Seyid Rıza Pire Dersim
Mehmet Ali DEMİR.jpg)
1863 de Dersim’de Lirtik köyünde doğdu. Ancak doğum tarihi kesin bilinmiyor. 1937’de idam edildiğinde, 75 yaşından küçük olmadığı 80’in üzerinde olduğu söylenir. İlerlemiş yaşı, yasalara göre idamına engeldir. Yaşı küçültülür ve öyle idam edilir. Seyit Rıza’nın bu yaş küçültme davasında şöyle bir olay yaşanır: Muhundulu Seyit Uşen (Hüseyin Doğan), S. Rıza’nın yaşını belirleme davasında tanık olur. Tanık Seyit Rıza’nın yaşının (yaşının idamı sağlayan yaştan) küçük olduğunu söyler. Dava yargıcı, yaşı küçültülen Seyit Rıza’ya, tanık beyanına bir itirazının olup olmadığını sorunca, S. Rıza, işlemin bir formalite olduğunu anlar, yargıca şu düşündürücü yanıtı verir:
Tanık, benim büyük oğlumdan iki yıl küçüktür. Oğlumdan küçük biri yaşımı belirler ve yasa da bunu kabul ediyorsa, benim itirazım olmaz.
Seyit Rıza Dersim’in ileri gelenlerinden Seyid İbrahim’in oğludur. Seyid İbrahim eğitimini Nuri Dersimi’nin atalarından Mehmet Ali Efendi’den gördü. Seyid Rıza , Seyid İbrahim’in dört erkek çocuğunun en küçüğü idi. Babası onun, yetenek ve cesareti yanında bilgeliğini sezmiş olmalı ki aşiret yönetimini ona bırakır.
Seyid Rıza Şex Hesenan aşiretinin yukarı Abbasan koluna mensupdu. Şex Hesenan aşiretinin atası Şex Hesen olduğu için aşiretide aynı isimle anılmıştır. Şex Hesen’in türbesi Malatya’nın Arapkir ilçesinin Gîkeyîk köyündedir.
Şex Hesen’in soy şeceresi eskiden Güney Kürdistan’da yerleşik bulunan Baxsi Xan namında bir Kürd’e ulaşır. 13.yy.’da Güney Kürdistan’ın Moğol saldırılarına uğraması nedeniyle Şex Hesen’de bir çok Kürd aşireti gibi Güney Kürdistan’dan göç ederek Kuzey Kürdistan’ın Dêrsim bölgesine gelip yerleşmiş.
Şex Hesen Dêrsim’e vardığında Kalmemo Sîr’ın dergahına gelmiştir. Kalmemo Sîr’ın dergahında hizmetçilik yapan Şex Hesen gösterdiği zekilik ve güzel ahlaklığı ile Kalmemo Sîr’ın beğenisini sağlamış ve Kalmemo Sîr’ın Kince Sûr adındaki kızıyla evlenmiştir. Kalmam’da ailece çok büyüyen Şex Hesenan aşireti Kalmam’dan Lertîk mıntıkasına yerleşmişler.
Kürt’ler Seyid Rıza’ya Rızo,Rayber ve babasının oğlu anlamına gelen Lace Baboyı Ünvarlarıyla seslenirlerdi. Babası Seyid İbrahim’in ölümünden sonra Tujik Dağı eteklerindeki Ağdat köyüne yerleşti.
Yumuşak tavrı, bilge sözleri, olayları soğukkanlılıkla halledişi onun “Reyber” (yol gösteren) ve “Bava” (hikmet sahibi) rolünü yüceltir. Bu nedenle halk arasında; “Rıza Reyber” veya “Lace Bavi” gibi değişik isimlerle anılır. Kısa sürede, acılı yaşamın bu diyarında mistik umarın aranan simgesi olur. Ünlü aşiret reisi Diyab Ağa’nın kızı ile evlenmesi, güvenirliği yanında ününü daha da pekiştirir.
Koçgiri Hareketi’nin kaçan iki lideri Alişêr ve N. Dersimi, Seyid Rıza’ya sığınır. Seyit Rıza, Dersim aşiret geleneğini sürdürür. Merkezi otorite ile politik bağları olan kimi güçlü aşiret liderlerine uymaz ve onları teslim etmez, bu iki lideri sonuna dek, kellesi pahasına korur. Onu, Dersim aşiretleri lideri durumuna getiren bu dürüstlüğü, mertliği, güvenirliliğidir. Bu iki liderle aynı ideali sürdürdüğünün kanıtı onları koruması ve düşüncelerine katılmasıdır. Seyid Rıza’nın bu iki liderin etkisi altında kaldığı kesin. N. Dersimi, Seyid Rıza’dan “saygın bir yurtsever” diye söz eder ve onun ideoloğu olduğunu belirtir.
N.Dersimi ;“... Öncelikle memnuniyete değer bir şey varsa, o da Seyid Rıza’nın bütün kuvvet ve kudretiyle ve hakiki bir imamla beni sevmesi ve takdir etmesi ve her türlü hareket arzularımı kayıtsız ve şartsız kabul edilmesi idi.
Seyid Rıza’nın bana bu derecede itimadı, Türkiye hükümet makamlarının zararı dikkatini celbetmiş bulunduğundan, her ne suretle olursa olsun Dersim’den çıkarılmam veya yok edilmem konusunda gizli yöntemlere başvurulduğu da anlaşılmıştı. Malum olduğu üzere Garbi Dersim’de Seyid Rıza umum Şêx Hesanın aşiretleri rehberi ve manevi reisi ve hem de baş evladı bulunuyordu. Pederim Mılla İbrahim’den hususi tahsil görmüştü. Mütefekkir, Milliyetperver ve fıtri zekası dolayısıyla Türkiye hükümeti Seyid Rıza’yı umum Dersim’in yüksek bir reisi ve bu suretle beni de Seyid Rıza’nın kati surette ideoloğu tanımakta idi.”
Seyid Rıza’nın 3 oğlu; 1.Şeyusen, 2. Şıx Hasan, 3.Bava (Baba)’dır.
Başından itibaren otoritesini kuramadığı Dersim'i ezmek, politik ilhak sürecinde Kemalist burjuvazinin stratejik hedefini oluşturuyordu. Bölge bölge bütün isyan ocakları söndürülerek, Kürdistan istila edilerek Dersim etrafındaki çember daraltıldı. TC, bütün güçlerini Dersim'i imha etmeye seferber etti. 1936'da M. Kemal meclisin açılış konuşmasında "Dahili islerimizden en mühim bir safra varsa o da Dersim meselesidir" diyerek, “ezilmesi için ne gerekiyorsa yapılmalıdır” diyordu. 2 Ocak 1936'da yürürlüğe giren Tunceli Kanunu’yla Dersim'in adi Tunceli olarak değiştirildi. General Abdullah Aldoğan Dersim'e vali ve kumandan 3. Umum Müfettişi olarak atandı. Alpogan’ın Dersim üzerinde her türlü tasarrufa yetkisi vardı. Aldoğan, sıkıyönetim ilan ederek, terör ve idamlara başlayarak Dersim'e asker yığdı. Bu katil elebaşının saldırıları karsısında Dersimliler direniş bağlarını güçlendirdiler. Dersimliler Seyid Rıza önderliğinde 1937 yılı başında M. Kemal'e bir uyarı bildirisi sunarak "Bütün jandarma ve ordu mensuplarının bölgeden çekilmesini, her türlü imar (askeri amaçlı) çalışmalarının (köprü, demiryolu vb.) durdurulmasını isteyip silahlarını koruma hakki ve vergilerin hafifletilmesi" taleplerinde bulundular. Türk devleti kuvvetleri 1937 İlkbahar’ından tanklarla toplarla, uçaklarla saldırıya geçtiler. Türk ordu birlikleri, insanlık tarihinin en büyük katliamlarından birini gerçekleştirmeyi basardılar. Kendi saflarında yer alıp, Seyit Rıza güçlerine karsı çarpışan aşiretleri bile katliama uğratmaları yapılan soy kırımın düzeyinin ifadesidir. Savaşta yenemeyeceğini anlayan Türk birlikleri, hileye başvurarak görüşmek için Erzincan'a çağırdıkları Seyit Rıza’yı 15 Eylül 1937'de tutukladılar. 1938 yılında tekil ayaklanmalarla devam eden direniş tam bir katliamla sonuçlandı/yenildi. 60 bin Dersimli katledildi, on binlercesi sürgün edildi. Yüzlerce genç kız, kadın, namusunu teslim etmemek için kendilerini kayalıklardan, Munzur'un suyuna attılar. Kürdün sırtındaki ihanet hançeri bu direnişte de ortaya çıktı. Seyit Rıza’nın yeğeni Rayber, General Aldoğan’ın talimatıyla, Koçgiri ve Dersim ayaklanmasının kahraman önderi Alişler ve esi Zarife'yi alçakça bir oyunla öldürüp, baslarını keserek bir çuval içerisinde General Aldoğan’a teslim etti.
Seyit Rıza, 1937’de kendini savaş içinde bulur. Başına toplar yağar. Beklemediği tepkilerle karşılaşır. Çok güvendiği dostu Alişêr ve eşi Zarife’nin haince katledilmelerine dayanmaz. Uzun ve yoğun süren bir çatışmadan sonra, barış görüşmelerini yapmak için çağrıldığı Erzincan’da 5 Eylül 1937’de tutuklanır. Elazığ’a getirilerek yargılanır. Bu yargılama sonucunu ve Seyit Rıza, darağacına giderken bile, ölümü hiçe sayan biri olduğunu, idamı için Ankara’dan gönderiler İhsan Sabri Çağlayangil’in anılarından öğreniyoruz.
Seyid Rıza’nın ailesinin çoğu 1938 Dersim isyanında öldürüldü. Seyid Rıza’ya Erzincan Valisi’nden isteklerinin kabul edileceği haberi ulaşır. İki arkadaşı ile birlikte Erzincan yoluna düşen Seyid Rıza Fırat nehri üzerindeki köprüden geçtikten sonra köprünün karşı tarafında kurulu olan asker çadırındaki askerler tarafından iki arkadaşıyla beraber 5 Eylül 1937’de tutuklanır. Daha sonra beraberinde tutuklanan Rizê Berti ve Sekina’nın çobanı , Seyid Rıza’nın yanındaki arkadaşlarını kurtarmak için onların köylerinin çobanları olduğunu söyler, arkadaşlarınında aynı doğrultuda ifade vermeleri yüzünden her ikimside serbest bırakılırlar. Seyid Rıza ve 71 yurtsever Elazığ'da yargılandı. Mahkeme heyeti 11 kişi hakkında idam kararı verdi ama çok yaşlı oldukları gerekçesiyle 4'ünün cezası 30 yıla indirildi.
Seyid Rıza, Seyid Rıza'nın oğlu Resik Hüseyin, Şeyhan aşireti reisi Seyid Hüsen, Yusufan aşireti reisi Kamer'in oğlu Fındık, Demenan aşireti reisi Cebrail'in oğlu Hasan, Kureyşan aşiretinden Ulkiye oğlu Hasan, Mirza Ali'nin oğlu Ali hakkında verilen idam kararları 15 Kasım'da apar topar infaz edildi.
Seyid Rıza ile isyanın önderi konumundaki 11 kişi 18 Kasım 1937’de Elazığ’ın Buğday Meydanı’nda asıldılar.
Seyid Rıza’nın cesedi sonradan bir ziyaret yeri olmasını önlemek için yakılarak, külleride bilinmeyen bir yere gömüldü. Dönemin Emniyet Müdürü olan daha sonra da Adalet Partisi Dışişleri Bakanlığı yapan İhsan Sabri Çağlayangil Seyid Rıza'nın idamını anılarında şöyle anlatmaktadır;
"Meydan doluşmuşçasına, boşluğa şöyle seslendi: ‘Evladı Kerbalayıh. Bı hatıyh. Ayıptır, zulümdür, cinayettir’, dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap-rap yürüdü. Çingene'yi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağı ile tekme vurdu, infazını yaptı." (Anılarım, Syf.51-52)
Fakat bazı iddialara göre Seyid Rıza son sözlerinde ayrıyeten "75 yaşındayım, şehit oluyorum, Kürdistan şehitlerine karışıyorum. Dersim mağlup oluyor, fakat Kürtlük ve Kürdistan yaşayacaktır, Kürt genci intikam alacaktır, kahrolsun zalimler! Kahrolsun kahpe ve yalancılar." demiştir ve Çağlayangil bunu bilinçli olarak yazmamıştır.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













