KORKMUYORUZ, SUSMUYORUZ, TESLİM OLMUYORUZ!..
Mehmet Ali DEMİRTürkiye’den, adım adım “korkular yaratılarak baskıcı rejim yaşatılmak isteniyor. Geldiğimiz durum ortada sokakta artık konuşmaya korkan halkı bu gidişatın bizi nereye götüreceğini görme zamanı geldi, iktidarın yaratmak istediği güven korkusu ve tehdittir, ya bendesin ya teröristsin tek amaç korkutmak sindirmek itaatkar bir toplum yaratmaktır.
Öyle bir duruma getirildik ’ki İnsanlar nedensiz tutuklanıyor. Korku bir şekilde öğretilmeye çalışılıyor. Demokrasinin olduğu ülkelerde bu kabul edilemez. İnsanlar fikirlerini rahat söyleyebilmeli.” Bu politikaların sadece Türkiye’nin "baskıcı" rejiminin bir örneği olmadığı, aynı zamanda endişe verici yeni uygulamaların da başlangıcı olduğunun bir göstergesidir.
Türkiye’de ana akım siyasette ve onu topluma empoze eden medyada kullanılan sözcüklerdeki dönüşümü izlemek, siyasal dönüşümleri anlamak bakımından önemli bir referanstır. Örneğin doksanlı yıllar siyasal iktidarının gazeteleri kalemiyle topluma yayılan yeni bir siyasal terminoloji yaratmıştır. Anarşistin yerini teröristin alması, ölümün yerini etkisiz hale getirmenin alması, harekatın yerini operasyonun alması bu yıllardan başlar.
Türkiye’nin karşı karşıya olduğu otoriterleşme tehdidinin her gün biraz daha büyüdüğünün farkındayız bunun küçümsenecek bir tehdit olmadığını, ‘otoriter rejimlerin hangi ideolojiden beslendiğine bakılmaksızın sadece zorbalığa ihtiyaç duyduğunu biliyoruz, bunu ’da sürekli halkın oyuyla iktidara geldiğini demokratik yolardan seçildiğini halkın yüzde eli biri diyerek perdelemektedir.
Gerçek Demokrasi, Irkçı veya Dinci Diktatörlerin yutturmaya çalıştıkları gibi sadece “Sandığa dayalı çoğunluk yönetimi” değildir.
Gerçek Demokrasi çoğunluğun her dediğinin yapıldığı bir rejim hiç değildir.
Demokrasi, bütün görüş, inanç ve kimliklere sahip olanların temel hak ve özgürlüklerinin, özellikle de çoğunluğa karşı korunduğu, periyodik, şeffaf ve âdil seçimlerin yapıldığı, kuvvetler ayrımına dayalı, Laik ve Sosyal bir Hukuk Devleti’dir.
AKP iktidara geldiğinden itibaren bu dille oynadı. Demokrasi karşıtı bir dilin hattına çekilme uğraşıydı zihinlerde yaratılmak istenen dönüşüm. Demokrasinin sıradan insanına karşı bir savaş dili kurgulandı.
Laikliği, din baskısına karşı, Sosyalliği, sermaye baskısına karşı, Hukuk Devleti niteliği de hem ırk baskısına karşı, hem de bütün bu özelliklerin güvence altına alınmasına ilişkin özelliklerdir.
“Hepimiz bir cenderenin içindeyiz. Taleplerimiz, saldırı biçimleri farklı olsa da direnenlere karşı yıldırma politikaları, özgürlük isteyenlere karşı azgın saldırılar hayata geçiriliyor” Son 30 yıldır, bir toplumsal dönüşüm programı hayata geçirildi. Bu projenin son halkalarını AKP Hükümeti birleştiriyor. İnsanları yasal haklarını savunduklarından dolayı içeriye tıkmaya korkutma yıldırmaya çalışıyorlar.
Bu karşı Temel perspektif, yerel seçimleri, faşizme karşı sürdürülen mücadelenin bir ayağı haline getirmektir. Bu somut bir süreç olacaktır. Bu somut sürecin ortaya çıkardığı somut politikalar, tüm anti-faşist güçlerle birleşmenin zemini olabileceği gibi, faşizme karşı güçlü bir karşı koyuşunda zemini olacaktır.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













