Mehmet Ali DEMİR

Tam Bağımsız Türkiye Hayal Ederken

Mehmet Ali DEMİR
  26-07-2018 23:04:00


“Türkiye bugün büyük bir tehlikeyle karşı karşıyadır, Bir çok kesim ve geniş yığınlar henüz bu gerçeğin bilincinde değiller, Ülke Siyasal İslamcıların elinde tam gaz uçuruma gidiyor. 

 

Keskin dişli, kurtlar insan kılığına girmiş, kuzuları yiyerek yaşamlarını sürdürüyorlar.

 

Bir grup dinci, tarikatçı mutlu azınlık ''aksırıncaya, tıksırıncaya kadar'' işkembesini doldururken; milyonlarca insan yoksulluk, açlık sınırının altında çile dolduruyor.

 

 Ama toplum sessiz, devletin tüm kurumları işkâl altında, ve ne yazık ki her kes sinmiş sendikalar, odalar, üniversiteler sessizliği devam ediyor. 



Aziz Nesin geçmişte şunları söylemişti: ‘... Şimdiye dek olduğu gibi, şimdi de haber veriyorum, önceleri yavaş yavaş, ağır ağır, adım adım kötülük uçurumuna doğru giderken, gittikçe hızlanarak, şimdi koşar adım gidiyoruz.

 

 Gelecek karanlık günleri şimdiden görmekteyim. Çevremizde aptal aptal suçlu aramayalım. Aynaya bakalım. Aynamız yoksa bir durgun suya bakalım. Orada suçluyu göreceğiz. İş işten geçtikten sonra 'Kendim ettim, kendim buldum' demenin hiçbir yararı yok...’ (Aziz Nesin.)" 

Çünkü 2003 2018’ze kadar siyasal İslam faşizmi henüz emekleme dönemindeydi, Bugün olduğu gibi Cumhuriyete, 1923 Devrimine cepheden saldıramıyordu, Ve şimdiki gibi yeni cumhuriyetten bas etmiyor, 24 Haziranı yeni cumhuriyetin başlangıcı, Recep Tayyip Erdoğan’ı   bu cumhuriyetin kurucusu görmüyordu.


Daha çok takıyye yöntemi ile götürüyordu İşi, Cumhuriyet kurumlarına açıktan saldıramıyordu, Yani ne orduya ne yargıya kafa tutamıyordu. 

 


O zamanlar kamu malları, fabrikalar yeni yeni satılmaya başlanmıştı. Basın bu denli yalakalaşmamıştı henüz, Mütareke basını gibi hareket etmiyordu, Vakit erkenken İslamcı faşizmin önü kesilmeliydi, Olmadı.



O yıllardan bu yana köprülerin altından çok sular aktı. Çok şey değişti. 2004’lerde eleştirisini yaptığımız, engellenmesini istediğimiz İslamcı hareket, şimdi bize tatlı bir nostalji gibi geliyor… Eğer karşı koymazsak, direnmezsek bu gidişle eski günleri mumla aramaya, geçmişe özlem duymaya devam edeceğiz. 
 


Şöyle bir bakalım çevremize bugün. Yüzlerce TV ve gazetenin içerisinde halka, hakka, hizmet eden kaç gazete, kaç TV kaldı? Kaç gazete gerçekleri yazıyor, halkı uyutma yoluna gitmeden kaç TV doğruları söylüyor?


Bu görüntü, Recep Tayyip hükümetinin çok sözünü ettiği özgürlük, insan hakları, demokrasi anlayışı konusunda sanırım bize bir ipucu veriyor.

 

Özellikle, AKP’yi tutmayan, desteklemeyen medya kuruluşlarına yaşam hakkı yok onlar için demokrasi basın özgürlüğü onlar gibi düşünmek onların düşündüklerini yazmak.

 

 Bu ülkede ötekilere yasam hakkı yok, Kürtlerin, Alevilerin, Ermenilerin yasam hakkı yok, onlar her şekilde susturulması lazım.

 

Bir yayın organı, iktidara ufak tefek çıkışlar, göstermelik eleştiriler yapabilir ama asla sıkı muhalefet yapamaz, asla gerçekleri ortaya koyamaz...



Yalakalar, liboşlar Mahmutpaşa satıcıları gibi “12 Eylül Anayasasına son vereceğiz, demokrasi geliyor!..” diye bas bas bağırsalar da gelinen nokta, yaşanan olaylar her hangi bir açıklama gerektirmeyecek kadar açık seçik ortada… Büyük usta Aziz Nesin’in deyişiyle “Kötülük uçurumuna artık “koşar adımlarla” değil, yüz metre koşusuyla ilerliyoruz.

  Bu yazı 5889 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım