Sayın Ali Dereli 'ye Açık Mektup
Mehmet Ali DEMİRYol Arkadaşlığı - Yoldaşlık
Yol, cümleden uludur ve bu yola giren, gönlü gönüle bağlayandır. Yârin yanağından gayri her yerde, her şeyde, hep beraber diyebilenlerin yoludur bu yol. Rıza şehri ütopyasına göre üretimde, üleşimde ortaklıktır. Işıktır yol, gayedir, menzildir; menzile vardırandır. Yürüyüştür yol, usuldür, erkândır, edeptir. Her yol bireyi ulaştır(a)maz menzile. Yolun gereklerine uygun doğru yönü - yolu bulmak, doğru, kararlı bir şekilde yürü(t)mek şarttır.
Bu yol zordur. Pirimiz der ki: "Gelme gelme, dönme dönme, / Gelenin malı, dönenin Canı, / Öl ama ikrar verme, / Öl ikrarından dönme." Bu yolda ateşten gömlek giyebilir, demirden leblebi yiyebilirsin. Bunları yapabileceksen gelmelisin. Ve bu yol'a çıkarken de canların, bireylerin yoldaşlarını, yol arkadaşlarını iyi seçmesi şarttır. Riyasız, güvenilir bir yoldaş(lık), serini veren, ama sırrını vermeyen, sırrı ifşa etmeyen bir anlayışla yola girip, yolda yürümek de şarttır. Yol'a, yoldaşlığa, yoldaşlara ihanet ol(a)maz. Gördüğünü ört, görmediğini söyleme diyen ve yol'un gereğini yerine getirendir yoldaş(lık).
Yunus diyor ki...
"Nice tahta çıkanlar yere düştü,
Nice 'ben' diyene sinek üşüştü!
Kendinden uzak tut kibr endişesin,
Kibre uyarsan uzağa düşersin."
Kibir bir kanser hücresi gibidir. Girdiği bedeni içten içe kemirir. Kibirlenen ister Pir, isterse Talip, isterse yönetici olsun, halka da, Hakka da, gerçeğe de uzak düşer. Kişi kibir ve bencillikle sürekli "ben" dedikçe, insanlar o kişinin çevresinden uzaklaşır, onlardan boşalan yerleri de yalaka ve bireysel çıkarlarına düşkünler dol(dur)maya başlar. İyi bir yol önderi kibirden uzak durur, "Ben" demez "Biz" der. "Cümle canlar" der, "İnsanlar" der. 'Ben yaptım, ben ettim, ben hizmet ettim" demez. 'Biz yaptık, birlikle başardık' der.
Yola birlikte çıktığı arkadaşının, yoldaşının açığını kollamaz. Canlardan biri eğer bir hata ve yanlış yapıyorsa, hemen o anda uyarır. Hata e yanlışı yapan bu duruma devam ediyorsa da, asla göz yummaz, tesir eder. Ve dahi bunu yıllarca saklamaz, üstünün örtülmesine izin vermez, kendisi de buna katkı sunmaz, saklamaz. Yapılan hata ya da yanlışı günü geldiğinde koltuğunu korumak, ya da üstünlük kurmak, hata yapan yoldaşını zorda bırakmak için asla kullan(a)maz.
Bilge kişi, yol önderi, kanaat önderi ya da temsilci olan kişi öfkesini kontrol eder ve egolarına, öfkesine yenik düşmez. Öfke kanser gibidir, günbegün insanın beynini, bünyesini, yani tüm organlarını tahrip eder, eritir. Bünyeyi bütünüyle hastalıklı hale getirdiği gibi, varolan güzellikleri, iyilikleri ve dostlukları da azaltır ve bireylere de, yola da her açıdan zarar verir.
Öfke ve ego sinsi bir düşmandır. Kendini bal börek gibi takdim eder, yalancı bir lezzet verir. İnsan, öfkenin ifşaa ediciliğinin farkına varmazsa, arkadaşını, yoldaşını zorda bırakması mutlu ediyorsa, işte o zaman büyük tehlike var demektir. Bu geçici haz ve tatmin olgusu, bireyi içten içe kemirmeye devam eder. Sonunda da birey haz ve hırsa yenik düşer, giderek öfke nöbetleri başlar.. Bazı insani özelliklerini de yitirebilir. İnsan o an öfkesini "hüner", ya da "başarı" gibi zanneder. Nefsi öyle kabarır ki, denizleri ateşe verebileceğini, istediğini kesip asabileceğini, önünde kimsenin duramayacağını hissine kapılır.
Bu bağlamda her insanın çevresinde görünmez bir duvar vardır ve bu duvarın içerisine eş, çocuklar, anne, baba dâhil hiç kimse giremez! Orada yalnızca kendinizle baş başa kalır, yaptıklarınız ya da yapamadıklarınızın muhasebesini yaparsınız.
Simdi buradan sayın Ali Dereli'ye çağrım olsun. Yazdıkların yenilir yutulur değil, yol'a, yoldaşlığa, öğretiye de uygun değil. Eğer söylemlerin 'çamur at izi kalsın' değilse, bu ithamlarının, söylediklerinin kanıtlarını ortaya koymak zorundasın. Eğer elinde herhangi bir kanıt yoksa, son genel kurulda yerin sarsıldı diye, kinle, kibirle yaptıysan, en kısa zamanda tüm Alevi toplumundan da, oradaki canlardan da özür dile ve bir daha ortalıkta görünme. Kendi kendinle bir yüzleş, hesaplaş, özünü dara çek.. İnsanların onuruyla ilgili yazmak, konuşmak, olduk olmadık ithamlarda bulunmak hiçbir insani değere de sığmaz. Şunu bil ki, bu işin peşini bırakmayacağız. Eğer dediklerin doğru ise, bu kez de suçlananlar kendileriyle yüzleşmeli, özlerini dara çekmeli ve bu yolla daha fazlla zarar vermeden çekilmelidir.
Sayın Dereli bu duyumları sanırım çoktan beri biliyordun bunları saklaman tehdit ve şantaj aracı olarak kullanman ise gayri ahlakidir.
İnanıyorum ki,her kim hatta işlediyse bu toplumdan özür dileyip af istemeli ve Yol'un önünü açmalıdır, çüknü bu yollun desturuna göre yol cümleden uludur.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası

















