Rıza Kapısından Rant Kapısına
Mehmet Ali DEMİRAlevilik bin yıllardır baskıya, zorbalığa, asimilasyona karşı direnirken; özünü hep bir sır gibi taşımayı bildi. Kızılbaş inancı, yeryüzü insanlığının en kadim ahlaki duruşlarından biriydi: Yol, rızalıkla yürünür; Cem, gönülle kurulur; pir, Hak aynasıdır. Ancak son yıllarda bu yolun etrafına örülen kurumlaşma, dernekleşme, siyasetle iç içe geçen yapılar; Rıza Kapısı’nı yavaş yavaş rant kapısına çevirdi.
Eskiden Alevilik için ne dernek vardı, ne de resmiyetin onayına muhtaç cemevleri. Yoldaşlık vardı, açan vardı, gönüllülük vardı. Bir köyde birkaç can bir araya gelir, kimi zaman talibin ambarından çıkan buğdayla, kimi zaman anaların yoğurduğu miyaz lokma olurdu meydan. Cemler, köy evlerinin odalarda kurulurdu; gösterişten uzak, rızadan yana…
Ancak zamanla şehirleşme, göç ve tanınma ihtiyacıyla birlikte Aleviler dernekleşmeye başladı. İlk başlarda bu dernekler yolun sesini duyurmak, inancı korumak için kurulmuş gibi görünse de, zamanla bürokratik yapılar içinde eriyerek inancın asli değerlerinden uzaklaştılar. Açılış törenlerinde siyasetçiler boy göstermeye, dernek yöneticileri protokol sırasına girmeye başladı. Yol bir inançtan çıkıp bir "STK faaliyeti"ne dönüştü.
Bugün devasa cemevleri var. Milyonluk binalar, belediyelerin desteğiyle kurulan kompleksler… Ama içinde ne Cem var, ne de rızalık. Çünkü Cem meydanı siyasetin gölgesine girdi. Oy için, bütçe için, ihale için yapılan cemevleri, artık yolun değil, çıkarın merkezi haline geldi.
Devlet bütçeleriyle yapılan cemevlerinde, devlete muhalefet eden canlar istenmiyor. Lokmalarla değil, sponsorlarla yürüyen bir yapı oluştu. Yolun dili susarken, siyasetin dili Cem kürsüsünden konuşur oldu.
Bir zamanlar pirler vardı; gönüllü, ışıkla yürüyen, talibe yolun anlatan… Bugün pirlerin yerini “başkanlar” aldı. Derneklerde ve federasyonlarda başkanlık koltuğu için seçimler yapılır oldu. Kavga çıktı, bölünmeler oldu, ‘yol kardeşi’ dediğimiz canlar birbirine düşman edildi.
Bazı yerlerde pirler, başkanların emrinde konuşmaya başladı. Oysa yol pirin sözünü emir bilirken, bugün başkanlar kendi çıkarına uygun konuşmayan pirleri dışlıyor. Yolun ışığı olması gerekenler, karanlıkta yön tayin eden yöneticilere biat eder hale geldi.
Geçmişte ziyaretgahlara medet için gidilirdi. Dilsiz dua edilirdi; taşlara, suya, dağa sır verilirdi. Ziyaretlerin bir bekleyeni olmazdı; gönülden gelinirdi, gönülden gidilirdi. Şimdi o ziyaretler bile “aidatlı”, “bağışlı” hale getirildi. Sahiplenenler türedi; bir dağa, bir taşa “bu bizimdir” diyenler çıktı. Çünkü oraya da rant girdi.
Bugün yolu devletle pazarlık konusu yapanlar, cemleri siyasete meze edenler, Aleviliği asimile edenler “akil” ilan ediliyor. Ama inancına, diline, kültürüne sahip çıkanlar; “yol bozan”, “bölücü”, “hain” ilan ediliyor.
Sisteme entegre olan, yolu inkar pahasına meşruiyet arayanlar ‘baş tacı’; ama inancını korumak için direnenler yalnız bırakılıyor, dışlanıyor. Yolun özüyle değil, gösterişiyle ilgilenen bir topluluk oluştu. Pazara çıkarılan yol, pazarda satılmaya başladı.
Kızılbaşlık bir inanç değil sadece; bir duruştur, bir direniştir. Koltuğa, makama, ranta sığmaz. Yol hala Hak’tır. Ve Hak’tan korkanlar değil; halktan yana olanlar bu yolu taşır. Ne kadar yozlaşsa da, ne kadar çürütülmeye çalışılsa da, o gerçek Cem hala köylerdeki üç-beş candadır. Hala bir talibin sofrasındaki lokmadadır. Hala rızalıkla yürüyenlerde, meydanı terk etmeyenlerdedir.
Bu yol, saray kapısında değil, Rıza Kapısı’nda başlar. Ve oraya yüzü dönük olmayanın yürüyüşü yoldan sayılmaz.
Aşk ile...
Mehmet Ali demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













