Seyit Rıza ve oğlu Resik Huseyn ’in Mezarları nerede?
Mehmet Ali DEMİR.jpg)
Seyit Rıza ve arkadaşları 82 yıl önce Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi, halen mezar yerleri devlet tarafından saklanıyor.
Seyit Rıza, oğlu Resik Huseyn ve 5 arkadaşıyla beraber 15 Kasım 1937’de Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi.
15 Kasım 1937 yılında, “Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu; ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim bu da size dert olsun” diyerek bize onurlu ve kararlı bir direniş ve mücadele geleneğini miras olarak bırakan Seyit Rıza’nın, oğlu Resik Huseyn ve 5 mücadele arkadaşıyla beraber idam edilişlerdi ve devler tarafında gizli olarak gömüldü 82 yıl sonra soruyoruz mezarları nerede.
Dersim halkının, Alevi ve Kürt toplumunun maruz kaldığı tarihsel katliama, baskı, inkâr ve asimilasyon uygulamalarına karşı direnişin, umudun ve mücadele kararlılığının timsali olan Seyit Rıza ve geleneği, 82 yıl oldu, halen gidip bir çerağ uyandırıp dua edeceğimiz bir mezarı yok bu Kürtler aleviler ve dersimleler için bir utanç meselesi olmalı biziler bunun için yeterli kadar mücadele ettik ‘mi? Halkı için böyle büyük bir bedel ödemiş bir önderin mücadelesine sahip çıkabildik ‘mi?
Seyit Rıza, idamların, katliamların, inkâr ve baskının, direnişi ve mücadele azmini yok edemediğinin en önemli örneklerindendir. Alevi Kürt halkının ve Türkiye halklarının hafızasından silinemedi, yok edilemedi ama yeterli sahiplenme oldu ‘mu sorusu ortada.
Seyit Rıza’nın mezarı bugün de ailesinden ve Alevi Kürt halkından saklanıyor. Bugün de “mezarsızlık” politikalarının bir devamı olan “gömme” ve “yas” gibi insanî ritüellerden mahrum bırakılıyor.
Dersim Katliamı, hala bu ülkenin karanlık tarihinin aydınlatılmamış ve yüzletilmemiş bir sayfası olarak duruyor. Türkiye toplumu bu karanlık tarihle, katliamlarla, yaşatılan zulümlerle mutlaka yüzleşmeli ve hesaplaşmayı başarabilmelidir. Hakikatlerin ortaya çıkarılması, adaletin sağlanması ve acıların paylaşılması ortak, demokratik ve eşit bir geleceğin mayası olabilir, birlikte yaşam ancak böyle gelişebilir.
Devletin zulmüne boyun eğmeyerek zalimlere dert olan, ölüme korkusuzca yürüyen Seyîd Riza'nın üstündeki geleneksel yöresel kıyafetlerini zorla çıkartıp, zorla takım elbise ve fötr şapka giydirip mahkemeye çıkarttılar, ki idam kararını önceden vermişlerdi
İdamdan önce Seyit Rıza’ya son sözü soruldu ‘Kırk liram ve saatim var. Oğluma verirsiniz’ dedi. “Oğlunu da asacağız” dediler. O zaman beni oğlumdan önce asın” dedi.
Bu isteği kabul edilmedi. Oğlu Hüseyin,
Seyit Rıza’nın gözleri önünde asıldı..."
Ayıptır!
Zulümdür!
Cinayettir!
Bu züllümü artık devam ettirmeyin, Seyit Rıza Oğlu Resik Huseyn mezarı nerede?
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası















