KÜRT-İSLAM SENTEZİ VE DEMİRTAŞ’IN SAVUNMASI
Mehmet Ali DEMİRKobane davasının sanıklarından biri olan Selahattin Demirtaş, yaptığı savunmada dikkat çeken bir temayı ön plana çıkardı: İslamcılık ve Kürt-İslam sentezi. Bu tematik yaklaşım, Demirtaş'ın politik çizgisindeki evrimi ve kimlik algısındaki değişimi vurgulayarak, tartışmaları tetikledi.
Demirtaş'ın savunmasında öne çıkan ana tema, Kürtlerin İslam medeniyeti ile bütünleşmiş bir kimlikle yoğrulduğu düşüncesidir. İslam medeniyetinin, Kürtlerin kimliğini korumasına önemli katkılar sağladığına vurgu yaparak, Demirtaş, bu sentezin Kürt toplumunun bir parçası olarak benimsenmesi gerektiğini savunmuştur. Bu noktada, Demirtaş'ın İslam medeniyeti ile Kürt kimliği arasında kurduğu yeni sentez, dikkat çekicidir. Ancak sormak gerek, Kürt kimliğine sahip olup sadece inançsal bağdala İslam olmayan Kürtlerin yaşadığı katliamlar nere konulacak? Bunların başında da Kızılbaş Aleviler gelmektedir.
Savunmada öne çıkan bu tema, aynı zamanda kendince genel bir tutum eleştirisine de ışık tutmaktadır. Kürtlerin genel olarak İslam ile özdeşleştirilmesi veya hepsi gibi bir kategorizasyonun yanlışlığına karşı çıkıyor gibi. Peki biz bu savunmadan bunumu çıkarmalıyız? Demirtaş, çeşitlilik ve farklılıklara vurgu yaparken bunu neden daha açık bir şekilde vurgulamıyor? Bu durum sayın Demirtaş’ın İslam medeniyeti ile Kürt kimliği arasında kurulan bu sentez, sadece bireysel bir duruşun ötesine geçerek, bir toplumsal bakış açısını da içermiyor mu?
Bu tematik yaklaşım aynı zamanda laiklik ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana var olan sistem eleştirisiyle de bağlantılı değil mi? Sayın Demirtaş, savunmasında Osmanlı dönemindeki özgürlük anlayışını öne çıkararak, laikliği sorgulamış ve Türkiye'nin geçmişinden kaynaklanan sorunları ele almıştır. Ama unuttuğu bir şey var: Kızılbaş Alevi Kürtler, bu süreçlerin hepsinde de katliama uğramıştır.
Savunmanın bir diğer önemli noktası ise siyasi sorumluluk konusudur. Demirtaş, savunmasında Gülencileri, MHP'yi ve siyasal İslamcıları suçlamış, AKP'nin çözüm sürecinden uzaklaşmasını ve MHP ile yapılan ittifakı Gülencilerin etkisiyle oluşan bir ortamın sonucu olarak göstermiştir. Bu, Demirtaş'ın savunmasının sadece İslam medeniyeti ve Kürt kimliği üzerinden değil, aynı zamanda Türkiye'nin iç politik dinamikleriyle de derinlemesine bir bağlantı içerdiğini göstermektedir. AKP’nin Kürt sorununu çözümü konusunda geçmişte söyledikleriyle çelişmektedir sayın Demirtaş.
Sanırım Sayın Demirtaş, geçmişte savunduğu birçok tezinden vazgeçerek Kürt sorununun çözümünü siyasal İslam çizgisinde olana AKP’yle çözüleceğine inanmaktadır ya da yedi yıla aşkın bir süredir cezaevinde oluşu, geçen seçimlerin kaybedilmesi direncinden bazı kayıplara neden olmuş gibi görünmektedir. Bu durum, partilerin önümüzdeki belediye seçimlerinde verecekleri kararlarda daha netleşecektir. Elbette ki her parti, kendince en güçlü adayla mücadele etmelidir, ancak ülkenin siyasi geleceği için üzerimize yüklenmiş sorumlulukları unutmamamız lazım.
Demirtaş'ın bu savunması, kendileri açısından Türkiye'nin siyasi arenasında yeni bir çizginin başlangıcını işaret ediyor. Ancak, bu çizginin nasıl karşılanacağı ve Türkiye siyasi tarihindeki etkisi, zaman içinde netleşecektir. Kamuoyu, Demirtaş'ın sunduğu bu yeni perspektifi nasıl değerlendireceğini ve ortaya çıkan Kürt-İslam sentezinin toplumsal kabulünü, kimileri tarafından kabul edilse de, eminim ki birçok toplum kesiminde de hayal kırıklığı yaratmaktadır.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















