Size Gösterilen Saygı Kişiliğinize Değil Temsil Ettiğiniz Kurumlaradır (2)
Mehmet Ali DEMİRBir önceki yazımın son kısmında tahkiye yapmayın demiştim, bunu biraz açalım; neden içimizdeki yanlışları görmüyoruz yada onlara hemen tepki vermiyoruz, korkulmalarımız veya endişelerimiz nedir? Bana kimse düşman olmasın, küsmesin yarın öbürgün düğünüm olur yada bu makamı kaybederim endişesiyle hareket edenler zaten toplum lideri olmaz onlar bu toplumu çürümeye götürür. Hani yol cümleden uluydu.
Asimilasyon, insan ve toplumun, zor ve inceltilmiş her türden baskı yöntemiyle kendi toplumsal hakikatine yabancılaştırılmasıdır.
Bugün ne görüyoruz asimile olmuş bir kısım Alevi haça gidiyor; Irak’a gidip Hz. Hüseyin Türbesinde boy, boy çarşaflı resimler çekip sosyal medyada paylaşıyor, bayram cemi diye bir cem çıkardılar, bayram sabahı saat 7,30 cem yapılıyor. Dedeler haça gidiyor, yani Alevilik yok edilmeye çalışılıyor. Bizi yavaş yavaş bunlara aşina etmeye çalışıyorlar sonunda diyecekleri şey bu; Allahlımız bir, Peygamberimiz bir, Kitabımız bir, o zaman buyurun namaza.
İnancımızdan mı utanıyoruz?
Neden acaba? o ne der ayıptır; aramızda başka inançtan birileri var onlara ayıp olur, yada bak o bayramda namaz kılıyor bende Cem yapıyım, işte bu başkasına benzeme hastalığıdır oysa ben Aleviyim ey can benimde bir yolum ve erkanım var bununda ritüelleri var tüm benliğim ve gururumla bunu her yerde yerine getirmeliyim ve savunmalıyım dediğimiz an Alevilik kurtulur "zaten savunamıyorsan utanıyorsan sen Alevi değilsin" senin uluların yol önderlerin bu yolda asla taviz vermediği için canlarıyla bedel ödemiş ve dönen dösün ben dönmezem yolumdan demiş.
Çürüme bulasıcıdır dedik, eğer bu çürümeye öncülük edenler hiyerarşinin tepesindeki kişilerse oradaki örgütlenme zihniyetin buna göre şekillenmesi kaçınılmaz olacaktır. Ama diğer yanda sıradan vatandaşın bile bu zihniyete intibak edemediğini görüyorsunuz peki neden? Kimse bana "eğitim" veya "cahillikten" bahsetmesin. Bunun asıl nedeni geçmişte totaliter devletlerin baskıların insan beyninde yaratığı tahribattan geliyor ve şimdiki zihni berrak olmayan yöneticide zamanı değil deyip yanlışı yapmaya devam ediyor.
Bu anlayışı hemen önüne geçmeliyiz yoksa yok olmaya mahkumuz.
Şu anlamıyla düşünürsek bir bünye eğer bir şekilde bir mikrop kapmışa yapılacak tek şey o bölgeyi kesip almak hiç tereddüt etmeden, yoksa tüm bünyeye yayılır çürütür ve yok eder yani öldürür. Eğer bunu yapmazsak çürümüşlük orada ilkesizlik boş vermişlik yaratır buda herkesin kendi doğrusunu dayatmasına kadar gider, yani örgüt ruhunu yok eder.
Bu hastalık başkasına benzeme gayretinin bir sonucudur bunun adına çürümüşlük diyoruz. Çürüme bizden ve bizim yanlışlarımızın bir sonucudur. Çürüme başladığı zaman tedbir almazsanız bütün bünyeyi sarar. Çürümüşlük bulaşıcı bir hastalıktır unutmayın.
Bulasıcıdır çürüme, bir kasanın içinde çürümüş bir elmayı düşünün eğer onu oradan almazsak zaman içinde kasanın içindeki tüm elmaları çürütür, oysa onu oradan alıp atarsak ve yerine bıraktığı mikrobu temizlersek belki bir elmamız çöpe gider ama kasada geride kalanını kurtarırız.
30 yıllık süreçte kurumlarımızın inançsal ve siyasal anlamda geldiği yer neresi? Biz hangi acıları hissediyor hangi erdemleri savunuyoruz? Alevilik insanın vicdanıdır diyoruz ya; Adalet, erdem, inşan olma kavramları bizim için ne ifade ediyor? Alevi kızılbaş inanıcını bizler doğru savunamıyorsak halen koltuk makam veya tereddütle hareket ediyorsak bizlerden sonraki yeni neslin neyi nasıl hangi değerlerle savunacak çürümüşlük onlarda bulaşmaz mı?
Toplumsal hakikat alanı, o toplumsallığa ait tüm değerlerin yaşamda anlam kazandığı ekolojik atmosferdir. Buradan yola çıkarsak, asimilasyona karşı duruş; gerek birey gerekse de toplumsal olarak kendi gerçekliğini arama eylemidir. Ondan olsa gerek ki, Alevi erenleri, “Ne ararsan kendinde ara, Mekke’de Kudüs’te Hac’da değil” demiş
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













