındaki iddialar aydınlanmamış birini nasıl kurumun başına oturtabilir?
Bu sorular bir kişiyi hedef almak için değil; yolun onurunu korumak için soruluyor.
Yolun Gereği Beklemektir
Elbette her iddia doğru olmayabilir. İftira da vardır, siyasi hesap da. Madem Pir Darı kurulmadı, kararı mahkeme verecek. Tam da bu yüzden yolun gereği beklemektir. Dara durmadan, meydanda aklanmadan, rızalık alınmadan makama talip olmak; buna sessiz kalmak; hele hele alkış tutmak, Alevi erkanına aykırıdır.
Yol sabır ve edep ister.
O postun ağırlığı, altına konan kişisel çıkarla değil; üstünde duran edep, erkan ve dürüstlükle taşınır. Bugün ise görüyoruz ki terazi şaşmış, kantar bozulmuş.
Yapılması gereken neydi? Çok basit ve onurlu bir duruş:
“Sayın başkan, hakkınızda ciddi iddialar var. Mahkeme sürüyor. Yolumuzun gereği olarak sonuçlanana kadar kenarda durun.”
Bunu söylemek cesaret değil, ikrar borcuydu.
Suskunluk da Taraftır
Ama denmedi. Dernek başkanları, federasyon yöneticileri toplantılara katıldı, fotoğraflar verildi, gülümsemeler paylaşıldı. Sonra da “Bu sizin iç sorununuz” denilip gidildi. Bu tavır siyasetin kurnazlığı olabilir; ama yolun ahlakı değildir.
Ali Cengiz oyunlarıyla yürüyen bir düzen, rızalık meydanına benzemez.
Kızılbaş yol yapısı bunu kabul etmez. Çünkü bu yol, mazlumdan yana durmak için vardır; güçlünün gölgesinde serinlemek için değil. Hakikat makamın önünde eğilmez; makam hakikatin önünde eğilir.
Bugün ise tersini görüyoruz:
-Yol, ışıkla değil koltukla anılıyor.
-Yol, rızalıkla değil kariyerle anılıyor.
-Yol, lokmayla değil bütçeyle anılıyor.
Gençliğe Verecek Cevabımız Kaldı mı?
Asıl tehlike burada. Zaten günden güne yaşlanan bir örgütlülük var. Gençlere “gelin yola girin, mücadele edin” demeye yüzümüz kalmadı. Çünkü gençlik adalet ister, samimiyet ister. Fotoğraflarda sırıtan ikiyüzlülüğü gördüğünde bu yola nasıl inansın?
Yolda yoldaşlık zayıfladı.
“Gerçeğe hü” demek unutuldu.
Herkes kendi adamını savunur oldu:
“Ne yaparsa yapsın ama bu benim adamım.”
İşte bu cümle, yolun ölüm fermanıdır.
Dünyaya ışık olması beklenen yol, Rıza Şehri’ni hedefleyen o kadim öğreti, çıkar ilişkilerinin içinde kirletildi. Dernekler meydan olmaktan çıkıp küçük iktidar adacıklarına dönüştü. İnanç, diplomasinin aksesuarı yapıldı.
Pir postu ağırdır. Oraya oturanın insan-ı kamil olması, yolda pişmesi gerekir. Post, başkandan emir alanın değil; hakikatten emir alanın yeridir. Oysa bugün postun altına para koyanın sözü geçiyor. Yol cümleden ulu olması gerekirken, tanıdıklar yoldan ulu sayılıyor.
Can pahasına yolu savunması gerekenler çıkarın izine düştü.
Pir Sultan’ı ananlar, Pir Sultan cesaretini terk etti.
Bir Yol Ayrımı
Tarih bize iki tip insan bırakmıştır: Pir Sultanlar ve Hızır Paşalar.
Biri yol için can verir, öteki koltuk için yol verir.
Bugün karar anıdır.
Ya yeni Pir Sultanlar çıkacak;
“Can gider yol kalır” diyerek bu kirlenmeye göğüs gerecek.
Ya da yol, Hızır Paşaların eline bırakılıp içi boş bir tarikata dönüşecek.
Bu mesele bir kişinin meselesi değildir.
Bu, ikrarın meselesidir.
Bu, rızalığın meselesidir.
Bu, çocuklarımızın yarın hangi aynaya bakacağı meselesidir.
Yol hala orada duruyor.
Meydan hala açık.
Dara durmak için geç değil.
Soru şu:
Biz hangi tarafta duracağız?
Aşk ile…
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













