Katilleri Affedenlerden, Gençleri Tutanlardan Barış Beklemek
Mehmet Ali DEMİRYıllarca Türkiye’nin en aşırı sağcı partilerinden birinin genel başkanlığını yapmış olan Devlet Bahçeli’den, Kürt sorunu konusunda barışçıl bir çözüm beklemek gerçekçi değildir. Bahçeli, meydanlarda “Öcalan için ipiniz yoksa ip atıp, alın, asın” diye haykırırken, bu sözlerin toplumda nasıl bir linç ruhu yarattığını görmezden geliyordu. Üstelik bu söylem, tam da Kürt halkına yönelik sistematik baskıların, kültürel inkârın ve siyasal kıyımın kurumsal olarak yeniden yapılandırıldığı bir dönemde yankılanıyordu.
O dönemden bu yana çok şey değişmedi.
Bugün geldiğimiz noktada, o partinin büyük ortağı AKP’nin ülkeyi sürüklediği karanlık tablo tüm çıplaklığıyla ortada.
Maden ocaklarında emekçiler göz göre göre ölüme gönderiliyor.
Gezi Direnişi’nde katledilen gençlerin failleri cezasız kalırken, sokakta sesini yükselten herkes cop, gaz ve TOMA ile bastırılıyor.
Roboski’de katledilen 34 sivil hâlâ adalet bekliyor.
Soma'nın üstü örtülmeye çalışılıyor.
Fabrika yerine cezaevleri yapılıyor.
Gazeteciler, sosyalistler, gençler, muhalifler hapishanelerde çürütülüyor.
Cezaevlerinde ağır hasta tutuklular ölüme terk ediliyor.
Bu karanlık tablo içinde Erdoğan, önce Sivas Katliamı faillerini affetti, şimdi de Hizbullah katillerini serbest bırakıyor.
Ama devrimciler, düşünce suçluları, sosyalistler hâlâ dört duvar arasında yaşam savaşı veriyor.
Bir yandan faili meçhuller aklanırken, bir yandan ülkenin tüm muhalif damarları tıkanıyor.
Ve bu koşullarda, iktidar ve onun aşırı sağcı ortağı, yeni bir çözüm süreci başlatmaktan söz ediyor.
Bugün kimi çevrelerce, Kürt sorununun çözümüne dair yeni bir dönem başlatılabileceği, hatta 2013 ile 2015 arasında yaşanan çözüm sürecine benzer bir zeminin hazırlanabileceği dillendiriliyor.
Ancak soru şu: Bu gerçekten bir çözüm mü, yoksa yeniden kandırılmaya zemin hazırlayan bir siyasi oyun mu?
Gezi Direnişi sırasında halkın üzerine acımasızca saldıranlar,
Roboski’de sivilleri bombalayanlar,
Seçilmiş belediyelere kayyım atayarak halkın iradesini yok sayanlar,
Basını susturanlar,
KHK ile on binleri işsiz bırakanlar,
Cezaevlerini muhaliflerle dolduranlar...
Bugün ne değişti de Kürt sorununda samimi bir çözümden söz ediyor?
Ülke, bir yandan özgürlüklerin tamamen rafa kaldırıldığı bir otoriter rejime doğru ilerlerken, diğer yandan Kürtlerle barış yapılacağına inanmak, ancak kandırılmak isteyenlerin duygusudur.
Hele ki bu barışın muhatabı, toplumu sürekli tehdit eden, milliyetçiliği körükleyen ve muhalefeti terörle ilişkilendirmekten çekinmeyen aktörlerse...
Geçmişte “Yetmez ama Evet” diyerek bu iktidara anayasa değişikliği desteği verenler, nasıl bir yıkımın ortağı olduklarını gördüler.
Bugün benzer bir sürecin yeniden başlatılması ve buna umut bağlanması, geçmişten ders alınmadığının en açık göstergesi olur.
Bu nedenle açıkça söylemek gerekir:
Eğer bir çözüm süreci yeniden başlatılacaksa, bu sürecin zemini demokratikleşme, şeffaflık, hukuk devleti, adalet ve halk iradesinin tanınması olmalıdır.
Aksi takdirde yaşanacak her gelişme, Kürt halkını bir kez daha kandırmak anlamına gelir.
Ve bu defa, eğer işler yine geri sararsa, artık kimsenin “kandırıldık” deme hakkı yoktur.
Bu sürecin sorumluluğu, göz göre göre o yola giren tüm Kürt siyasetçilerin omuzlarındadır.
Katilleri affedenlerden, gençleri tutanlardan barış beklemek akıl işi değildir.
Bu halk bir kez daha kandırılamaz, kandırılmamalıdır.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













