Kerbela’ya 12 Gün Yas, Dersim’e Bir Gün Sessizlik
Mehmet Ali DEMİR
Dersim’de katledilen 40 bin Kızılbaş için bir gün bile yas tutmayanlar,
Kerbela’da İslam iktidar kavgası yüzünden öldürülenler için 12 gün yas tutuyor.
İşte asimilasyon böyle işler; önce belleği susturur, sonra sizi başkasının yasına mahküm eder.
Elbette, Kerbela’da yaşanan katliam da bir zulümdür.
72 can, İslam’ın içindeki iktidar kavgasında kurban edilmiştir.
Bir Kızılbaş olarak bu katliamı da tıpkı dünyanın başka yerlerindeki bütün mazlumlara yapılan zulümler gibi lanetlerim.
Ama şunu da açıkça söylemek gerekir:
Bu olayın benim inanç sistemimle hiçbir ilgisi yoktur.
Çünkü Alevilik bir semavi din değildir.
Ve Şiilikle bir bağı yoktur.
Biz, “Enel Hak” diyenlerin yolundan gideriz.
Bizim yolumuz, devletle ve iktidarla değil, hakikatle yan yanadır.
Dersim’de, bu toprakların kadim inancını taşıyan 40 bin Kızılbaş katledildi.
Kadınlar, çocuklar, yaşlılar yakıldı, tecavüze uğradı.
Anne babaları öldürülen çocuklar, hiç tanımadıkları Ali’lere evlatlık verildi.
İnsanlar toplu mezarlara gömüldü, dili, kimliği, inancı yerle bir edildi.
Ve bugün, bu katliamın acısını yüreğinde taşımayan bazı asimile olmuş Aleviler, gidip Kerbela için gözyaşı döküyor; 12 gün yas tutuyor.
Kime tutuyorsun bu yasları?
İslam’ı yaymak için savaşanların ardından mı,
yoksa senin atalarının başını kesen zihniyetin devamı için mi?
Dersim’in çocukları, bugün hala sürgün, hala inkarda.
Ama asıl trajedi şu ki:
O çocukların torunları artık kendi kimliğini tanımıyor,
kendi atalarının acısını unuturken başkalarının tarihine yas tutuyor.
Biz unutmuyoruz.
Unutturmanıza da izin vermeyeceğiz.
Tarih boyunca yok edilmek istenen bu inancın adı, sadece Dersim değildir.
Koçgiri, Ortaca, Maraş, Çorum, Sivas,
ve daha yakın zamanda Gezi, Ankara Garı, Suruçtur.
Her biri aynı zulmün farklı yüzüdür.
Ve biz hepsini biliyoruz.
Hepsini taşıyoruz.
Hepsinin hesabını tarihe not düşüyoruz.
Biz unutmuyoruz.
Unutturmanıza da izin vermeyeceğiz.
Bizim yüreğimizde yas tutulan tek yer vardır:
Dersim’in yanan ormanları, kurşunlanan dağları, çığlıklarla dolu dereleri…
Ve o kutsal duruşun, onurlu direnişin adıdır Kızılbaşlık.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













