Kerbela Masalıyla Aleviliği Boğmaya Çalışıyorlar: Bu Asimilasyondur!
Mehmet Ali DEMİRAlmanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) ve benzeri kurumların her Muharrem ayında yaptığı Kerbela merkezli açıklamalar bir kez daha tartışma yarattı. "Şah Hüseyin", "Zeynep Ana", "Her çağın Yezit’i, her çağın Hüseyin’i vardır" gibi ifadelerle süslenen bu açıklamaların, Aleviliğin özüne yönelik derin bir asimilasyon pratiği olduğu beliniyor.
AABF ve benzeri kurumların Muharrem açıklamaları, İslam tarihinden alınma figürleri Aleviliğin öznesi gibi sunarak, Aleviliği Şii-İslami bir çizgiye sıkıştırmaya çalışıyor. Oysa ne Hüseyin, ne Zeynep, ne Kerbela Aleviliğin özgün inanç sistemiyle doğrudan ilişkili değildir. Hüseyin, Emevi iktidar mücadelesinin bir parçasıdır; bir inanç önderi değil, siyasi bir figürdür.
Zeynep’in ise Kerbela sonrası nasıl bir yaşam sürdüğüne dair tarihsel kaynaklarda ciddi boşluklar ve çelişkiler vardır. Ancak bu boşluk, günümüzde kadın direnişi mitine uygun düşsün diye uydurulmuş "Zeynep Ana" hikayeleriyle doldurulmakta, Alevi kadınlarının belleği İslami kurgularla şekillendirilmeye çalışılmaktadır.
Muharrem ayında yas tutulmasını öğütleyen bu açıklamalar, aslında Alevileri siyasal ve toplumsal mücadeleden uzak tutan bir "dini teslimiyet" atmosferi yaratıyor. Oysa Alevilik, tarih boyunca sadece acı çekerek değil, direnerek, sorgulayarak ve kendi yolunu koruyarak bugüne gelmiştir. Bugün Sivas Katliamı’nı anarken bile bunu Kerbela ile özdeşleştiren bir dil kullanmak, yaşanan özgün Alevi katliamlarını İslam tarihine yedeklemekten başka bir işe yaramıyor.
AABF'nin açıklamalarında geçen ifadeler, Aleviliği bir halk inancı, bir özgürlük öğretisi, bir doğa-insan merkezli yaşam felsefesi olmaktan çıkarıp, Şii mitleriyle süslenmiş bir İslam mezhebine dönüştürmeye yönelik bir politikadır.
Oysa Alevilik; ne Kerbela’dır, ne Muharrem’dir, ne Zeynep’tir, ne de Hüseyin’dir. Alevilik, binlerce yıllık kadim Anadolu halklarının, Zerdüşti, Mazdekçi, Kalenderi, Bâtıni geleneklerinin bir devamı olarak kendi yolunu, kendi kavramlarını ve kendi kutsallarını yaratmıştır.
"Her çağın Hüseyin’i vardır", "Kerbela yeni baştan yaşanıyor" gibi süslü ama içi boş sloganlar, Aleviliğin özüne yapılmış bir saldırıdır. Bu söylemlerle genç kuşaklara “direniş” adı altında İslami motifler dayatılmakta, özgün Alevi kavramları ise yok sayılmaktadır.
Bu nedenle AABF ve benzeri kurumların yayımladığı her Kerbela merkezli Muharrem açıklaması, bir inanç bildirisi değil, açık bir asimilasyon belgesidir.
Aleviler; bu tür metinlerdeki mitolojik ve siyasal İslam kokan ifadeleri sorgulamalı, kendi yoluna, kendi inancına ve kendi hafızasına sahip çıkmalıdır.
Aşk ile...
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













