Tayyip Erdoğan kaybetmekten korkuyor
Mehmet Ali DEMİR
.jpg)
AK Parti genel başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve partisi yerel seçimlerde Büyük şehirlerde kaybetti, simdi bunun kendisi ve AKP için bir çöküş olabileceği korkusu sardı.
Birçok insan ve ülke için, Türkiye’nin otoriter mi totaliter sisteme kaydığı konusunda söylemler devam ederken İstanbul ve Ankara’nın kaybı sonun başlangıcı gibi görülüyor.
Özellikle son yıllarda Başkan Erdoğan’ın diktatör olup olmadığı sıklıkla tartışılmaya başlandı.
Diktatörlük kavramı Roma İmparatorluğu döneminde başladı ve diktatörler günümüzdeki sisteme benzer bir sistemle seçiliyorlardı! Ta ki Sezar’ın ölümüne dek!
Diktatör, en yalın anlamı ile, bütün yetkileri elinde bulunduran kişidir. Neyin, ne zaman ne şekilde yapılması gerektiğini belirleyen ve hedefe giderken akan kanın hesabını yapmayan kişidir diktatör.
Ben yaptım oldu zihniyeti diktatörlüğün belirtisidir. Kendisini ‘hukuktan üstün görmek ve bu psikolojiyle ipleri elinde tutma çabası diktatörlüğün izlerini taşır. Medyaya baskı kurar ve medya aracılığı ile kendisini halka çok sevilen bir lider gibi yansıtır.
Yasaları istediği zaman, istediği gibi değiştirir. Kendilerine muhalif olan kişi veya kurumlara ceza verilmesini sağlayarak miskinleştirirler, tepki veremez hale getirirler. Aydınlar bir şekilde susturulur.
Peki, Bunu Recep Tayyip Erdoğan için söyleyebilirmişiz?
Türkiye son 16 yılda çeşitli davalarla bir korku imparatorluğuna döndüğünü ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın partide tek adam olmadığını kimse inkâr edemez. Gazetecilerin işlerine son verilmesi medyanın tek elde toplatılması.
Değişik zamanlarda muhalif holdinglere ve bazı medya kuruluşlarına, maliye denetimleri ve bu denetimler sonrasında ciddi cezalar verilmesi peki çok kişide aynı kanıyı uyandırdı! BU tür cezalar hep muhalif sesleri dindirmek, bastırmak olarak algılandı.
Yine bu dönemlerde, aleyhte yazan köşe yazarları için medya patronlarına baskı kurulması ve onlarca köşe yazarının işini bu baskılardan kaybettiğini kimse inkar edemez!
Başbakan Erdoğan'ın toplumun belirli bir kesimini sürekli aşağılamasını siyaset refleksi olarak görmeye çalışsak da, toplumun bir kısmını ötekileştirmek hatta İYİ parti başkanı Meral Akşener söylemiyle toplumun bir kısmının vatan haini ilan edilmesi, kabul edilemez simdi sandıkta kaybedilen seçimlerin nasıl geri alınacağı cabası var. Bu Türkiye’ye ve ülke imajına büyük zararlar vereceği gibi ülkede karışıklık yaratır. Bundandır ’ki Sezar’ın hakkını sezar’a vermek lazım ve halkın iradesine saygı göstermektir asıl olan.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













