Tayyip Erdoğan cumhuriyet demokrasi ve Teokrasi
Mehmet Ali DEMİRAKP liderinin yarım ağızla Lozan'ı övmesi, Cumhuriyetin kurucu kadrolarına rahmet okuması değersizdir. 1923 Cumhuriyeti'ne düşman bir siyasetçiyle Lozan tartışmak anlamsızdır.
Recep Tayyip Erdoğan, seçkinci ölçeklere uygun tavırlar sergilemektedir. Halktan biri görünüp seçkinler sofrasında oturması onun bu çerçevede yeterlilikten daha fazla özellikler taşımasından kaynaklanmaktadır. Alışılmış sıradanlıkların dışındadır.
Recep Tayyip Erdoğan da demokratikleşme ve AB'ye girmek amaçlı başa geçti. Ticari ilişkileri ve çocuklarının üzerinden servetini arttırdı. Türkiye bir polis devleti oldu. Basın baskıya alındı. Bunun için yandaş basın oluşturuldu.
Tayyip Erdoğan tüm siyasi yaşantısı boyunca Cumhuriyeti yıkmak için uğraşmış, üstelik bunu bence başarmıştır.
AKP kuruluşuyla birlikte başlayan şeriat taraftarlığı ve şeriat sevgisi her ne kadar ılımlı İslam çizgisine gelse ’de, Halkın değiştirmeyi kabul etmediği dini figürler AK parti iktidarının ülkeyi yönetmesini sağlamıştır.
Bize Sevr'i gösterip Lozan'a razı ettiler diyen Erdoğan uzun iktidarı boyunca işbirlikçilik konusunda bu memleketin önüne Sevr'in gelmesine neden olanlardan geri kalmamıştır. AKP ülkeyi emperyalist planların oyuncağı yapmıştır.
Bugün bu ülkede kimse huzurlu değilse, herkes kendisini tehlikede hissediyorsa bunun sorumlusu Erdoğan ve onun partisi AKP'dir.
Lozan Antlaşmasıyla ilgili yayınladığı mesajda 15 Temmuz darbe girişimine gönderme yapan Erdoğan, bu girişimin mimarlarından birisi olduğunu unutturmaya çalışırken de Türkiye halkının aklına hakaret etmektedir.
15 Temmuz'un arkasında AKP'nin işbirlikçi politikaları ve birbirinden aslında ayrılamayacak iki İslamcı grubun çatışması vardır.
Erdoğan, daha bir yıl önce yerden yere vurduğu Lozan'ı yarım ağız selamlarken esas yutturmacanın üzerini örtmeye çalışmaktadır.
Türkiye'de İslamcı gerici siyasetin özünde işbirlikçilik ve piyasacılık vardır. AKP ve İslamcı diğer çetelerin ortak noktası budur.
Gerici, işbirlikçi ve piyasacı bir odağın başka bir gerici, işbirlikçi ve piyasacı odakla geriliminden zafer çıkartmak yutturmacanın en büyüğüdür.
Eğer Atatürk padişahlığı devirip de cumhuriyeti kurmasaydı; Tayyip Erdoğan gibi İstanbul’dan çok uzakta bir köyde doğan bir çocuğun gün gelip de İstanbul’a yerleşmesi, burada okuyup siyaset yapıp devletin tepesine çıkması asla mümkün olmazdı.
Çünkü, kendisinin çok övdüğü Osmanlı düzeninde Anadolu’nun diğer insanları gibi Rize’nin köylüleri de İstanbul’a asla giremiyorlardı.
İstanbul’daki devlet yönetimine ancak dönme devşirmeler soyundan gelmelerin çocukları geçebiliyorlardı. Bunlar da çok dar bir kadro halinde idiler.
Ama tepede hep Osmanlı ailesinden gelenler bulunuyordu. Yani Tayyip Erdoğan’ın tepeye çıkma şansı asla yoktu.
Cumhuriyet düşmanlarına karşı durmanın en iyi yolu ise bugün yeni bir cumhuriyet, sosyalist demokratik cumhuriyet için mücadele etmektir.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













