Mehmet Ali DEMİR

pir sultan duruşuna sahip olmak

Mehmet Ali DEMİR
  12-09-2018 14:23:00

Bazı insanlar vardır, Ulaştığı makamın havasına kapılarak geldiği yeri ve edebi, hayayı öğrendiği kişileri unutur.

 

Hızır Paşa bunların en önemli örneklerinden biridir. Yıllardır süregelen bir olgudur bu, Kim olursan ol, nereden gelirsen gel insanoğlu makam gördüğü zaman kibir libasını giyer ve başlar küçük dağlarında en büyük bencilik oyununa.

 

Halk insanı olmak, önder olmak, hiç görmediği tanımadığı insanlar için tereddüt etmeden düşünmeden gerektiğinde canını feda etmektir, onlar kalemleriyle, sazlarıyla, sözleriyle, duruşuyla zalimin karsısında halkının yanında var oldular, bir can varsa feda olsun halkıma dediler.

 

 Pir Sultan fikirlerini korkusuzca söylediği ve korkusuzca söylemekten vazgeçmeyeceği bu vakitlerde, Sivas valisi olan Hızır Paşa tarafından hapse attırılmış ve idam ettirilmiştir, Yaşananın tuhaf tarafı ise Hızır Paşa'nın Pir Sultan'ın yedi yıl müritliğini yapmasıdır, İlimi, edebi ondan öğrenmesi ve onun oluru ile saray kapısı kendisine açılması ve  Sivas’a vali olmuştur.

 

Hızır Sivas'ta yaşayan köylülerden biridir, Hızır yaşadığı Hafik ilçesinin Sofular köyündeki insanların ve yaşamın bozulduğunu düşünerek, Banaz'a yerleşir ve Pir Sultan’a mürit olur.

 

 Hızır'ın Pir sultan Abdal’a hizmeti ve müritliği yedi yıl sürer, Hızır yedi yıl sonunda Pir Sultan Abdal'dan müsaade ister ve ''Pirim bana himmet edin, ruhsat verin büyük adam olayım'' der. Pir Sultan ona ''Hızır ben sana ruhsatta veririm himmette. Ama sen büyük adam olunca kendini kaybedersin, aslını unutursun, gelip beni bile asarsın'' der. Ama hiçbir zaman dualarını eksik etmez. Hızır'ı İstanbul'a yollar. Hızır saraya gider ve tez zamanda ilerler. Paşa unvanı alır ve saray tarafından Sivas valiliğine getirilir.                 

 

 Hızır vali olunca yani mürit Hızır, Hızır Paşa olunca yüksek makamın hevesatına kapılıp haram yemeye, yoksulu ezmeye başlamıştır. Hak gözetmez, namus bilmez bir vali olmuştur.

 Bir gün Sivas'ın müftüsü koca başlı kör müftü Hızır Paşaya bir fetva verir. Şah demenin yasaklandığı ve şah diyenlerin dilinin kesilip, idam edileceğini söyler. bunu duyan Pir Sultan Abdal ise sazı eline alır ve bir deme söylemeye başlar

 

Fetva vermiş koca başlı kör müftü

Şah diyenin dilin keseyim deyü

 

Satır yaptırmış Allah’ın laneti

 

Ali’yi seveni keseyim deyü

 

Şer kulların örüğünü uzatmış

Müminlerin baharını güz etmiş

On ikiler bir arada söz etmiş

Aşıkların yayın yasayım deyü

 

Hakkı seven aşık geçmez mi

Korkarım Allah(tan, korkum yok senden

Ferman almış Hızır paşa Sultan’dan

pir sultan Abdal’ı asayım deyü”

 

 

 Pir sultan Abdal gittiği her yerde şahı öven nefesler ve demeler söyler. Bunun uğrunda ölüme hazır olduğunu candan vaz geçerim Sahtan asla der.

 

 Pir Sultan Abdal'ı sevmeyen, hazzetmeyen kişiler bu durumu Hızır paşaya iletirler, Verilen fermana uymadığını, gittiği her yerde şahı öven şiirler, nefesler söylediğini söylerler.

 

Hızır Paşa askerlerine haber verir ve Pir sultanı yanına getirtir, İlk başlarda saygıda kusur etmez, bir saygı içerisindedir, Eski piri ne de olsa, Tepsiler dolusu yemekler yaptırır ve ikram eder şeyhine. Lakin Pir Sultan ağzını bile sürmez sarayın hizmet kokan yemeklerine.

 

Pirinin yemekleri yemediğini görünce Hızır Paşa ''pirim yoldan geldiniz açsınızdır ama yemeklere elinizi bile sürmediniz'' der. Pir Sultan Hızır Paşa'ya şunları söyler. ''sen haram yedin, zina ettin, yoksulların hakkını yedin, onların ahını aldın. Senin bu haram paralarla yaptırdığın yemeklere değil ben köpeklerim bile ağzını sürmez.'' der. Bunun üzerine paşa konağını penceresinden köpeklerini çağırır ve dediği gibi köpekler yemeklere hiç dokunmadan giderler. Hızır paşa ise bunu kendisine yapılmış bir hakaret olarak algılar ve Pir Sultan'ı hapse attırır. Ama bu yaptığından pişman olur.

 

 Hızır Paşa, Pir Sultanı huzuruna getirtir ve ona bir şartta bulunur. ''pirim içinde şah geçmeyen üç deme söyle seni affedeyim.'' der. Bunun üzerine Pir Sultan:

 

Hızır Paşa bizi Berdan etmeden,

Açılın kapılar Şah'a gidelim,

Siyaset günleri gelip çatmadan,

Açılın kapılar Şah'a gidelim.

 

Bunda bilmeyeni bildirirler mi

Eli bağlı namaz kıldırırlar mı

Yoksa Şah diyeni öldürürler mi

Açılın kapılar Şah'a gidelim.

 

Aslımız Muhammet kıyman cellatlar

Üstümüzde bite davacı otlar

Ölüm Allah emri ya eziyetler

Açılın kapılar Şah'a gidelim.

 

Her nereye baksam yolum dumandır

Pirim bana küfür etse imandır

Zincir boynum sıktı halim yamandır

Açılın kapılar Şah'a gidelim.

 

Sağlıklı mı ola dostun illeri

Karşıda görünen tozlu yolları

Şah’tan elçi gelmiş dem bülbülleri

Açılın kapılar Şah'a gidelim.

 

Güzel Şah'ım çıktı mola köşküne

Can dayanmaz gayretine müşkine

Seni beni Yaradan'ın aşkına

Açılın kapılar Şah'a gidelim.

 

Kapısı yok bacasından bakarım

Gözlerimden hasret yaşı dökerim

Şah'a giden bir bezirgân tutarım

Açılın kapılar Şah'a gidelim.

 

Pir Sultan Abdal'ım güzel şah canım

Ağlamaktır benim demim devranım

Arşta melek yerde çeşm-i efgânım

Açılın kapılar Şah'a gidelim. 

 

 

 Hızır paşa pirini uyarır Pir Sultan kulak asmadan ikinci demeye geçer:

 

      

Kul olayım kalem tutan ellere

Münafıkın her dediği oluyor

Katip ahvalimi Şah’a böyle yaz

Gül benzimiz sararuban soluyor

Şekerler ezerim şirin diline

Gidi Mervan şad oluban gülüyor

Katip ahvalimi Şah’a böyle yaz

 

 

Allah’ı seversen kâtip böyle yaz

Pir Sultan Abdal’ım hey Hızır Paşa

Dün ü gün ola Şah’a eylerim niyaz

Gör ki neler gelir sağ olan başa

Umarım yıkılsın şu kanlı Sivas

Hasret koydu bizi kavim kardaşa

Kâtip ahvalimi Şah’a böyle yaz

 

 

Sivas illerinde sazım çalınır

Çamlı beller bölük bölük bölünür

Ben dosttan ayrıldım bağrım delinir

Katip ahvalimi Şah’a böyle yaz

 

 Hızır Paşa iyice bozulmuştur. Etrafındakiler Hızır Paşa'ya ''nerde kaldı senin paşalığın bir kızıl baş parçası seni dinlemiyor'' derler. Pir Sultan ise ölüme ve Hızır Paşa'ya kafa tutar gibi meydan okur gibi üçüncü deme ‘ye başlar.

 

 

Karşıdan görünen en güzel yayla

Alınmış abdestim aldırırlarsa

Bir dem süremedim giderim böyle

Kılınmış namazım kıldırırlarsa

Ala gözlü Pir’im sen himmet eyle

Siz de şah diyeni öldürürlerse

Ben de bu yayladan Şah’a giderim

Ben de bu yayladan Şah’a giderim

 

Eğer göğerüben bostan olursam

Pir Sultan Abdal’ım dünya durulmaz

Şu halkın diline destan olursam

Gitti giden ömür geri dönülmez

Kara toprak senden üstün olursam

Gözlerim de şah yolundan ayrılmaz

Ben de bu yayladan Şah’a giderim

Ben de bu yayladan Şah’a giderim.”

 

Dost elinden dolu içtim deliyim üstü kan köpüklü meşe seliyim

Ben bir yol oğluyum yol sefiliyim

Ben de bu yayladan şah’a giderim

 

 Hızır Paşa artık kendini kaybetmiştir, Pir Sultan Abdal'ı zindana götürürler, Onu asmak için bir darağacı kurulur, Ve bir deme daha söyler ölümün geldiği anlarda.

 Hızır Paşa ise bir ferman daha buyurmuştur. ''Herkes Pir Sultanı taşlayacaktır, Taşlamayanlar cezalandırılacaklardır der.

 

 

  Bu yazı 8566 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım